GÜNGÖR ARSLAN CİNAYETİ “FAİLİ MEÇHUL” KALMAMALI.!

  • 28.02.2022 09:47

Kocaeli’de  35 yıldır  gazetecilik yapan Güngör Arslan, sahibi olduğu “SES KOCAELİ” Haberin ofisinde  19 Şubat 2022  Tarihinde gündüz gözü saat 15’te, 21 yaşında Ramazan Özkan adında bir tetikçi tarafından silahlı saldırı sonucu dört kurşunla öldürüldü.

Güngör Arslan’ın öldürülmesi Ulusal çapta görsel ve yazılı basında çok büyük bir yankı yaratıp gündem olurken.

Kocaeli’de  “Özgür Kocaeli,Demokrat Kocaeli,Çağdaş Kocaeli,Bizim Yaka,Kocaeli ve Kocaeli Halk” adında 6 tane günlük  gazete çıkıyor ama..

Güngör Arslan  cinayetinin  ulusal basında yer aldığı kadar Kocaeli yerel medyasında yer almadı.

Bu gazetelerin çoğunluğu  iktidar yanlısı yerel yönetimi destekleyen  gazeteler.

Bu gazetelerin hepsinin de haber siteleri var.

Kocaeli’de 500 civarında gazetecilik yapan insan  yaşıyor.

Meslek örgütleri Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti de var.

Kocaeli Türkiye’de yerel basının güçlü olduğu illerden bir olmanın yanında,2 Milyon nüfusu ile de Türkiye’nin 10’cu büyük sanayi şehridir.

Kocaeli’li gazeteciler bu cinayete karşı sert bir tavır koysa, Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti pankartı altında bir protesto yürüyüşü yapsalardı,kenti ayağa kaldırır ve cinayete karşı duyarlılığı da hem yerel hem de ulusal düzeyde daha fazla ses getirirdi.

Bu cinayete yerel medyadan beklenilen tepkinin gelmemesi dikkat çekici ve üzerinde durulması gereken bir nokta.

Kocaeli’ndeki gazeteler Güngör Arslan cinayeti sürecini,”Güngör Arslan silahlı saldırıya uğradı, durumu ağır ve öldü” diyerek haber yaptılar.

Birde Güngör Arslan’ın cenazesinin hangi tarihte,vakitte,hangi camide kaldırılacağını ve hangi mezarlığa defnedileceğini okurlarına duyurarak cinayeti haberleştirdiler. Yerel yönetime yakın  iki gazete dışında pek yorum çıkmadı yaptıkları haberle kaldılar..

Yorum yazısı çıkan iki gazete de siyasal iktidara yakın gazetelerdi.

Özgür Kocaeli Gazetesinin Genel yayın yönetmeni olan  Güngör Arslan ile de  uzun yıllar çalışmış Adem Turgut 21 Şubat 2022  Tarihinde “Bu cinayet çok yönlü araştırılarak aydınlatılmalı” başlıklı bir yazı yazdı.

İzmit’in en güçlü ve köklü yerel gazetelerinden Özgür Kocaeli Gazetesinin sahibi aynı zamanda AKP’ye yakın olarak bilinen Haldızlar İnşaat’ın da sahibidir.

Ben şahsen Kocaeli’de yayın yapan gazetelerin ve haber sitelilerinin bu cinayetin peşine düşmesi ve cinayetin aydınlatılması için ortak bir yayın politikası belirleyip; ”bu kurşun Kocaeli’de tüm yerel basına sıkılmış,bizleri de hedef almıştır,bu cinayet aydınlatılana kadar takipçisi olacağız” demelerini beklerdim.

Böyle bir yol belirlemek şöyle dursun cenazeye bile katılmadılar.

Gazetecilerden en sert yazıyı kentin en deneyimli tanınmış ikinci kuşak gazetecilikten gelen 45 yıldır bu kentte gazetecilik yapan,Güngör Arslan’ı da çok yakından tanıyan,beraber çalışmış olan,İsmet Çiğit “Bir Delikanlı da Bana Gönderin” başlıklı bir yazı yayınladı.

Kocaeli’de Güngör Arslan’ın gazeteciliğini farklı değerlendirenlerden birisi de “Kocaeli Zirve” gazetesinin yazarlarından Tahsin Keskin oldu.

