• 30.05.2021 19:11
  • (208)

Tam 25 gündür Organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu, Mehmet Ağar’ı ve eski Başbakanlardan Binali Yıldırım’ın oğlu Erkan Yıldırım’ı hedef alan açıklamaları; ülkenin ve siyasetin değişmez  gündemi olmaya devam ederken...

 Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Soylu’ya ancak  25 gün sonra sessizliğini bozarak sahiplenmesi, farklı yorumlara neden oldu.

Erdoğan’ın suskunluğunun nedeni olarak değişik yorumlar yapıldı... Soylu’nun “mafya lideri  ile iş tutması”nın  parti  içinde ciddi bir sıkıntı yarattığı söyleniyor...Parti teşkilatları Soylu’nun ya istifa etmesini, istifa etmiyorsa  görevden alınmasını istiyorlarmış.. Soylu istifa etmeyince Erdoğan Soylu’yu görevden almayı  gözüne alamadığını; küçük ortak Soylu’ya sahip çıkınc da,Erdoğan’nın  kerhen  Soylu’ya sahip çıkmak zorunda kaldığı ortalıkta dolaşmakta...

 Erdoğan’ın  Soylu’ya sahip çıkan konuşmasını dikkat edin , Soylu’nun  açıklamalarına  benzer şeyleri tekrarladığını görürsünüz.

Soylu Peker’in iddialarına  karşı: “Bu saldırı bana değil, ülkeme ve Cumhur ittifakına yönelik dış ve iç güçlerin saldırısı” diyordu.

Erdoğan’da partisinin  grup konuşmasında  Soylu’nun söylediklerini  tekrarladı.

Ama...

Erdoğan’da Soylu gibi  “Mafyanın Medya Ayağına” hiç değinmedi.

Sahibinin sesi besleme basın da “mafyanın medya ayağı” konusunda  hiç bir haber ve yorum yapmadı.

Her zaman olduğu gibi besleme basın  Saray’dan yapılacak açıklamaları bekledi.

Havuz medyasının  haber kanalların da Saray’ın beslemeler: “gazetecilik yapmıyorlar” ama “tetikçilikleri ve muhbirlikleler” kusursuz.

Meslektaşlarına hakaret eden, iftira atan, çirkinlik ve rezillik peşinde olanlar ,sürüsüne bereket.. Utanmazlıklarıyla ortalarda seyredip duruyorlar.

Kadim dostum  Mehmet  Altan’ın  26 Mayıs 2021 tarihli  “P24 Bağımsız Gazeteciler platformu sitesinde, yayınlanan “Yarım Parantez” başlıklı yazısını okudum...

Altan’ın yazısı zihnimde “Karanlıkta yürüyen  insanın önüne düşmüş bir ışık gibi” parlıyor.

” Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu  “Mehmet Altan’ın tutuklanması şöyle dursun; gözaltına alınması bile hak gaspıdır hemen tahliye edilmeli” diye  karar verdiğinde..

Mafyanın adeta medya da temsilciğini yapan Özışık kardeşlerden Süleyman Özışık Habertürk TV’de:“ Altan’ı mahkeme serbest bırakmamalı, bırakırsa Can Dündar gibi, o da  yurt dışına kaçar” buyurmuş.

Bu nasıl televizyon programcılığı ise, her karanlık adam aklına gelen iğrençliği söyleyebiliyor, rezil bir düşmanlık yapabiliyor; hem savcı hem hakim olabiliyor, moderatör de tavana bakıyor. Dosya sahibi avukatları da programa çağırmıyorlar. Utanma arayacak halimiz yok onlarda, utanmaz olduklarını zaten biliyoruz...Ama Allah’ın sopası yok...”Mafyanın medya da sesi gibi hareket eden bu sevimsiz; Süleyman Özışık’ın ağabeysi tarafından Süleyman Soylu ile Sedat Peker arasında posta güvercinliği yaptığı ifşa edildikten sonra, anında tüydüğü ve yurt dışına kaçtığı haberleri dolaşıyor.”

