• 26.01.2021 00:00
  • (280)

 Erdoğan halkın nabzını iyi tutan, halkın dilinden iyi anlayan, halkın sorunlarını iyi bilen, halka yakın olan, halkın anlayacağı dille konuşan siyasetçi olarak bilinir.

18 yıllık iktidarının, girdiği bütün seçimleri (2002, 2007, 2011 genel seçimleri ile 2012, 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimleri) kazanmasını bu özelliklerine bağlayanlar çoğunlukta.

Galiba Erdoğan Saray'a kapandıktan sonra bu özelliklerini yitirmeye başladı. Veya nasıl olsa bu halk ne yapsam bana oy veriyor diyerek halkın nabzını tutmak için artık çaba göstermiyor.

Sözü uzatmaya gerek yok. Görünen o ki; Cumhurbaşkanı halktan kopmuş!

Saray bürokrasisine, danışmanlarına teslim olmuş. (Merkez Bankası'nın rezervlerinden 128 milyar doların buharlaştığını, Merkez Bankası'nın (MB) tarihinde ilk kez eksi 50 milyar dolar rezerve düştüğünü en son öğrenen kişi Cumhurbaşkanı oldu, gece yarısı MB Başkanı'nı kovma sebebi de bu.)

Şimdi diyeceksiniz ki halktan koptuğu, halkın nabzını tutamadığı, halkın sorunlarına artık vakıf olamadığı çok iddialı söylem.

Değil. Cumhurbaşkanı'nın Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonu heyetini kabulünde söyledikleri tezimi doğrular nitelikte.

Aynen şöyle dedi; "Bazı dostlar diyorlar ki dükkanlar kapanıyor, şirketler kapanıyor. Kapanan alan yok."

Bu satırları okuyanlara soruyorum; kapanan dükkan, kapanan şirket yok mu? Ticaret odalarının verilerine bakmanıza gerek yok. Çevrenize bakın yeter...

Binlerce dükkan, binlerce şirket kapısına kilit vurdu.

Söze "bazı dostlar diyor ki" diyerek girdiğine göre, demek ki birileri yürütmenin yegane temsilcisine sokağın hâlini anlatıyor.

İşsizliği, esnafın burnundan soluduğunu, dayanacak güçlerinin kalmadığını söylüyorlar.

Ama birileri de (Saray danışmanları veya bakanlar, bakan yardımcıları olsa gerek) ekonominin iyiye gittiğini, bu süreçten güçlenerek çıkacağımızı, Avrupa'nın tökezlediğini bizim çok iyi durumda olduğumuzu anlatıyor.

Esnafın keyfinin yerinde olduğunu söylüyorlar. Cumhurbaşkanı da onlara inanıyor.

"Kapanan dükkan, şirket yok" demesinin başka izahı yok.

Bu yeni rejim/sistem icraatın başı ile devlet başkanı makamını birleştirip, tek elde toplayınca galiba iletişim kanalları da koptu. Üzerine Saray'a kapanma, Saray'da yaşama hali de eklenince sistem danışmanlar yönetimine döndü.

Danışmanlar da; durum kötü, halk perişan, ekmek kuyrukları uzuyor, işsizlik aldı başını gitti, insanlar boğaz tokluğuna çalışır hale geldi, sıkı önlemler almamız lazım demeyeceğine göre durumumuz parlak değil.

Ankara'yı bilmiyorum ama koruma ordusunu bırakıp, Saray bürokrasisine izin verip yanına yakın arkadaşını alıp tebdil-i kıyafetle çarşı pazar dolaşsa, halkla sohbet etse iyi olacak derim.

Hem bizim için hem kendisi için...

Kapanan dükkan var mı yok mu yerinde görür. Kendini kandırıyorlar mı kandırmıyorlar mı anlar. Önüne konular dosyalar mı gerçekleri söylüyor, sokak mı yalandan haykırıyor tartma imkanı bulur.

Belki bu sayede halkın içine geri döner.

Yazıya noktayı koymadan şu notu da ekleyeyim. Siyaset Bilimi eğitimi almış 40 yıllık gazeteci olarak gördüğüm şudur: İnsanlar başbakanlarla dobra dobra konuşur, içini döker, kıyasıya eleştirir. Ama cumhurbaşkanını devletin başı olarak gördüğü için aynı şekilde davranmaz, saygısızlık etmek istemez. İki makam birleşince insanlar dilinin ucuna gelini söylemek yerine yutmaya başladı. Asıl sıkıntı burada.

Cumhurbaşkanı'nın da halktan kopmasının, dükkanların şirketlerin kapanmadığını zannetmesinin birinci müsebbibi:

Yeni rejim/sistem.