• 14.05.2021 00:53
  • (88)

Başta sınır komşularımız olmak üzere kavga etmediğimiz ülke kalmadı ve selamımızı  alan da  yok.

Muktedir kendisi gibi düşünmeyen her ülkenin liderine “Eyy... “ çekme havasına girdi.

Dışarıya  efelenmenin bedeli de  Uluslararası yalnızlaşmayı   getirdi.

Bu yalnızlığın adı da   iktidar tarafından ”değerli yalnızlık” oldu.

Dış politikayı iç politika malzemesi yapınca duvara tosladık, bu yalnızlığın adı da iktidar tarafından “değerli yalnızlık” oldu.

Pandemi süreci ile ekonomi bunalıma girdi. Yabancı sermaye ülkeyi terk etmeye çoktan başladı. Ekonomideki olumsuzluklar işsizlik, hayat pahalılığı ve yoksulluk boğazımızı sıkmaya başladı.

Yetersizliğin bedeli de ağır oldu.

Haydi gelin asrın liderinin dış politikasının kısa bir   fikri takibini yapalım...

Mısır’la başlayalım:

Mısır’da iktidara gelen Mursi ve taraftarları muhalefeti neredeyse yok sayar, ülkeyi şeriat kuralları ile yönetmek için adımlar atarlar...

Gayri Müslimlere, sol güçleri ve kendileri gibi düşünmeyenleri aşağılayıcı ahlak dışı sözlerle itham ederler.

Sanatla uğraşanlara karşı baskı yaparlar.

Balerinleri fahişelikle suçlarlar.

Mursi ve ihvancılar muhalefete yaptığı baskı ile askeri darbeye adeta zemin hazırlar.

Muhalefet Mursi’ye karşı tepki gösterir ama hiç bir şey değişmez.

Takvimler 2013 yılının Temmuz ayını gösterirken General Sisi yönetimindeki Ordu, Mısır’da darbe yaparak  yönetime el kor.

Sisi, seçimle göreve gelen  Müslüman kardeşlerin(İHVAN) lider Cumhur Başkanı Muhammed Mursi’yi ve partisinin önde gelenlerini tutuklar..

Ardından Mursi taraftarları sokağa çıkar.

Mısır’da  güvenlik güçleri ile Mursi taraftarları arasında kanlı  çatışmalarda onlarca kişi ölür.

Mısır’da çıkan sokak çatışmaları sadece güvenlik güçleri ile Mursi taraftarları arasında geçmez.

Ordunun yanında yer alan muhalefette sokağa çıkar ve Mursi taraftarlarıyla çatışır. İç savaşa ramak kalır.

Dünya  kamuoyu Mısır’da olan askeri darbeyi soğuk kanlı ve mesafeli değerlendirirken..

Bizim Başbakan Erdoğan  her zaman olduğu gibi; Mısır’da olan askeri darbeye çok aşırı  bir tepki gösterdi ve Mısır ile tüm ilişkileri kopartır.

Mısır’da General Sisi yönetimini açıkça kanlısı ilan eder.

Mısır yönetimiyle hiç bir uluslarası toplantılarda bir araya gelmez.

Hatta Birleşmiş Milletler’in  verdiği bir yemeğe Erdoğan “Sisi ile bir araya gelmem” diyerek katılmaz.

Mısır’da İhvancılara  ait olan ”Rabia”  işaretini Muktedir kendi partisinin  işareti gibi, her toplantıda ve  iç siyasetinde kullanmaya başlar.

Hatta öyle ki, İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlık seçiminde “Oylarınızı Binali Yıldırım’a mı vereceksiniz, yoksa Sisi’ye mi” demeye kadar varır.Muhalefeti  Sisi yanlısı darbecilikle suçlar. Her zamanki gibi kantarın topuzu kaçar.

Yanlışlıklar, yetersizlikler, iç politika için dış politika gütmek bumerang gibi geri döner ve Erdoğan’ı vurur.

Mısır’ın Doğu Akdeniz politikası asrın liderini çok zorlar.. Sisi Türkiye’yi Doğu Akdeniz de  daha da yalnızlaştırır. Düşmanımın düşmanı benim dostum politikasını uygular.

Muktedir bir önce yavaştan  “Rabia” işaretini yapmamaya başladı, basına Mısırla tarihi dostluktan bahseder oldu.

Ardından apar topar Dışişleri Bakanlığından bir heyeti Kahire’ye  Sisi’nin ayağına  gönderdi.

Sisi yönetiminin talepleri doğrultusunda Ankara,Sisi yönetimi aleyhinde yayın yapan Müslüman Kardeşler’in Türkiye’de ki medya yayınına son verdi.

Sisi, barışmak için Türkiye’de ki İhvancıların teslim edilmesi şartını koştu.

Şimdi darbeci Sisi ne diyorsa Muktedir tek tek yerine getirmeye başlamış gözüküyor.

Muktedir Suriye’de de  Esat rejimine altı aylık ömür biçmişti.

Suriye’de Rusya’nın ağırlığını mı ıskaladı acaba?

Suriye’de  Rusya ile karşılaşacağını hiç hesaplamamış olmalı asrın lideri... Suriye’nin bütün hava sahasına Rusya hakimdi ve Rusya izin vermeden hiç  bir yabancı  helikopter bile Suriye semalarında uçamaz.

Ya Rusya ile ilişkiler...

Türk Hava Kuvvetlerinin Rus uçağını düşürmesi ve ve  pilotun paraşütle  atlarken uluslararası antlaşmaları yok sayarak, Çeçen militanların   silahla ateş ederek pilotu  öldürmesi.. iki ülke arasında deprem yarattı.

İlk önce muktedir  “Eyy Putin” çekti.Rus uçağını düşürmekten ve pilotunu öldürmekten pişman olmadığını, talimatı da kendisinin verdiğini,bir daha olsa yine yapacağını söyledi.

Cevap ağır oldu.Rusya’dan elde edilen turizm ve dış ticaret stoplandı.Zoru görünce ilk önce özür diledi,dostum  Putin dedi ama.. Putin Erdoğan’dan yazılı özür istedi. Ama gene de... Putin dakikalarca Erdoğan’ı ve heyetini kapısında bekletmesini gördük.Rus medyası da, sayaçla bu bekletmeyi  dünya medyasına  saniye saniye servis etti..Bu tam bir skandaldı...Ardından Rus savaş uçakları Suriye’de  bir Türk birliğine hava saldırısı yaptı ve 34 Türk askerini bombalayarak katletti..Erdoğan 34 askerin katledilmesi karşısında  çok sessiz kaldı ve Rusya’ya hiç bir tepki göstermedi...Rusya Türkiye’yi Suriye’ de adeta  şamar oğlanına çevirdi.

Ya Suudi  Arabistan...S.Arabistan’ın  Türk ürünlerine uyguladığı boykot dış ticareti çok hırpaladı, Türkiye ile olan ithalat yüzde 18’e   gerilemiş durumda.

Şimdi tornistan yaşanıyor...Müslüman Kardeşler  buharlaşınca dümeni Mısır ve Suudi Arabistan’a kırıldı.

Türkiye bu Sünni liderlik, halifelik rüyalarından hem kayba, hem de hezimete uğradı.

Muktedirin  AB’den ve hukuktan uzaklaşmasının sonucu bunları yaşadık.

AB’den ve demokrasiden yana olan güçler ülkenin buraya gelineceğini biliyordu, hep uyardılar, hep söylediler...

Yandaş medya ve trolleri  asrın liderinin bu duruma düşmesi karşısında “üç maymunu” oynuyorlar.

Çağın niteliğine, teknolojik devrime yabancı olanlar yeryüzündeki gelişmeleri analiz edemez, öngörüde de bulunamaz.

Bir ülkenin dış politika da etkisini hukuk devleti olması ve  ekonomisinin gücü belirler..

Amiyane tabirle böbürlenmenizi  ve tehditlerinizi  kimse yemez.

Bizde halk arasında bir deyim vardır, “Başkasının Yumruğunu Yemeyen Kendi Yumruğunu Balyoz Sanar...”

Not: Tüm okurlarımın Ramazan bayramını kutlarım.