• 24.01.2022 20:58

SİYASETİ KUTSAL BİR DAVA OLARAK GÖRENLER… “MUHALEFETİ DÜŞMAN, DEVLETİ de KUTSARLAR”

Biz “Cumhuriyetten demokrasiye geçemeyince”,  “Hukuk toplumu” da olamadık.

Bizde siyasete soyunan partilerin sarıldığı devletin ideolojisi olan”Din,ırk ve mezhep”  değişmez argümanları oldu.

Buna bir de siyaseti kutsal dava olarak görenler “bayrak, toprak ve devletin bekasını”   ekleyerek siyasetlerini “insan üzerinden” değil de ”devlet üzerinden” yürütmeye başladılar.

Böyle olunca da..

Siyaseti dava olarak gören hangi parti iktidara gelirse gelsin…

-Çoğulculuk kavramını tanımıyorlar.

 -Evrensel değer olarak bilinen “Temel hak ve özgürlükleri”  ölçü almıyorlar.

-Eşit vatandaşlık hukukunu uygulamıyorlar.

-Bireyin özgürlüğü tanınmıyor, azınlık haklarını kabul etmiyorlar.

-Eşcinsellere askerlik yaptırmıyorlar, “vicdanı reddi”  yok sayıyorlar.

-Vicdanı Ret İngiltere’de 1910 yılından beri insan hakları kavramı içinde uygulanırken..

-Bizde  ise “Vicdanı Ret” hakkını kullanmak isteyenler hapse atılıyor,kamusal haklardan mahrum ediliyor.

-İnsanların doğuştan kazanılmış olduğu hakları yok sayılıyor..

-Milyonlarca Kürtlerin Ana dilde eğitimi, Alevilerin ibadet yerleri olan Cem Evleri tanınmıyor.

-Bu ülkede yaşayan herkesin “Türk,Müslüman ve Sünni” olduğu iddiası,hiç değişmiyor.

 İnanç ve ideoloji üzerinden siyaset değişmedikçe.

Siyaseti kutsal bir dava olarak görenler iktidarlarında “muhalefeti düşman,devleti de kutsal” olarak görmeye devam ediyorlar.

Bu zihniyetle iktidarlarında yönettikleri toplumu yeryüzünün gelişmiş ülkeleriyle kıyaslamıyor,toplumu içe kapatarak dış dünya ile irtibatını kesmeye çalışıyorlar.

AB müzakerelerinden uzaklaşmanın nedeni de bu değil mi?

Siyaseti kutsal dava olarak gören onlar ki!..

“inancının esiri”, “ideolojisinin körüdürler.”

Onlar düşmansız yaşayamazlar.

İnanç ve ideoloji üzerinden toplumu  yönetmek isteyenlerin  birbirlerinden hiç farkları yoktur.

Her iki kesiminde ölçüsü insan değildir.

Tek farkları söylem değişikliğidir ama zihniyet aynıdır.

Neden, iktidar olanlar ve iktidara talip olanlar,Türkiye’nin AB üyeliğine sıcak bakmıyorlar?

AB üyesi ülkelerinde  siyasete girip te mal varlığı olarak  parmağındaki alyansını gösterip;iktidarında kendini ve  çevresini “dolar milyarderi” yapan bir tane  siyasetçi gösteremezsiniz!.

AB’liyi üyesi ülkelerinde siyaset insan odaklı yapılır ve insanların refahı ve özgürlükleri ölçü alınır..

Burada ise tam tersi..

Bizde siyasetçiler başta kendilerini ve çevrelerini “devlet rantı” üzerinden zengin ederler.

Siyaseti  dava olarak görenler..

Siyasette dava arkadaşım diye yere göğe sığdırmadıkları arkadaşları kendilerinden siyaseten ayrıştıklarında, ayrılanları “döneklikle” suçlarlar.

Eski dava arkadaşları   ayrı bir parti kurduklarında ise; bu bize karşı kurulmuş bir “parti değil”,”projedir” diye “ideolojilerinden veya inançları üzerinden” tarihten örnekler verirler.

Bizim siyasetçiler  niçin siyaset yapılır diye bir tartışmaya girmezler ama  bol bol hamaset yaparlar..

Halbuki…

Siyasetin  açılımı :” devlet işlerini düzenleme,yürütme, toplumsal sorunları çözme,sınıflar arası denge kurma, kaynak yaratma,insanları barış ve refah içeresinde  yaşatma sanatı” olarak uygulanırken.

Siyasetin ansiklopedik tanımında “siyasetin bir dava” veya ” devletin kutsallığı” yer almaz.

Siyaseti dava olarak gören parti liderleri ve kurmayları grup veya kongre konuşmalarında; “değerli kutsal dava arkadaşlarım” diye başlıyor…

Kutsal dava olarak  gördükleri siyasi söylemlerini  yaptıkları “miting ve yürüyüşlerde” niye söylemiyorlar?

Çünkü…

Toplumun ortak talepleri olan işsizlik,yoksulluk,pahalılık ve hukuksuzluk “kutsal dava sözleriyle” çözülmüyor da ondan.

Siyaset yapanlar “Demokrasi ve Hukuku” yok sayar, AB’liği müzakerelerinden uzaklaşırsa, AKP’nin akıbetini yaşarlar..

AKP kutsal devleti değil, garson devleti…Çoğunluğu değil bireyin özgürlüğünü…Yasakları yasaklaycaktı..Yoksulluğu,yolsuzluğu,pahalılığı ve işsizliği yok edeceğini söyleyerek  iktidar oldu..

Güç zehirlenmesine yakalanınca da…

Şahsım devletin sahibi, siyaseti bir dava görmeye…Muhalefeti  düşman göstererek, biz “bu devleti sokakta bulmadık” diye devleti kutsayarak milliyetçilik limanına sığındı.. Devleti  kutsamaya başlaması ile iktidar ortağı da mafya olunca, toplumsal sorunların altında da ezildi.

Sonunda ise ”Derin devletin fabrika ayarlarına döndü, mafya da iktidar ortağı oldu.”