• 6.05.2021 01:20
  • (101)

Bir o kaldı diyeceksiniz. Evet bi o kaldı. Memlekette her şey soruşturma konusu oluyor. Memlekette neredeyse her eleştiri dava konusu yapılıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu hakkında Fatih Türbesi'nin önünde ellerini arkadan bağladığı için inceleme başlatılıyorsa…

Mülkiye müfettişi şikâyet var diye ifadesini alıyorsa...

İçişleri Bakanlığı bunu 'rutin işlem' olarak görüyorsa...

Oturup kalkarken kırk kere düşünün.

Bi o kadar da elinize ayağınıza dikkat edin derim.

Mesela, bir valiyle bir bakanla aynı ortamdayken sakın bacak bacak üstüne atmayın. Biri şikâyet eder, saygısız davranıştan başınız belaya girer.

Ezkaza Cumhurbaşkanı'yla karşılaşırsınız. Ne bileyim çay bahçesinde oturuyorsunuzdur, Cumhurbaşkanı da geçerken uğramıştır. Gerçi böyle olmuyor, Cumhurbaşkanı çay bahçesine uğrayacaksa orada kimlerin bulunacağı, kimlerin Cumhurbaşkanı'yla konuşacağı, kimlerin nerede oturacağı, kimlerin soru soracağı çok önceden belirleniyor.

Ama yine de eskaza oldu diyelim. Sizi unuttular bir köşede sıkışıp kaldınız. Aman bacak bacak üstüne atıp oturmayın.

Biri şikâyet eder, etmese bile savcılar re'sen soruşturma açabilir. İş Cumhurbaşkanı'na hakaret davasına kadar varabilir.

Aman dikkat!..

Bacak bacak üstüne atmak Amerika'da oturma eyleminin neredeyse olmazsa olmazıdır. Onlar oturur oturmaz bir bacaklarını hemen ötekinin üzerine atarlar.

Bizde ise saygısızlık olarak görülür! Hakaret kabul edilir!

Siz hiç iki siyasetçinin bacak bacak üstüne atarak sohbet ettiğini gördünüz mü? Göremezsiniz!..

Bizde oturma şekli, ayaklar yerde dizler birbirine değecek şekilde kapalı, eller dizlerin üzerindedir. Bunun dışındaki tüm oturuş biçimleri kınanır. Altında maksat aranır.

Hele ayakları biraz öne doğru uzatarak hafif kaykıldın mı, yandın!..

Peki cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar bacak bacak üstüne atarak hiç mi oturmazlar?

Otururlar.

Arada sırada, zorunluluktan!..

Yabancı konukları ağırlarken hele o konuk Amerikalıyla anında bacak bacak üstüne atar, bizim başbakan da, bakan da hemen sağ bacağını soy bacağının üzerine atı verir.

O bacak bacak üstüne atarsa ben de atarım, altta kalmam anlamında.

O bacak bacak üstüne atarak bana saygı göstermiyorsa ben de cevabını veririm, altta kalmam anlamında.

Ama alışık olmadıkları için. Doğal yapmadıkları için çok da komik olurlar, oturuş sırıtır, verdikleri fotoğraf sahte kokar.  

Bilhassa gençleri uyarıyorum. Bu aralar aman ne ellerinizi arkadan bağlayın, ne bacak bacak üstüne atarak oturun, ne de ayaklarınızı uzatın…

Yüksek sesle hapşırmayın, öksürmeyin, gerekirse nefesinizi tutun…

Ne olur ne olmaz… Her şeyden bir suç çıkarma döneminden geçiyoruz. Bitmiş davalar, kapanmış dosyalar bile yeniden açılıyor. Beş yıl, altı yıl önce atılan tweetler bile dava konusu yapılıyor.

Arşivler didik didik.

Bırakın beş/altı yılı 61 yıl önceki siyasi gelişmeleri aktarmak, yorumlamak bile artık suç sayılıyor.

Örnek mi?

26. Genelkurmay Başkanı Başbuğ için 3 yıla kadar hapis istemiyle açılan dava.

Başbuğ, 'Güç Odaklarının Mücadelesi' adı altında yakın tarihi anlatan bir dizi kitap yazdı, yazmaya da devam ediyor.

1960'lı yılları anlatırken, şu tespiti yapmış. "Eğer Menderes 25 Mayıs 1960 günü Eskişehir'de erken seçim tarihini açıklasaydı, 27 Mayıs darbesi büyük olasılıkla önlenebilirdi. Çünkü erken seçim kararı alınmış bir hükümete karşı bir askeri darbenin gerçekleşmesi açıkça milletin siyasi iradesine de vurulacak bir darbe olurdu."

Savcı bu tespitten darbe iması çıkarmış. 'halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek' suçundan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açtı.

Bilinen, ilk defa söylenmeyen, o günleri yaşayanların anlattığı tarihi olgu.

Savcı ilk defa duydu halde!..

Tabii, savcı durduk yerde dava açmadı. Başbuğ Cumhuriyet Gazetesi'ne kitabıyla ilgili verdiği mülakatta bunu söyleyince AKP üstüne atlamış, darbe çağrısı yaygarası koparmış, mağduriyet çıkarmaya kalkmıştı.

Tutmayınca, millet bu numarayı yemeğince sustu, konu kapanmıştı ama savcı kapatmamış, görev kabul etmiş!..

(Not: Demokrat Parti'nin son dönemi bu sebeple tam anlamışla araştırılmaz, irdelenmez, tartışılmaz. CHP'yi yasa dışı örgüt sayarak kapatma niyetleri, basına sıkı sansür, siyasi haberlere yayın yasağı, tahkikat komisyonunun kararları, faaliyetleri 27 Mayıs'ı haklı gösterme endişesiyle masaya yatırılmaz. Tarihçiler de darbeci damgası yememek için yeterince anlatmaz, yazmaz.)

Bu savcı Başbuğ'un bu sözlerinden 'darbe iması' çıkarmış, 'kin ve nefrete tahrik' çıkarmış. Bir başka savcı da sizin kaş göz hareketinizden, oturuş kalkışınızdan en azından hakaret çıkarabilir.

Abartmıyorum.

Devir böyle bir devir.