• 19.08.2021 07:04
  • (98)

Politika yaparken tutarlık olmak lazım. İçeride de dışarıda da. İlkeli davrandıklarını iddia etseler de AKP iktidarı yıllarında maalesef tutarlı politika göremedik.

Rahmetli Demirel’in ‘dün dürdür, bugün bugündür’ politikasına ‘adamına göre’ tavır boyutunu da eklediler. İkisini harman ettiler.

Tüm bakanlar gibi her konuşmasında Cumhurbaşkanı’ndan aldığı talimatlar doğrultusunda hareket ettiğini, kararların Cumhurbaşkanı’nın liderliğinde verildiğini belirten Dışişleri Bakanı demiş ki:

Amerika oturuyor, Taliban ile anlaşma imzalıyor, onda sorun yok. Biz görüştüğümüz zaman sorun var. Kendi menfaatlerimiz için herkesle görüşmek lazım Bu onların ideolojisini benimsediğimiz anlamına gelmez’

Doğru söylüyor. Yüzde yüz haklı.

Menfaatlerimiz için herkesle görüşmeliyiz yaklaşımını destekliyorum ama!

Sormadan da edemeyeceğim.

Esad ile neden görüşmüyorsunuz?

Ama o kendi halkını katleden katil.

Taliban değil mi?

Biri katil yönetim diyelim öbürü resmen terör örgütü. Ankara’nın da onayladığı terör örgütü.

Esad’la diyaloğu kesmeseydik, İç savaşın ilk günlerinden itibaren sonlandırmak için çaba sarf etseydik, sınırımızı yol geçen hanına çevirmeseydik…

Belki milyonlarca kişi Suriye’yi terk etmeyecekti.

Belki uzlaşı sağlanacaktı.

Belki iç savaş bu kadar uzun sürmeyecekti.

Belki beş milyona yakın mültecimiz olmayacaktı.

Belki 40 milyar dolardan fazla para harcamayacaktık.

Belki ekonomimiz bu kadar kırılgan olmayacaktı.

Ama… Çavuşoğlu’nun Afganistan için söylediği menfaatlerimizi için herkesle görüşmeliyiz yaklaşımı Suriye’de geçerli olmadı.

Tam Tersini yaptık. Taraf olduk. Esad’ı devirmek için Özgür Suriye Ordusu’nu kurdurduk/destekledik.

Ankara’nın takıntılı politikasının bedelini milletçe ödüyoruz.

Suriye’de böyle de Mısır’da farklı mı?

Sisi darbe yapıp yönetime el koydu diye bütün ilişkimizi kestik. Ne oldu menfaatimiz için herkesle görüşmemiz lazım politikasına!

Mısır’da işlemedi.

Ne diyor Çavuşoğlu; Görüşmemiz onları benimsediğimiz anlamına gelmez

O zaman Şam’la, Kahire’yle neden görüşmediğimizi de izah etsin.

Doğu Akdeniz’de yalnız kaldık. Libya ile yaptığımız anlaşmayı Mısır ile çok rahat yapabilirdik. Menfaatimiz bunu gerektiriyordu.

İlkesel değil, ideolojik sebeplerle Kahire ile yıllarca temas kurmadık.  Şimdi Dışişleri Bakanı Kahire ile masaya oturmak için sekiz takla atıyor.

Geçelim Libya’ya…

Madem herkesle görüşmek doğru yol. Hafter ile niye görüşmediniz? Darbeci diye dışladınız.

Libya’da da taraf oldunuz. Taraflarla konuşup iç savaşı sonlandırmanın yolunu arayabilirdik.

Yapmadık.

Ama Afganistan’a gelince politika değişti. Suriye’de, Mısır’da, Libya’da izlediğimiz politikadan oralarda düştüğümüz yanlıştan ders mi çıkardık?

Bu sebeple mi politikamızı revize ettik, yumuşattık. Ülkelerin iç meselelerinde taraf olmaktan artık vaz mı geçiyoruz?

Nerdeeee!..

Keşke öyle olsa! Ankara’nın tavrı tamamen ideolojik.

Ankara, Suriye’de Esad’ın devrilmesini Müslüman Kardeşler hükûmeti kurulmasını istiyordu, bu sebeple taraf oldu.

Mısır’da darbeyle Mursi devrilip Müslüman Kardeşler iktidarına son verilince Ankara General Sisi’ye bayrak açtı. 2013 yılından beri küsüz. Diyalog sıfır.

Ankara, Libya’da BM’nin tanıdığı resmi hükûmet Müslüman Kardeşler ekolünden olduğu için Başbakan Serrac’ı destekledi. Yardım konusunda cömert davrandı.

Üç ülkede de ölçüt Müslüman Kardeşlerdi!

Şimdi diyeceksiniz ki Taliban İhvan değil ki. Düne kadar Kabil hükûmetiyle hareket ederken Ülkeyi silah zoruyla ele geçiren, bir anlamda darbe yapan Taliban’a neden tepki göstermiyoruz?

Dışişleri Bakanı neden ‘Taliban’ın verdiği mesajları olumlu karşılıyoruz’ diyerek çiçek atıyor.

Şundan…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözünü hatırlatırım. Ne demişti?

‘Türkiye’nin Taliban inancıyla alakalı ters bir yanı yok’

Fark bu: Tamamen ideolojik.