• 10.12.2020 00:00
  • (332)

 İktidarın icraatlarını rakamlar vererek sert dille eleştiren Kemal Kılıçdaroğlu'na AKP sıralarından yükselen "O zaman aday ol" sesleri ülkenin başat konusu olmayı sürdürüyor.

Kılıçdaroğlu"nun Cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağı, kendisinin, partisinin veya Millet İttifakı"nın karar vereceği mesele.

Üzerinde durduğum "O zaman aday ol" çağrısı. O çağrının yankısı.

Meclis'te alışık olduğumuz görüntü genellikle şöyledir: Muhalefet sözcüleri, iktidarı sert dille eleştirdikleri, birtakım iddialar ortaya attıkları, memleket varlıklarının birilerine peşkeş çekildiğini söyledikleri zaman iktidar sıralarından şu sesler yükselir:

Şerefsiz.

Müfteri.

Yalan söylüyorsun, yalancı.

Alçak, hain, vatan düşmanı. Kimin ağzıyla konuşuyorsun.

Müddei iddiasını ispatlamakla mükelleftir.

Kılıçdaroğlu ülkenin kötü yönetildiğini iddia ederken iddiasını o kadar güzel ispatladı ki AKP sıralarından bu sözler yükselmedi.

Sadece "O zaman aday ol" diyebildiler.

Bu tepki şöyle de tercüme edilebilir: Çok biliyorsan aday ol, seçimi kazan, ülkenin başına geç, seni de görelim. Bakalım söylediklerini yapabilecek misin, bakalım ülkeyi düzlüğe çıkarabilecek misin?

Dün Halk TV'de Ayşenur Arslan'ın Medya Mahallesi programına katıldım. Bu konuyu konuşurken dedim ki; "Galiba AKP'li vekiller de Erdoğan'dan umudunu kesmiş, onlar da kurtarıcı arıyor. İktidar partisi milletvekillerinin muhalefet partisi liderine 'aday ol' çağrısı yapmasının başka ne anlamı olabilir ki…"

AKP'li vekiller ülkenin çok kötü yönetildiğini görmüyor mu?

Algı yönetimi bir yere kadar, sokağa çıkınca toz pembeymiş gibi sunulan hayat bir anda kapkara oluyor. Vekiller kentlerine, ilçelerine, köylerine gidince acı gerçekle yüzleşiyor.

Kılıçdaroğlu'nun eleştirilerine tepki vermemelerinin nedeni bu.

AKP'li vekiller de Erdoğan'dan umudunu kesmiş derken tabii tümünü kastetmiyorum. Ama büyük çoğunluğu bu rejimden umudunu kesmiş. Dolaysıyla Erdoğan'dan da!

Çünkü rejim/sistem Erdoğan'ın yönetim anlayışına göre kurgulandı. (Hatırlayın, MHP lideri Devlet Bahçeli, "Erdoğan Anayasa'ya uymuyorsa biz Anayasa'yı Erdoğan'a uyduralım" diyerek start vermişti…)

Çünkü rejimle/sistemle Erdoğan bütünleşti.

Çünkü Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi demek Erdoğan demek.

Erdoğan'ın yerine bir başka siyasetçi geçtiği gün bu sistemin kalmayacağını herkes biliyor.

AKP'li milletvekillerinin büyük bölümü ülkenin bu rejimle yönetilemediğinin farkında. Gidişatın iyiye değil daha da kötüye gittiğini görüyorlar.

Görüyorlar ama söyleyemiyorlar.

Ama en azından söyleyenlere tepki göstermiyorlar.

Ama en azından söyleyenleri yalancılıkla suçlayamıyorlar.

Türkiye'nin yüksek faiz/yüksek kur/yüksek enflasyon sarmalına girdiğinin sıkıntısını yaşıyorlar.

Peki çıkış yolu ne?

Artık AKP'lilerin de yavaş yavaş kabul ettikleri bir gerçek var: Kurumlara yeniden hayat kazandırmadan, kuvvetler ayrılığını sağlamadan, hukuk devletini güçlendirmeden, düşünce özgürlüğünün alanını genişletmeden, dış dünyayla kavga etmeye son vermeden, güçlü/bağımsız medya oluşturmadan bu sarmaldan çıkış yolu yok.

Bu sebeple diyorum ki; galiba AKP'liler de, AKP'li vekiller de Erdoğan'dan umudunu kesmiş!