• 2.08.2021 09:30
  • (164)

Bu soruya toplumun büyük bir çoğunluğu...

 “İşsizlik”  diye başlar...

“Torpil...”

“Pahalılık...”

“Yoksulluk...”

 “Gelir dağılımındaki adaletsizlik” diye devam eder..

Bir de “yolsuzluğun” bu sıralamayı takip ettiğini duyarsınız.

Hukuk diye bir cümle duyamazsınız.

Asıl sorunumuz?

AB standartlarında bir “Hukuk Devleti” olmamız.

Bir ülkede hukukun üstünlüğü yoksa o ülkede yaşayanların, hele de muhalif olanlar “demokratik haklarını kullanmaları” suç olarak yorumlanır.

Son yıllarda “Yargı bağımsızlığından”  ve “eşit vatandaşlık hukuku” konusunda   iktidar çevrelerinden duymaz olduk.

Türkiye AB müzakerelerinden uzaklaştıktan sonra “demokrasi liginden” düşmüş durumda.

Hukuk devleti sıralamasında 126 ülke arasında 109’cu..

Basın özgürlüğü sıralamasında ise 180 ülke arasında 153’cü.

Bir ülkede yargı kararları uygulanmıyor, basın özgürlüğü  yoksa...

Eşit vatandaşlık hukuku  buharlaşır.

O ülke de toplumsal hiç bir sorunu çözemezsiniz.

Çözemediğimizi de ekonomik göstergeler ve özgürlüklere getirilen yasaklar, baskılar bunu fazlasıyla göstermiyor mu?

Hukuk toplumu olamadığımız için..

Çoğulculuk kavramına da  yabancıyız.

Bu ülkede siyasal iktidar  ya da çoğunluk gibi düşünmeyen ve yaşamayana nerede ise hayat hakkı tanınmıyor.

20 Temmuz 2021 Tarihinde Afyon’ da mevsimlik Kürt işçilere yapılan saldırı da 2’si kadın 5’i erkek  toplam  7 kişi yaralandı. Ben yazıyı bitirmek üzereyken 30 Temmuz 2021 Tarihinde  15 yıldır Konya’nın Meram ilçesinde yaşayan Karslı Kürt kökenli bir aileden,  4’ü kadın 7 kişi hunharca silahlı saldırı sonucu katledilerek öldürüldüğü ve evlerinin de ateşe verildiği haberleri geldi. Bu ırkçı saldırı ve katliamlar  besleme basında haber bile olmuyor, Kürtlere yapılan saldırıların fikri takibi de yapılmıyor.

Bu tür saldırılar ve katliamlar sorumlular tarafından  hep münferit olarak açıklanır  ama hiç te saldırıların  arkası kesilmez. Kürtlere saldıran ırkçılar  öldürürlerse tutuklanıyor, ölüm yoksa tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılıyor.

Kürtlere yapılan saldırıları  “Camiciler ve Kışlacılar” ortaklaşa görmezden gelirler.

“Kışlacılar” ve “Camiciler” Türkiye’nin AB içinde yer almasını da  istemezler...

Ülkenin bir “Kürt sorunu” olduğunu da kabul etmezler.

Bu ülkede yaşayan herkesin “Türk, Müsliman ve Sünni” olduğunu savunurlar.

Kendi vatandaşı olan Kürtlerin kültürünü, Alevilerin inancını  yok sayarlar.

Ülke gündeminden düşmeyen sayıları 5 milyon ile ifade edilen; ağırlığını Suriyelilerden  ve Afganlılardan  oluşan yabancılara bu zihniyetin, ”Temel hak ve özgürlükler” üzerinden bakmaları mümkün mü?

Böyle olunca...

Söz de Sosyal Demokrat  Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan gibi  ırkçı ve yabancı düşmanı birisi de kalkar ve  yabancılara suyu on kat farkla satacağım der..

İktidar da on yıldır  AB ülkelerine ya bana yardım edersiniz; yoksa sınırları açar Avrupayı göçmen istilasına uğratırım diye sığınmacıları, tehdit olarak kullanmıyor mu?

Ortak akıl  olarak bilinen uluslararası anlaşmaları  yok sayar; AİHM ‘in kararlarını tanımaz...

Ve...

Suriye bizim içişlerimiz diye Suriye’ye girerseniz...

Komşularınızı ve ittifakta bulunduğunuz ülkeleri  tedirgin eder “değerli yalnızlığınızla” baş başa kalırsınız.

Hukuku yok sayan muhalefeti terörist ilan eden bir iktidar, hiç bir sorunu çözemediği gibi sorunların altında kalır.

Kaldı da.

Türkiye “Hukuka dönmeden” hiç bir toplumsal sorunu çözemez.

Göç sorunu da buna dahildir.

Ülkenin en önemli sorunu “hukukun üstünlüğü” diyoruz.

Hukuk devletinin olmadığı ülkelerde iktidarların  saltanatı vardır.

İşte örneği...

Ülkenin dört bir yanında  başta Manavgat olmak üzere ormanlar cayır cayır  yanıyor, yangına iki yangın uçağı ile müdahale edilirken...

Partili Cumhurbaşkanımızın kullandığı özel uçak sayısı 13.

Muktedirin yanıtı ise itibardan tasarruf olmaz diyor.

Onun için İlle de hukuk diyoruz.