• 26.12.2021 20:56

Bu sözü utanıp sıkılarak yazıya başlık attım okurlarım beni bağışlasın.

İnsan bu sözü  dinlerken  kulaklarına inanamıyor.

Bu galiz sözün sahibi: ”Siyasi rakiplerine ve siyasetine karşı demokratik hakkını kullanan, toplumun her kesimine hakaret eden,iftira atan  partili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan.”

Hem de bu sözü televizyon kanallarında ,canlı yayında kameraların karşısında söylüyor, dinleyen AKP’liler ise  ayakta alkışlıyor.

Gerçi bu sözü söyleyenin  böylesi hakaret ve iftiraları ne ilk ne de son.

Yeri gelmişken hatırlatalım, Anayasanın  103.Maddesi Cumhurbaşkanı görevine başlarken Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde aşağıdaki şekilde ant içer diyor:

“Cumhurbaşkanı sıfatıyla ,Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasaya,hukukun üstünlüğüne, demokrasiye,Atatürk ilke ve inkılaplarına  ve Laik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma,milletin huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye ve Cumhuriyetin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda,namusum ve şerefim üzerine ant içerim.”

Anayasanın bu tarifine partili Cumhurbaşkanı Erdoğan uyuyor mu?

Kesinlikle hayır.

Erdoğan anayasanın emrettiği  yemine uymadığı gibi aksine; toplumu bölen, kutuplaştıran, karşı karşıya getiren ve ayrıştıran bir dil kullanmaya ve Anayasal suç işlemeye devam ediyor.. 

Yargı da seyrediyor.

Böyle olunca…

Kendine muhalif olan toplumun her kesimine hakaret, iftira, tehdit ve yaftalaması ve argo sözleri hız kesmiyor.

Erdoğan bir de kalkıp ahlak dersi vermeye kalkıyor.

Bingöl’de bir vatandaşa ana avrat sinkaf çeken İyi Parti Kocaeli Milletvekili Lütfi Türkkan için;bu kişi en ağır ceza ile cezalandırılmalı, hatta TBMM’nin kutsal çatısı altında görev yaptırılmamalı diyerek, yargıya çağrıda bulunuyor,yargı da hemen devreye girerek, Lütfi Türkkan hakkında, milletvekilliğinin düşürülmesi için fezleke hazırlıyor.

Kendisi ise muhaliflerine en ağır galiz sözler söylemeyi kendinde hak görüyor...

Lütfi Türkkan  kutsal TBMM çatısı altında görev yapmaya yakışmıyor diyen, ‘şahsım devletin sahibine’ soralım:

”Sizin hakaretleriniz, iftiralarınız ve tehditleriniz yemininize sadık kalmamanız, temsil ettiğiniz makama yakışıyor mu?”

Siyasi rakiplerinin her sözünü kuyumcu titizliği ile ele alan ve topluma ahlak dersi veren  Erdoğan,  rakiplerine konuşurken lafının önüne hiç taş koymuyor.

Hatta…

Kendisi ve yakınlarına yönelik sosyal medya hesaplarından  beğenmediği bir paylaşım yapan insanlara karşı;bu kişilerin  evlerine gece yarısı  polis operasyon yapıyor,davalar açılıyor, tutuklanıyor  veya tazminat ödetiliyor.

Cumhur ittifakının her türlü galiz sözleri,tehditleri hakkında muhalifleri tarafından açılan davalar  yargı nezdinde nasıl oluyorsa“düşünce özgürlüğü” kapsamında ele alınıp, takipsizlik kararı veriliyor.

Ardından Cumhur ittifakının bileşenleri tek ağızdan koro halinde…

Türkiye bir hukuk devletidir, yargısı bağımsız ve tarafsızdır.

Yargıya biz müdahale edemeyiz.

Yargının verdiği beğenmediği kararları ve AİHM kararlarına gelince, tanımıyorlar, uygulatmıyorlar..

Nasıl bir hukuk devleti ama!.

Yazımızı Cumhur ittifakının mafya ile ortaklaşa kullandıkları, siyasi rakiplerine karşı söyledikleri ağıza alınmayacak, kavgada söylenmeyecek tehditleri ve  sözlerini  kısaca hatırlatalım :

“Muhalefete illet zillet, terörist ,sana buradan kemik çıkmaz, CHP bir çukurdur,tezektir,cibilliyetsizdir,karektersizdir.

Bize karşı ittifak yapan şer güçler, dış güçlerin içerideki uzantıları, darbeciler, mandacı ve vatan hainleri diyen bir zihniyetin, ülkeyi yönettiği ve hukuku yok saydığı  bir süreci yaşıyoruz.”

Alçak,şerefsiz,namussuz sözler Cumhur ittifakın Muhalefete selamı oldu.

CHP Genel Başkanı Kemal  Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’ın galiz sözlerine  karşı verdiği edebi ve veciz sözünü hatırlatmadan geçmek olmaz: ”Destinin içinde ne varsa ağzından da o akarmış.”

Böylesi ahlak dışı  sözleri sokakta oynayan bir çocuk arkadaşına söylese, Annesi çocuğunun diline biber sürer.

Demokrasilerde toplumların  iktidarın diline sürecek tek biberi “sandıktan başka bir argümanı” yoktur.

Kötü söz sahibinin dışında kimseye yapışmazmış diye bir deyim var.

Uzun lafın kısası..

“Biraz edep yahu” demek yeter de artar bile “utanma duygusunu kaybetmeyenlere.”

Not: Okurlarımın yeni yılını kutlar,Yeni yılın tüm insanlığa barış ve huzur getirmesini dilerim.M.T.