• 1.11.2021 13:51

“Kürt sorununun”  çözülememesi ve düşük yoğunluklu savaş olarak sürmesinin  son  40 yılda, ülke ekonomisine yarattığı ekonomik külfet çok ağır oldu ve olmaya da devam ediyor.

İnsanın aklının almadığı,ağzının açık kaldığı bir külfet…

1999 yılına gelindiğinde;Kürt sorununun 15 yılda süren savaşta 30 bin 461 kişinin ölümüne neden olmuştu.

PKK ile süren çatışmalarda ülke ekonomisinin kaynaklarını kurutmuştu.

Halbuki bu parayla neler yapılırdı,neler…

Bütün bunlara genişlemesine 2006 yılında raflarda yerini alan “Derin Devletin Kara Kutusu” adlı kitabım da yer verdim.Ama gene de kısa anımsatayım.

Sadece 1985-1999 yılları arasında “Kürt sorununun maliyeti 100 milyar dolarlık nakit servete ve 300 milyar dolarlık ticari bir büyüklüğe mal oldu.

 300 milyar dolarla o tarihte  neler yapılmazdı, neler:  

“156 tane Ereğli Demir Çelik devi gibi fabrika satın alınır,Boğaz köprüsü gibi 50 tane köprü yapılır,GAP gibi iki tane daha büyük projeye imza atılır,Atatürk Barajı büyüklüğünde 50 tane baraj yapılır,İş Bankası büyüklüğünde 12 banka daha alınır,60 bin adet ilköğretim okulu yapılır,36 milyon  Bilgisayar alınır,550 milyon dolarlık Ford’un yeni yatırımı gibi 10 tane tesis daha yapılırdı. ”

Bu yatırımlar işsizliği azaltır,enflasyonu düşürür,halkın alım gücünü artırır; hepsinden daha önemlisi ölümleri durdurur ve  iç barışı sağlar,  huzur içinde yaşardık.

Ne var ki,birileri savaşı ve savaşın kanlı parasını tercih ettiler.

Aradan geçen 22 yıl sonra “Kürt sorunu çözememenin sonucu,uygulanan güvenlik politikaları 300 milyar dolardan  “3 trilyon dolara çıktı.”

 Bu 22 yılın 19 yılında  AKP’nin  iktidarda olduğunu da vurgulayalım.

“Kürt sorunun çözülememesi” topluma  işsizlik,pahalılık,yoksulluk olarak dönerken iç barışı da tedirgin etmeye devam ediyor.

20 Milyon insan açlık sınırında yaşarken 50 milyon vatandaşımız da yoksullukla boğuşuyor.

 Şayet son 40 yılda   “3 trilyon dolar” gibi devasa bir  ticari kaybımız heba olmasaydı;bugün dünyanın dördüncü büyük ekonomisine sahip Almanya’nın milli gelirini yakalamış bir ülke olacaktık.

Kürt sorunu ülkenin iç barışını tehdit etmesi, can kayıpları  ve ülke ekonomisini zora sokması uluslararası demokratik örgütlerin de daima   dikkatini çekti,çekmeye de devam ediyor.

Dünyadaki çatışmaların çözüme kavuşması için çalışmalar yürütmek amacıyla kurulan ve Merkezi Londra’da bulunan “DEMOKRATİK İLERLEME ENSTİTÜSÜ”(Demokratik Progress İnstitute) için araştırmacı yazar İzzet Akyol’un kuyumcu titizliğinde hazırladığı:

 “Türkiye Kürt Barış’nı gerçekleştirirse,Kürtleriyle barışmış bir Türkiye,Suriye’deki ve Irak’taki Kürt varlığının garantörü haline gelebilir” Başlılıklı bir raporu var. 22 Ekim 2020 Tarihinde raporun birr özeti “Artıgerçek” haber sitesinde  yayınlandı.

