• 16.08.2021 16:25
  • (195)

Kürtlere yapılan saldırı ve katliamlar öyle bir hal aldı ki ardı arkası kesilecek gibi değil.

Toplumun büyük bir kesimi tarafından   Kürtlere yapılanlar “Rutin ve sıradan bir olay” gibi karşılar oldu..

Besleme basın bu saldırı ve katliamları görmezden gelirken, bir kısım medya da ayıp olmasın misali “ne görünür ne görünmez” haberler yapıyor.

30 Temmuz 2021 Tarihinde 20 yıldır Konya’nın Meram ilçesinde yaşayan Kürt kökenli “DEDEOĞLU” ailesine yapılan ırkçı, silahlı saldırı sonucu; 4’ü kadın 7 kişilik ailenin  vahşice öldürülmesi bardağı taşıran son damla oldu.

Bu olay karşısında iktidarın  ve muhalefettin cılız tepkisi, basının görmezliği, yargının umursamadığı; bu vahşet insanı insanlığından utandırıyor ve vicdan azabına dönüşüyor.

Kürtlere ve  Kürtlerin Partisi olarak bilinen  HDP’ye  yapılan kanlı saldırıların kronolojik bir hatırlatması bile vahametin boyutlarını ortaya seriyor.

İnsan şaşırıyor...

Bizim Cumhuriyet herkesi ”Türk, Müslüman ve Sünni” kabul eden  bir anlayış üzerine kuruldu.

Bunun dışında olan farklı kültürden, ırktan, mezhepten ve dinden  olanlar yok sayıldı.

Bize Cumhuriyet  eşittir “demokrasi” diye sunuyorlardı  ama...

Hiç te öyle değil..

Bizim Cumhuriyeti ”Altı Ok” şekillendiriyor...

Altı Ok’un için de ne “demokrasi” ne de “hukuk”  var.

Biz Cumhuriyeti “Demokrasi” ile taçlandıramayınca...

 “Hukuk toplumu” da olamadık.

Hukuk toplumu olamayınca “Çoğulculuk” kavramını da yok sayıyoruz.

Eşit vatandaşlık hukukunu da tanımıyoruz.

Cumhuriyete  geçmekle biz  “babadan oğula geçen sistemin önünü kestik” ama...

“Çoğulcu, katılımcı, çağdaş ve  Batı standartlarında bir demokrasiyi hayata geçiremedik.”

Cumhuriyetin kuruluş felsefesine tabi olmayanlar, hep rejim karşıtı görüldü ve görülmeye de  devam ediyor.

Cumhuriyet kurulduğunda ülkenin nüfusu 13 milyondu...

13 Milyon nüfusun yüzde 18’i Gayri Müslimlerden oluşuyordu...

Bugün Türkiye’nin nüfusu 84 milyona çıkarken...

Ülke genelinde  toplam Gayri Müslüm insan sayısı  sadece  100 bin kişi.

1942 yılında çıkartılan varlık vergisi ile  Aşkale ve Sivrihisar’a sürgüne gönderilen, 1400 Gayri Müslime uygulanan Türkleştirme politikası...

1955 yılında 6-7 Eylül olayları ile Gayri Müslimlerin bu ülkeden nasıl yok olduklarının, son vahşi örneğidir.

Cumhuriyet kuran kurucu irade “Kürtleri de yok ederek”, “homojen bir toplum yaratmak” istiyorlardı  ama..

Kürtler yerleşik bir halk olduğu için bu mümkün olamadı. Bu coğrafyanın yedi bölgesinde yaşayan Tarihi, geleneği ve kültürü ile var olan;20 milyon nüfusa sahip, siyasal kimliğini savunan örgütlü bir halk Kürtler.

Şimdi Kürtlerin partisi HDP’yi sandıkta yenemeyince katakulli yaparak ve  yargıya talimat vererek, kapatmaya çalışıyorlar.

Kürtlerin partilerini kapatabilir, seçtiklerine siyasette yaptırmaya  bilirsiniz ama Kürt halkını inkar edemezsiniz.

Ayrıca Kürt sorunu artık uluslararası bir soruna dönüştü.

Kürt sorunu siyasi çözüm bekleyen  bir  sorun olarak ülkenin gündeminden düşmüyor.

Ama  iktidara gelenler “Kürt sorunu”  diye bir sorunu tanımıyorlar.

Demokratik yoldan “Kürt sorununun” çözülmemesinin sonucu, ülke yıllardır hırpalanıp duruyor.

Kürtlerin bir kesimi   PKK gibi bir silahlı örgütü içlerinden  çıkarttılar.

Şu soruyu sormadan geçmemeliyiz:

“PKK’mı Kürt sorununu yarattı? Kürt sorunu mu PKK’yı yarattı?”

Şüphesiz Kürt Sorunu PKK’yı yarattı.

Demokratik yollardan kimliğini ve kültürünün tanınmasını isteyen Kürtlere ve onları haklı bulup destekleyenlere çok büyük bedeller ödettiriyorlar.

Kürt sorunu üzerinden siyasal varlığını meşru zeminlerde sürdüren HDP, 6 milyon seçmenin oyunu almış; İstanbul’dan 12 milletvekili çıkartarak  üçünü parti oldu.. Üstelik Meclisin de üçüncü büyük partisi durumunda.

Sandık demokrasinin namusu diyenler...

Kürtlerin seçme ve seçilme özgürlüklerine müdahale ettikleri gibi..

Kürtlerin iradelerini de tanımıyorlar.

Birde kalkıp HDP Türkiye partisi olmalı demiyorlar  mı?

Daha nasıl Türkiye partisi olacak?

HDP artık anahtar bir parti oldu...

2021 yılında yapılan yerel seçimler ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlık seçiminde oynadığı rolü hatırlatalım.

Dikkat ederseniz yerel seçimlerden sonra HDP’ye ve Kürtlere karşı saldırılar daha da arttı.

Devam edeceğim..