22 Şubat 2022 Tarihinde Keskin “Güngör Arslan’la son Görüşmemiz” başlıklı yazısında:

“O,kimilerine göre yazılmayanı yazan cesur bir gazeteci..Kimilerine göre de şantajla da para kazanan bir gazeteciydi. Yazılarında özele girmeyi çok severdi. Onun bütün derdi bu kentte yapılan haksız-hukuksuzlukları yazmak, bazen de payına düştüğüne inandığını almak istemesiydi” diye yazısını özetlerken.Cinayetin mutlaka aydınlatılmasına vurgu yapıyor ve suikastı de  nefretle kınıyordu.

Siyasal iktidara yakın yerel basında gazetecilik yapanların hiçbirinin ulusal televizyon kanallarına çıkmaması  dikkat çekiciydi!.

Gözlerim Fevziye camisinde Güngör’ün cenaze töreninde bu gazetecileri aradı ama yoktular.

Güngör Arslan cinayetini istisnalar hariç,genelde parti,sivil toplum örgütleri,meslek kuruluşları,odalar,memur ve işçi sendikaları cenazeye katılmadılar, suikastı kınayan mesaj da yayınlamadılar.

İki milyonu aşan nüfusa sahip bir kentte yaşayan,şehrin farklı meslek kuruluşları bu cinayeti nasıl oluyor da, görmezlikten geliyor hala anlamış değilim.

Ortada gazetecilik yapan bir insan katledilmiş buna insanım diyen kimse sessiz kalamaz,Kalmamalı..

Güngör Kocaeli’de bir gecekondu semtinde büyümüş sanat okulu mezunu olan birisiydi…

Gazeteciliğe 35 yıl önce sokak muhabirliği ile başladı ve süreç içerisinde gazeteciliğin her kademesinde bulundu…

Merdiven basamaklarını sırayla çıkarak,”Bizim Kocaeli” adında günlük yayın yapan kendi gazetesini çıkarttı. Gazetenin hem genel yayın yönetmeni, hem de patronu oldu.

Bu satırların yazarı da “Bizim Kocaeli” gazetesinde dokuz ay gibi bir süre  yazılar yazmış,Güngör’le de tanışıklığı olan çay kahve içmişliği vardır.

Bizim Kocaeli gazetesi de 2016 yılında OHAL ilanından sonra, her muhalif gazete gibi yasaklanmasından nasibini aldı ve KHK ile kapatıldı.

Güngör bir ay kadar FETÖ davasından gözaltında kaldı ve mal varlığına el konuldu.Hala da bildiğim kadar ile  mallarını iade etmediler.

Güngör gazetesi kapandıktan sonra ilk önce “Yeşil Kocaeli” adında bir gazete çıkardı,onu da kapattılar…

Güngör “Günaydın Kocaeli” adından bir haber sitesi daha kurarak gazetecilik hayatına devam etmek istedi ama bir müddet sonra onu da kapattılar…

Güngör yılmadı bunda da “SES KOCAELİ”  haber sitesini kurarak gazetecilik faaliyetine devam etti…

İsmet Çiğit ile Güngör “SES KOCAELİ” adında bir gazete çıkartmayı denediler ama pandemi nedeniyle gazetenin yayın ömrü ancak iki ay sürdü.

Güngör 2021 yılında bir şirkete “Şantaj”  yaptığı iddiası ile tutuklanıp,  Kandıra cezaevinde 7 ay kaldı ve ilk duruşmada tahliye oldu.

Güngör’ün öldürüldüğü gazetesinin binası bir gece yarısı kurşunlanırken, süreç içinde kendisi de 3-4 defa fiziki saldırıya maruz kalmış birisiydi.

Gazetecilik yeteneği ve medeni cesaret tartışılmaz birisisiydi Güngör.

Yalnız karşı karşıya geldiği,farklı düşündüğü kişileri ki  buna meslektaşları da dahil,düşman kabul etme yoluna gider,objektif olamazdı…

Meslektaşları ile fikirlerini yarıştıran birisi değildi,öfkelenince kaba kuvvete yatkın dururdu.

Örneğin, rahmetli beyefendiliği ile bilinen Çağdaş Kocaeli Gazetesinin genel yayın yönetmeni gazeteci Sadun Çetin’in makamını basmıştı…

Gazeteyi kendisi gibi düşünmeyenlere ve rakiplerine karşı sopa olarak kullanması da bu zaafından dolayıydı.

Aleyhine haber yaptığı kişi ve kesimlere söz hakkı vermez telefonlarına da çıkmazdı.

Ben Güngör’ü öfkesini kontrol edemediğinden hız tutkunu önünde araba görmek istemeyen, kurallara uymayan sürücüye benzetirdim.

Bunların hiçbirisi Güngör’ün alçakça katledilmesini haklı çıkartamaz.

