• 11.08.2021 09:42
  • (236)

Cumhurbaşkanı geçen hafta televizyonda gazetecilerin sorularını yanıtlarken, Ağustos ayının kırılma noktası olduğunu ve enflasyonda düşüşün görüleceğini belirterek, bununla birlikte faizlerde de düşüşe geçileceğini söyledi.

Bununla da yetinmedi; “buradan ben sinyalimi belli yerlere vermiş oluyorum. Bundan sonra enflasyonun daha yukarı çıkması mümkün değil. Zira faiz oranlarında da düşüşe geçiyoruz” dedi.

İşte o an faiz ve enflasyon meselesi ekonominin alanından çıktı, siyasetin alanına girdi.

Faiz de enflasyonda siyasi oldu.

Bu sebeple değerli ekonomistler boş yere kalem oynatmasınlar boş yere yorum yapmasınlar.

Emeklerine yazık.

Meseleye ekonomi çerçevesinden bakarsak, enflasyonun yüzde 18.95’e dayandığı ülkede yüzde 19 faiz olur mu?

Enflasyon yüzde 16 iken de faiz yüzde 19’du, 19’un kapısını çaldığında da yüzde 19.

Mantıklı mı?

Değil, o halde meseleyi mantık çerçevesinde yorumlamanın anlamı yok. Ekonominin kuralları geçerli olsaydı Merkez Bankası’nın dolarizasyonun önünü kesmek için faizi en az 100 baz puan belki 200 baz puan artırması gerekirdi.

Bırakın indirmeyi arttırması gerekirdi.

Ekonomi bilimini lütfen rafa koyun.

Zaten 2013 yılından beri rafta diyeceksiniz. Hani Cumhurbaşkanı’nın meşhur faiz sebep enflasyon sonuçtur teorisinden sonra rafa kaldırıldı, sekiz yıldır orada yatıyor.

Haklısınız.

Meseleye siyaset penceresinden bakarsak Merkez Bankası bugün faizi indirecek mi indirmeyecek mi?

İndirmeyecek.

Yüzde yüz!

Ama Cumhurbaşkanı canlı yayında direktif verdi; ‘ sinyalimi belli yerlere vermiş oluyorum’ dedi.

Cumhurbaşkanı işine gelmediği zaman ülkeyi başkası yönetiyormuş gibi davranıyor. Kendinin ülkenin üstünde, memleketin üstünde, ülkenin babası, ülkenin reisi konumuna koyuyor.

Bazı kurumları sorumlu tutarak uyarıyor, kulaklarını çekiyor. Böylece tabanına mesaj veriyor. Olumsuz tabloyu, kabahati başkalarının sırtına yüklüyor.

Bu politikayı yıllardır uyguluyor.

Ama bir dakika. Cumhurbaşkanı, devletin başı ama bu ucube rejime göre aynı zamanda tek kişilik hükûmet. Yani aynı zamanda başbakan.

Yürütme…

Enflasyondan da o sorumlu…

Yüksek faizden de…

Kurların artışından da… 

Merkez Bankası rezervinin aksiye düşmesinden de, 125 milyar doların çatur çutur satılmasından da…

Türkiye’nin göçmen deposu olmasından da…

Yangınla mücadeledeki başarısızlıktan da… Yeteri kadar yangın söndürme uçağı olmamasından da…

Terörle mücadeleden de… İç güvenlikten de…

Pazarlarda 10 liranın altında meyve bulunmamasından da…

Aklınıza gelen her şeyden…

Şimdi diyeceksiniz ki, bir insan bu kadar şeyden sorumlu olur mu, bir insan bu kadar alana yetebilir mi?

Yetemez tabi. Ama kendi istedi, yetebileceğini düşündü. Her alanda çuvallamamızın nedeni bu.

Neyse biz dönelim faiz meselesine. Merkez Bankası faizi indirmeyecek dedik. Çünkü, Cumhurbaşkanı’nın mesajı TÜİK ’e idi. "Enflasyon Ağustos ayında inecek" dedi. Veriler eylül başında açıklanacak.

TÜİK enflasyonu indirecek ki MB de faizi indirsin.

Hani faiz inince enflasyon inerdi. Faiz sebepti. MB faizi indirsin ki enflasyon insin diyeceksiniz!

Kazın ayağı öyle değil.   

Merkez Bankası enflasyon aşağı inmeden faizi indirirse piyasa karışır, ortalık toz duman olur. Hem MB son açıklamasında faizi enflasyonun üzerinde tutacağına söz verdi.

MB Başkanı Cumhurbaşkanı gibi düşünmesine rağmen.

O zaman bütün iş TÜİK’te. Cumhurbaşkanı Ağustos ayının başında, Ağustos ayında yaşanacakları görmeden enflasyonun Ağustos ayında aşağıya seyredeceğini ilan ettiğine göre TÜİK gereğini yapacaktır herhalde!

Nasıl yapacak?

Üretici enflasyonu yüzde 40’i aşmış, okullar açılıyor ağustos harcama ayı, eylül de öyle, ekim de; kış geliyor.

TÜİK bir yolunu bulur. İşsizlik oranını bir ayda nasıl 2.6 puan indirdiyse enflasyonu da indirir.