Rapor,Kürt meselesi üzerinden adeta heba olan ülke ekonomisinin tomografisini çekiyor, önemli  detayları  ortaya koyuyor.

İzzet Akyol:”Devletin Kürt sorununu dibindeki siyasi faktörü atlaması ve PKK’yı salt bir şiddet-terör örgütü olarak tanımlayıp,beslendiği sosyal-siyasal zemini görmezden gelerek, PKK’yla mücadelesini askeri yöntemlerle kazanabileceğini zannetmesinin sonucu olarak; Kürtler arasındaki PKK sempatisinin ve desteğinin tedrici şekilde artmasına yol açtığını söylemek yanlış olmayacaktır.”dedikten sonra Hiçbir devletin silah kullanan yasadışı bir örgüte müsamaha göstermeyeceğini de anımsatıyor.Siyasal alanın daraltılmasının sorunu büyüttüğünü de dile getiriyor.

“Türkiye mevcut soruna siyasi bağlamda bir çözüm geliştirmeyi başaramazsa,PKK nın (veya uzantısı olan örgütlerin ) askeri olarak mağlup olsa dahi yeniden dirileceklerini söylemek kehanete girmez” iddiasında bulunuyor.

40 Yılda 3 Trilyon dolar gitti:

 Erdoğan ve  kurmaylarının açıklamaları da büyük ekonomik kayıplarımızı hep teyit etti.

2007 yılında TBMM Başkanı  Köksal Toptan,silahlı çatışmaların Türkiye’ye maliyetinin 250 milyar dolar olduğunu söyledi.

Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek bir yıl sonra 300 milyar doların üzerinde olduğunu tekrarladı.

Kaybı Bakan Faruk Çelik’de Eylül 2011 yılında 400 milyar dolar olarak ifade etmişti.

Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan çözüm sürecinde 2013 yılında bu rakamın 300 milyar dolar  olarak telaffuz etti.

40 Yılda ise PKK’ya karşı verdiği mücadelenin,Türkiye’ye ekonomik maliyeti  “3 Trilyon dolar” civarında olduğu   ifade ediliyor.

İzzet Akyol Türkiye’nin sorunun çözümünde güvenlikçi politikaları tercih etmesinin örgütü daha fazla siyasallaştırdığını da söylüyor.

Güvenlikçi politikalar Türkiye’yi pragmatik ve rasyonel esneklikten uzaklaştırdı.

Bu durum Türkiye’ye muazzam büyüklükte ekonomik zararlar vermiş ve hala da vermektedir.

Yapılan hesaplamalara göre yıllık Milli  Gelirin yüzde 1’i kadarına tekabül eden bir kaynak,direk olarak  veya dolaylı bir şekilde buharlaşmakta ve yıllara yayılınca, 3 Trilyon doları aşkın muazzam bir olağanüstü bir servet,Türkiye’nin avuçlarının içinden kayıp gitmekte...

Kürt meselesi ve PKK şiddetini, Türkiye’deki sorunların her açıdan en yakıcısı…Çözüm bulunmaması halinde yaşanacakları rapor  şöyle özetliyor:

”Sorunların çözülmesi rasyonel-akılcı politika tercihleriyle ve pragmatik bir esneklikle mümkün olabilecektir.Tarafların bu olgunlukla buluşmaması durumunda,çatışmacı siyaset anlayışı ve özellikle Kürt meselesi eksenli silahlı çatışmalar,Türkiye’ye yüksek beşeri ve maddi bedeller ödetmeye devam edecektir.”

Bugünde her yıl Türkiye  terörle mücadeleye bütçeden  15 milyar dolar para ayırıyor.

Bunlar ortada iken,biz de iktidara gelenler  “savaş tam tamcılığı yaparak”,  “Kürt sorununu güvenlik sorunu olarak” görmeye devam ediyor.

Halk arasında bir deyişi vardır “eloğlu duyar /kardeşin duymaz” misali.

Devam edeceğim.