• 28.11.2021 23:17

15 Temmuz darbe kalkışması  ve OHAL ilanı ile  “Tiranlık Sisteme” geçtikten sonra, Türkiye’de  bir ‘hukuk tiyatrosu’ oynanıyor.

İnsan bu hukuk tiyatrosunu seyrederken ‘Tanrım aklıma mukayyet’ ol diyesi geliyor.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu 26 Ekim 2021 tarihinde muhtarlarla yaptığı toplantıda;’Metruk’ evlerin yıkılmasına mahkeme kararı yok diye karşı çıkan  muhtarlara,”siz yıkın mahkeme arkadan gelir” diye talimat verdi.

Adalet Bakanı Adülhamid Gül, Soylu’ya  isim vermeden ”Hukuk arkadan gelmez önden gider”, biz de hukuku takip ederiz diye gönderme yapıyordu ama..

Asrın lideri şahsım devletin sahibi ve İçişleri Bakanı Soylu “hukukun arkadan gelmesi konusunda” aynı kulvarda yürüyorlardı.

Adalet Bakanı Gül  bunun farkında olmasına rağmen görüntü de olsa, böyle bir şerh düştü.

Bir ülke düşünün ki “Anayasası’nda T.C. Bir Sosyal Hukuk Devleti Yazacak” ama..

Asrın lideri Cumhurbaşkanlığı yeminini yürürlükte olan anayasa göre “namusu ve şerefi” üzerine yemin ederek göreve başlayacak ama, üzerine yemin ettiği anayasayı da yok sayacak..

Böyle bir siyasal iklimde vatandaşın  can ve mal güvenliğinden sorumlu olan,Ülkenin İçişleri Bakanının hukuka göre görev yapmasını beklemek anlamsız olur.

 Partili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan  değil miydi;”AYM kararlarını kabul etmiyorum ve de saygı da duymuyorum,yerel mahkemeler AYM kararına direnebilir”  diyen.

Saray hakkında mahkemenin oturma izni vermemesi yani kaçak olduğuna karar vermesi karşısında; Muktedir efelenip,mahkeme kararını tanımayarak  mahkeme heyetine “gücünüz yetiyorsa gelin yıkın” diyerek gidip ‘Saraya’ yerleşmedi mi?

Cumhur ittifakın küçük ortağı Soylu’nun arkasında kapı gibi duran Devlet Bahçeli’nin Anayasa Mahkemesi,”ya kapatılmalı” ya da yeniden Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine entegre edilmeli diye bangır bangır bağırmıyor mu?

Aynı Bahçeli  “HDP’yi mutlaka kapatmalısınız” diye AYM’ye talimat vermiyor mu?

Yargının  bu kadar baskı altına alındığı ve siyasallaştığı, beğenmediği karar karşısında ,iktidar çevrelerinde   kıyamet koparılıyorsa o ülkede,hukuka kim inanır?

Muktedir biz uluslararası hukukun bir parçasıyız diyor..

AİHM kararlarını tanımıyor.

Böyle olunca…

Yargıya olan güven de yerlerde sürünüyor…

Toplumun her kesimi ve iş alemini tedirgin eden yargıya olan güvensizlik tabii ki, ekonomiye de sirayet etmiş durumda..

Gün geçmiyor ki muktedir   iki de bir “yargı ve ekonomik paketler” açıklamasın.

 “Demokrasi hukuk çeşmesinden beslenir” diyor..

Kuvvetler ayrılığını kuvvetler birliğine dönüştürüyor,muhalefetin milli iradesini yok sayarak, adeta aklımızla alay ediyor..

Reisin söz de özgürlük mesajını besleme basın da manşetten haber yapıyor.

İktidarın her yargı paketinden “özgürlükler çıkacağı” yerde,  “yasaklar “ geliyor…

 Ekonomik paketinden  de “vergi ve zamlar” çıkıyor.

Muktedir  AB’liği  müzakerelerinden kopup, MHP ile iktidar ortağı olduktan   ve Hukuktan uzaklaşınca..

Yabancı sermayenin ve sıcak paranın ülkeden çekilmesi..

Yabancı sermayenin de gelmemesi sonucu…

Bütün ekonomik göstergeler tepe taklak oldu.

Ekonomi  krize girdi.

İşsizlik,yoksulluk ve açlık baş göstermeye başlayınca, iktidarın küçük ortağı birden  “Askıda Ekmek Projesi” açıklaması asrın liderini arkadan hançerlemedi mi?

Dolar ve altın tüm zamanların rekorunu kırmaya başladı.

Dolar 12 ile 13 TL’den, bir gram altın 750 TL den,bir çeyrek altın 1.115 TL’den işlem görüyor.

AKP iktidara geldiğinde bir çeyrek altın 25 TL iken bir dolar ise 1.5 TL’idi.

2021 yılının ilk 11 ayında TL dolar karşısında  yüzde 40 değer kaybetmiş durumda..

İktisat bilimini yok sayar “Faiz sebep enflasyon sonuç” diye tutturur…

Liyakati önemsemez…

 Yandaş medyada palavradan  ekonomi yazarını,Merkez Bankasının başına getirirseniz,ekonomide ki felakete de katlanırsınız.

Siz topluma  ne söz vermiştiniz:

 “Yasakları,Yoksulluğu ve Yolsuzluğu” yok edecektiniz?”

- Siz iktidara geldiğinizde toplumun en varlıklı kesimi milli gelirin yüzde 39’nu alıyordu,aynı kesim 2020 yılına gelindiğinde,  milli gelirin yüzde 70’ni alıyor,bu makas gittikçe daha da açılacak gözüküyor.

-Siz iktidara geldiğinizde cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü sayısı 58 bin kişiydi,2020 yılı itibarı ile cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü sayısı 295 bin.Cezaevlerinde bulunan  gazeteci sayısında  Çin’den sonra ikinci ülke durumundayız.

-Yolsuzluğu tarihe karıştıracaktınız ya,sizin iktidarınızda ihaleye fesat karıştırmak,adam kayırma zirve yaparken; 132 defa Kamu İhale kanununu değiştirerek, kendi zenginlerinizi ve kendi besleme  medyanızı yaratmak ta, sizin iktidarınıza nasip oldu.

Nereden nereye,durmak yok yola devam…

“Devletin içinden hukuku çıkartır iktidar ortağınız mafya olursa; hukukun önden gitmesi veya arkadan gelmesi sadece mizah konusu olur.

Şu dış güçler paranoyasını bırakın bir tarafa çok komik duruma düşüyorsunuz ve artık kabak tadı veriyor.

Hukuku yok sayarak hiçbir toplumsal sorunu çözemezsiniz.

Çözemediniz de.

Ülkenin selameti, insanların refahı ve toplumsal barış açısından ivedi olarak ‘erken seçim kararı’ alın.

 Başka bir yol gözükmüyor, başka “karanlık  bir yol da” aramayın.