• 12.07.2021 01:00
  • (166)

Bu sözü 2009 yılına kadar Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan dilinden düşürmüyor, meydanlarda avazı çıktığı kadar ballandıra ballandıra dillendiriyordu...

Benim iktidarımda geçmişe göre vatandaşım asgari ücretle; şu kadar pirinç,tereyağ,peynir,et,süt daha fazla alıyor diye,rakamlarla propaganda yapardı.

Şimdi bunlar çok gerilerde kaldı,bu anlatımlar ve benzerleri mazi oldu..

Neden?

AB müzakerelerinden ve  hukuktan uzaklaşınca...

Ekonomi  baş aşağı gitmeye başladı.

Tabii bir de yolsuzluklar...

Bir de bitmez tükenmez keyfi harcamalar...

Pandemi Ekonomik bunalımı iyot gibi ortaya çıkardı.

Lafla,Mafla,demogojiyle gizlenemez hale getirdi...

Bunlara göre “kuyruk refah işaretiydi” ya...

Böyle rezil saçmalıklara imkan tanımaz hale geldi ortam..

Altın ve döviz tüm zamanların rekorunu kırdı.

2020 yılında TL Dolar karşısında yüzde 30 değer kaybetti.

2021 yılı Haziran ayı açlık sınır maaşı 2 bin 864 Liraya çıkarak,asgari ücreti geride bıraktı.

Bu tam bir facia...

Çalışan nüfusun yarısı açlık sınırının altında asgari ücretten maaş alıyor.

13 milyon emeklinin 8 milyonu  2 bin lira maaşla geçinmeye çalışıyor.

17 Milyon insan bin 200 lira ile hayatını idame ediyor.

2002 yılında bir çeyrek altın 32 Lira iken...

2021 yılında Temmuz ayı itibarı ile bir çeyrek altın  825 liradan müşteri buluyor.

2002 yılında bir ABD Doları 1 lira 41 kuruş iken..

2021 yılı Temmuz ayı itibarı ile bir ABD Doları 8 lira 70  kuruş seviyesinde seyrediyor.

Seçin bu kardeşinizi “dolarla,faizle” nasıl baş edilecekmiş görün diyordu,asrın reisi?

Doların yükselişini önleyemeyince “dış güçler bize dolar üzerinden operasyon yapıyorlar...”

Ardından  dolara teslim oldu ve “onların doları  varsa bizim de Allah’ımız var” dedi.

Bir de benim uzmanlık alanım “ekonomi” demiyor mu?

Şimdi bu  sınır tanımaz pişkinliğe  siyaset mi deniyor?

2002 yılında toplumun en varlıklı kesimi Milli Gelirin yüzde 39’nu alırken..

2020 yılında aynı varlıklı kesim Milli Gelirin yüzde 70’ni alıyor.

Pandemi süreci ile geniş tabanlı işsizlik 10 milyona çıkarken, üniversite mezunu  genç nüfusta işsizlik yüzde 30’lara çıkmış durumda.

İlk defa işsizlerin sayısı çalışanların sayısını geçti.

Cumhur ittifakın küçük ortağının başlattığı ”Askıda Ekmek Projesi”  tartışmaya gerek bırakmıyor, açlığı ve yoksulluğu resmediyor.

Böylesi bir tablo karşısında vatandaş işsizlik,açlık ve yoksullukla boğuşuyor.

Sadece 5 litrelik ay çiçek yağı bir yılda yüzde yüz zamlandı,35 liradan 70 liraya çıktı.

Muktedir bir de kalkıp elektriğe yüzde 15,Doğal gaza 12 zam yaptı.Doğal gaz yılın ilk 6 ayında zaten yüzde 6, 1 zam yemişti.

Hatırlatayım elektriğe son 3.5 yılda yüzde 122 zam  yapıldı.

Son elektrik ve doğal gaz zammı dar ve sabit gelirli insanları daha çok yoksullaştırdı.

Bu zamları yaz mevsimine denk getirilmesi ise tam bir şark kurnazlığı.

Buna siyaset diyorlar...

Halbuki siyaset halkın refahını ve alım gücünü sürekli artırmak olmalı...

Eğer Elektrik ve doğal gaz zammını 28 haziran da yapmış olsalar idi,emekli ve kamuda çalışanlar ayda   20  lira daha fazla para alacaktı.

Milyonlarca insana 20 Lirayı çok gördüler.

İnanılır gibi değil..

13 milyon emekliye ve kamu da çalışanların  maaşlarına  ilk altı ay için yüzde 8.45 zam yaptılar.

Böylesi bir ekonomik tablo karşısında...

Birde muktedir kalkıp kamuda tasarruf genelgesi yayınladı...

Ama kendi hariç..

Herkes tasarruf yapacak ama yöneten yapmayacak...

Tanımlayacak kelime bulmak zor,garip bir  durum.

Emine Erdoğan’ın halka tasarruf yapalım “porsiyonlarımızı küçültelim “ demesi..

İktidar insanları ne hale getiriyorlar,görmez oluyorlar..

50 bin avroluk lüks çanta kullan,yemek bulamayan yoksullara da “porsiyonu küçültün” tavsiyesinde bulun...

Demokrasi olsa,hukuk olsa,hak mücadelesi olur ve bu tür akıl dışı laflar da edilemez.

Ama demokrasi yoksa,hukuk yoksa,hak mücadelesi verilemiyorsa,rahatlıkla can acıtıcı bu tür laflar edilebilir oluyor.

“Benim iktidarımda alım gücü düşen bana oy vermesin”diyordu?

Ne oldu?

AB reformlarından uzaklaşır,”devletten hukuku çıkartırsanız”,devlet suç örgütüne dönüşür..”

Soygun yol alır ama devlet ve toplum çürür.

İktidar ortağınız “MAFYA” olur,siyasi gündemi de mafya belirler.Şu anda olduğu gibi.

Böyle olunca ülkeye ne yabancı sermaye gelir, ne de var olan yabancı sermayeyi tutabilirsiniz?

Hepsi teker teker gider.

Hukuka dönmeden hiç bir toplumsal sorunu çözemez, iç barışı da sağlayamazsınız.

Direndikçe daha hızlı batar ve batırırsınız.

Nokta.