Güngör’ün gazetecilikle elde edilemeyecek milyon dolarla ifade edilen  mal varlığı da, sağlığında çok gündeme gelmişti..

Hatta Güngör’ün yakın dostu meslektaşı İsmet Çiğit Güngör’ün mal varlığını bir yazısında milyon dolarla ifade ediyordu..Yine İsmet Çiğit Güngör’ün ölümünden sonra,gazeteci Tahsin Keskin ile “Zirve Kocaeli TV”de “Güngör bana gazetemi sana devredeyim,ben bir Ada ,bir de tekne alıp,çocuklarımla Ada’da yaşayacağım demişti.”diye açılama da bulundu.

Hatta Güngör’ün bir ara Kocaeli Spor kulübünün başkanlığına adaylığını koyacağını açıklaması ile,mal varlığı  yerel medyada haber olmuştu..

Tabii ki ortada bir cinayet var…

Bu haber ve söylentilerin hiç biri bu cinayeti haklı çıkartmadığı gibi, cinayetin aydınlanmasının önünde de engel değildir.

Emniyet ve yargı bu cinayeti bir teikçinin üzerinden yol alarak bir kuyumcu titizliği ile,azmettiricilerini ve arkasındaki tüm güçleri ortaya çıkartarak cinayeti aydınlatmalıdır.Ve mutlaka aydınlatmalıdır.

Ancak bu bağlamda şaşırtıcı bir iddia daha ortaya atıldı

22 Şubat 2022 Tarihinde TV5 kanalında Yunus Emre İşçi’nin moderatörlüğünde Kocaeli Halk gazetesinin imtiyaz sahibi gazeteci Faruk Bostan,Güngör Arslan cinayetinin perde arkasını,aralamaya çalıştı.

Bostan”AKP’li Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’a muhalfi olduğum için beni dövdürdü.Hem de Büyükakın’ın belediyeye aldığı MHP’lilere bunu yaptırdı” derken,Büyükakın’la aralarında geçen konuşmaları tarihleriyle  sıraladı…

Faruk Bostan “bana saldıran üç kişiydi bu kişileri gösteren videoyu Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’a izlettim ve bana saldıran üç kişiyi de ‘senin belediyeye aldığın MHP’li gençler dediğim de’ Başkan da doğruladı.” Dedi…

Başkana “Niye bunları işten atmıyorsun” diye sorduğumda?

Büyükakın”Bu kişileri Cumhur ittifakının kadrosundan işe aldım onları işten atmam mümkün değil” dedi.

“Tahir Büyükakın’ın kentte kendine muhalif olan gazetecileri işten attırdığını,bunlardan birisinin de şehrin en kıdemli gazetecisi İsmet Çiğit olduğunu” iddia etti.

İddiaya göre “İsmet Çiğit’e Büyükakın bizim aleyhimizde yazılar yazma,ben sana belediyeden iş alan müteahhitlerden  istediğin kadar maaş temin ederim” diye sözler vermiş  ama,İsmet Çiğit bunu kabul etmediğini gazetesinde yazdı.”

Kısaca  “iddialarına göre Büyükakın  kendine muhalif olan gazetecilere rüşvet teklif ediyor,tehdit ediyor.”

Bu iddialar tabii ki rahatsız edici kanıtlanmaya muhtaç iddalar.Doğru değilse Büyükakın  tarafından hemen yalanlanmalı.

Faruk Bostan başka iddialarda da bulundu:

“Tahir Büyükakın belediyeye ait ihalelerin en büyk payını Özgür Kocaeli gazetesinin de sahibi olan,AKP’ye yakın HALDIZLAR  inşaata veriyor.

Güngör Abi’nin ölümünden bir gün önce konu ettiği yazısındaki ihaleye,Haldızların girmelerinin kanunen mümkün olmadığını…

Çünkü Haldızlar müşterilerini dolandırmış ağır cezada yargılanıyorlar dedi..

Güngör Abi son yazısında Haldız inşaatın hukuksuzluklarını belgeleriyle acıklıyordu..”

Faruk Bostan yanında getirdiği gazeteleri, gazetesinde yayınladığı haberleri, Kocaeli’de yaşanan hukuksuzluk iddialarını tek tek Tarihi ile, yaptıkları haberleri ekrana tutarak gösterdi…

Bu arada da yayın akışı içinde ekrana Bostan’a yapılan saldırının videosu da gösterildi…

Bostan özetle “Kocaeli’de böyle “gayri meşru işler tutan bir yapı olduğunu”,Güngör Arslan’ı da bu yapı ortadan kaldırdı” demeye getirdi.

