• 18.03.2021 15:35
  • (222)

Dün Mecliste yaşananların başka izahı var mı?

Varsa söyleyin. Zaten AKP'liler de söyleyemedikleri için susup kaldılar. Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun milletvekilliğinin düşürülmesi gerektiğini savunamadılar.

Adeta Meclisten kaçtılar.

AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan'ın sözlerini duydunuz mu?

Efendim, Meclis Başkanvekili kararını vermeden (kararı okutup okutmama konusunda) konuşmak boşunaymış, kendisi Meclis Başkanvekili kararından sonra görüşünü açıklayacakmış!

Yahu diyeceğim ama ayıp olacak; mahkeme kararı okununca milletvekilinin vekilliği düşmüş oluyor, o saatten sonra görüşünü açıklasan ne olur açıklamasan ne olur!

Zaten Meclis Başkanvekili kararı okutunca AKP Grup Başkanvekili de ortadan toz oldu. Ne düşündüğünü öğrenemedik. Zaten önemi de kalmadı.

O an anladık ki karar siyasi.

Genel Kurul'u yönetme sırası MHP'ye (Celal Adan) gelince bu meselenin hızla gündeme alınması her şeyi anlatmıyor mu?

Yasama adına iyi bir gün değildi. Ayıplı bir gündü. AKP'li ve MHP'li vekilleler bu durumu içlerine sindiremediler ki anında arazi oldular! MHP'li Başkanvekili oturumu kapattı.

Görüntü, algı şu: Yasama organı yürütmenin (tek kişilik hükümetin) emrine girdi.

Sonuca bakıyoruz, galiba öyle.

Meseleye bakalım.

Gergerlioğlu 2017 yılında bir tweet atmış veya bir haberi retweetlemiş, (o haber hâlâ yayında!) bu yüzden hakkında terör örgütü propagandası yapmak iddiasıyla dava açıldı.

(Öcalan'ın mektubunun Anadolu Ajansı tarağından yayına verilmesine, kardeşi Osman Öcalan'ın TRT'ye çıkarılmasına ne diyelim, bunları yapanlar için soruşturma var mı dava açıldı mı?)

2018 yılında milletvekili olmuş, dokunulmazlık verilmiş ama duruşması sürmüş. Sakatlık burada başlıyor, (Enis Berberoğlu için Anayasa Mahkemesinin verdiği hak ihlaline bakın) Anayasa'ya aykırı ama belli ki birileri gün gelir lazım olur demiş!

Yargıtay hızla onayladı; cezası 2 yıl 6 ay. İnfaz yasasıyla 1 yıl 8 aya düşüyor. Acık cezaevine gidecek, büyük ihtimalle pandemi koşulları nedeniyle verilen cezayı evinde kalarak çekecek.

Şimdi Meclis Başkanı'na sesleniyorum: Bu sebeple bir vekilini Meclisin kapısına koymak, hapse yollamak içinize sindi mi diyeceğim ama sinmese yapmazdınız zaten.

O zaman...

Vicdanınıza sığdı mı, diye soracağım?

Ülkemizi ikinci sınıf demokrasi yapmaya hakkınız var mı, diyeceğim?

Verdiğiniz kararla (MHP'nin desteğiyle veya isteğiyle) yasama organını "tartışmasız onay" makamı haline getirdiğinizin farkında mısınız diye uyaracağım…

Vicdanlarının rahat olduğunu düşünmüyorum. Ama siyasi ikballeri daha ağır basıyor herhalde.

Vicdan ayrı siyaset ayrı gibi.

Görünen o ki birbirlerinden ayırmışlar. Tıpkı dinle, ibaretle ahlakı birbirinden ayırdıkları gibi.

Cumhur İttifakı birleşenlerinin yapmak istedikleri belli. Gündemi HDP'ye kilitlemek, HDP'yi Meclis'ten atarak büyük bir iyi yapmış havası yaratmak, terör endişesi yaratarak endişeli seçmeni saflarına çekmek.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın eş zamanlı olarak HDP'yi kapatma davası açması anlamlı değil mi?

(Başsavcı, Devlet Bahçeli istedi diye mi harekete geçti diye insan sormadan edemiyor.)

Sözü uzatmaya gerek yok. Görünen o ki Cumhur İttifakı, HDP üzerinden oy devşirmek istiyor.