Mafya-besleme ilişkilerinde çok konuşulacak alçaklardan biri daha kayda geçti...

Bunu hatırlattıktan sonra sıcak  gündeme devam edelim..

Sedat Peker’in hem ifşa hem rezil  ettiği “mafyanın medya ayağından” sonra ,Soylu’nun “yalan” dediklerini  tek tek  belgeleriyle  ispatlıyor..

Süleyman Soylu Habertürk’te gazetecilerle çıktığı programda sorulan sorulara tatmin edici  cevap veremedi...Monolog yaptı. Fatih Altaylı’nın yazısından bu programın danışıklı dövüş olduğu anlaşılıyor.

Mehmet Ağar’ı hedef alması.. Bodrum yalı kavak marina yönetiminden  Ağar   48 saat içinde hemen istifa etmeli demesi önem kazandı... Çünkü Soylu AKP içinde derin çatlakları kamuoyu önüne taşımış oldu.

Habertürk’te konuşmasının içinde Soylu  farkına varmadan Peker’in iddialarını  yer yer  teyit ediyordu..

Örneğin Soylu’nun: ” 1996 yılında DYP İstanbul  il başkanlığından alınan Mehmet Ağar’ın dayısının silahlı adamlarına karşı  aylarca,belimde silahla parti de nöbet tutum” demesi...

”Peker’de bunu söylemiyor mu Soylu’ya? ”Seni kongre salonuna sokmuyorlardı... Benim adamlarım ve akrabalarım sayesinde salona girebildin.. Altı ay benim adamlarım ve akrabalarım  parti de senin için  nöbet tuttular..”  Peker, Soylu için partide silahlı nöbet tutan ortak arkadaşlarından biri ile  yaptığı görüntülü telefon konuşmasını da, yayınladı zaten.

Mafya lideri bu açıklamaları ile  Soylu’yla olan “çeyrek asra dayanan  dostluğunu “ortaya koyuyordu.

Soylu bir de kalkıp “benim bu pislikle bir bağımın olduğunu belgelerseniz anında istifa etmeyen namussuz” falan demiyor mu?  Pes vallahi.

Mafya lideri Peker yayınladığı vidolarla, Soylu’nun açıklamalarını çürütmeye devam ediyor.

Zaten İçişleri Bakanı ile bir Mafya liderinin çata çat polemiğe girmesi görülmüş, işitilmiş bir şey değil...Bir rezalet de bu.Ama Türkiye rezalet obez, arsızı oldu.

Peker’den öğrendiğimiz ortamı dağıtan cinayet ihbarına ne demeli?

Kıbrıslı gazeteci Kutlu Adalı cinayeti için Korkut Eken Peker’den yardım istemiş. Sedat Peker’de adam öldürme konusunda çok güvendiği kardeşi Atilla Peker’i görevlendirmiş. Aman Allah’ım ülkeye bakın.. Katillik yanı sıra bir de; ”o gazetecinin kanı bize nasip olmadı” demesi. Türkiye sanki insan mezbası..25 Yıldır üzerine beton dökülen cinayet şimdi mafya lideri sayesinde bir saniyede aydınlanıyor. Türkiye bir hukuk devleti imiş.. Öyle mi? Korkut Eken de Atilla Peker ile Kıbrıs’a gittiğini kabul etti...Dahası bir dönem Kıbrıs’ta görev yapmış, emekli Generallerden Galip Mendi’de kendisini Korkut Eken ve Atilla Peker’in ziyaret ettiğini, kendilerine beyaz reno  marka bir toros araba tahsis ettiğini üstlendi..

Peker  ”Kürt iş adamlarına düzenlenen suikastlar ile Uğur Mumcu cinayetinin arkasında” derin Mehmet Ağar’ın ve ekibinin olduğunu” da iddia etti...Cinayet yerine ilk katil gelir, Mumcu’nun cinayet yerine de, ilk önce Ağar geldi demesi, bu iddialı cümlesi dikkat çekiyordu.

Programda hukuk devleti adına bir çöküntü de; Soylu’nun gürültüye getirdiği Sedat Peker’in “bir milletvekiline her ay on bin dolar maaş veriyor açıklamasının”, arkasını getirmemesiydi.

İçişleri Bakan Soylu “bizim dönemimizde aydınlatılmayan faili meçhul cinayet kalmadı” demesiydi..

Bu kadar da toplumun aklı ile alay edilmemeli....Faili meçhul  cinayetler ve katliamlar aydınlatıldı da, kamuoyunun  niye haberi yok.

-1995 yılından bu yana  Cumartesi Anneleri her hafta Galatasaray Lisesinin önünde toplanıp; ”polis ve jandarma tarafından gözaltına alınıp kaybolan yakınlarını arıyorlar..” Gözaltında  kayıp olanları   aydınlattınız mı?

-9 Ocak 2007 yılında katledilen Hırant Dink cinayeti aydınlatıldı mı?

-28 Aralık 2011 Tarihinde, Roboski ‘de F-16  askeri savaş uçaklarıyla katledilen 34 Kürt vatandaştan , bunların yarısı çocuktu, bu katliamı çözdünüz mü?

-20 Temmuz 2015 Tarihinde Urfa’nın “ Suruç ilçesinde 34 barış sever  insan” bombalı saldırı sonucu katledildiler, failleri kim?

-10 Ekim  2015 yılında, tarihe “Gar Katliamı” olarak geçen, barışçıl gösteri yapan binlerce insanın üzerine, üç beş saniye aralıklarla bombalar atılarak 103 kişi öldü katilleri, bulundu mu?

-28 Kasım 2015’te Diyarbakır Baro başkanı Tahir Elçi Diyarbakır’da güpe gündüz ,kameralar önünde silahlı suikasta kurban gitti, katilleri yargı önüne çıkartıldı mı?

-2013 yılında, Gezi olaylarında öldürülen 8  kişinin katillerini, ne zaman aydınlattınız?

Sayın bakan, ”bu topraklarda 17 bin faili meçhul cinayet işlendi ve failleri hala bulunamadı.”

Soylu’nun her açıklaması kendini zora sokuyor.

Bir de sayın Bakan:”Ben içişleri Bakanlığına oturmadan önce, güvenlikle ilgili bir makale bile okumadım” diye övünmüyor mu?

Keşke Soylu:

-1995 yılında TBMM’nde  kurulan Faili meçhul cinayetler raporunu...

-1996 yılında yine mecliste oluşturulan   Susurluk komisyon raporunu...

- Susurluk’ta derin devletin ortaya çıkması için, çok büyük mücadele veren dönemin Başbakanı rahmetli Mesut Yılmaz’ın talimatıyla; Başbakanlık Teftiş Kurulu başkanı Kutlu Savaş’ın Susurluk üzerine  hazırladığı, raporunu  okumuş olsaydı!..

Mafya ile iş tutmaz, hukukun dışına da çıkmazdı!..

Bir Türkü var  “bu yol Pasin’e gider, döner tersine gider” diye..

Mafya ile iş tutanlar kendi yolunda  değil, mafyanın yolunda gider.

Toplum  işsizlik, açlık ve yoksullukla boğuşurken...

İktidar bu sorunları çözeceği yerde, bu sorunları ve toplumsal çöküntüyü  dile getiren muhalefeti  teröristlikle suçlayıp, tehdit ediyor.

Ülkenin  siyasi gündemini de “iktidarın üçüncü ortağı ,mafya” belirliyor.

Cumhur ittifakı çözemediği her sorunda olduğu gibi...

Mafya liderinin iddialarını da  ”Dış ve iç  güçler ülkemize operasyon yapıyorlar” tekrarlaması ile görmezden geliyor.

Tam bir fecaat..

Allah akıl fikir versin.