Faruk Bostan TV5 kanalında yaptığı açıklamalarından bir  gün sonra Kocaeli Adliyesinin önünde “can güvenliğini olmadığı için nöbet tutmaya” başladı.

”Tehdit ediliyorum beni öldürecekler, beni tutuklayın en güvenilir yer,benim için hapishane” diye açıklamasını da gene haber sitelerinde okudum.

Programdan sonra Faruk Bostan’ın anlattıklarından bir Savcı harekete geçip suçlanan Büyükakın ve Gazeteci Bostan için savcılık  bir soruşturma başlattı mı, diye medyayı taradım ama hiçbir haber yoktu bu konuda.

Bir ülkede Yargı bağımsız olmayınca, güçlü olana karşı yargının  devreye girmediğini Güngör Arslan  cinayetinde  de bir daha  görmüş olduk.

Güngör’ün ölümünden bir gün önce gazetesinde yayınladığı ”ZERAY’ın iddiaları” başlıklı yazısında konu ettiği; Belediyenin açtığı 502 konutlu ihaleyi alan  “Haldızlar ve Ekşiler inşaatın sahipleri ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın” bize göre bu  “davanın müdahil olmalılar” ve cinayetin aydınlatılması için,her türlü hukuki desteği vermeliler,yoksa bu cinayet karanlıkta kalırsa, bu iki şirket ve Büyükakın çok büyük zan altında kalırlar.

Toplum olarak beklentimiz, cinayeti aydınlatacak olan  emniyet güçlerinin ve yargının kime uzanırsa uzansın, korkmadan olayın  üstüne gitmesi ve bu cinayetin “faili meçhul” kalmaması.

Güngör Arslan cinaayeti  tam da  Kolombiya kökenli Meksikalı Nobelli yazar  Marouez’in ”Kırmızı Pazartesi”  adlı  romanında küçük bir kasabada   geçen cinayeti hatırlatıyor insana..

“Kırmızı pazartesi” romanının  hikayesi yazarın çocukluğun geçtiği küçük bir kasabada yaşanır,yazar da  bu cinayeti 1981 yılında romanlaştırır.

Romanın hikayesine gelince:

“Romanın kahramanı  Santiago NASAR’ dır.

Nasar’ın hangi günde, nerede öldürüleceğini kasaba da bilmeyen yoktur.

Bilmeyen  bir kişi varsa o da öldürülecek olan Santiago Nasar’dır.

Nasar’ı öldürmek isteyen ikiz erkek kardeştir..Genç İkizler Nasar’ı öldürecekleri bıçaklarını gazete kağıdına sarılı olarak yanlarında taşırlar... Parkın banklarında yatarken bile  ikizler Nasar’ı öldürecekleri bıçaklarını da yanlarından ayırmazlar.

İkiz katillerin Nasar’ı öldürecekleri günü “Pazartesi”olarak seçmelerinin nedeni ise;ilk defa kasabaya gemiyle  gelecek olan Psikopos’u karşılamaya gelen kalabalıktan yararlanarak, cinayeti işledikten sonra ortadan kayıp olmayı plan yaparlar.Psikopos’ı karşılamaya gelen kalabalıktan yaralanarak ikiz katiller Santiago Nasar’I öldürürler.

Yazarın belirtiği gibi bütün kasaba bu cinayetin işleneceğini biliyordu ama hiçbir önlem almadılar,diyerek cinayetin işlendiği günün adını da “Kırmızı Pazartesi” kor.”

Güngör Arslan cinayeti de Kocaeli’de bağıra çağıra ,göz göre göre “Cumartesi günü” gelmedi mi?

“Kırmızı Pazartesi” adlı  roman bizim ülkemizde her faili meçhul cinayetten sonra gündeme gelir, bunda da gazeteci Güngör Arslan cinayetinde gündeme ben deniz getirmiş oldum.

Tek dileğimiz Güngör Arslan cinayetinin aydınlatılması, katil veya azmettiricilerinin hak ettiği cezaya çarptırılması ve cinayetin de  “faili meçhul” kalmaması.!

Not:Ben yazıyı bitirdiğimde Güngör Arslan cinayetinden tutuklu sayısının  10 kişiye çıktığı..Tutuklananlardan birisinin mesleği avukatlık olan MHP’li Emin Kurt adında, Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin reklam pazarlama işini yapan,Tranvayı giyindiren kişi olduğu..Güngör Arslan   tutuklanan Emin Kurt  aleyhinde  belediyeden aldığı işler konusunda  iki yazı  yazdığı haberleri de ortaya çıktı. M.T.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar