• 24.08.2021 06:39
  • (224)

Boğaziçi Üniversitesi’ndeki protestolar sırasında LGBTİ+ bayrağı açtıkları için tutuklanan öğrencilerin, Anayasa Mahkemesi’ne yaptıkları “hak ihlali” başvurusuna Adalet Bakanlığı’nın verdiği yanıt, rejimin zihninin ardında nelerin atmakta olduğunu ortaya koyuyor.

Adalet Bakanlığı’nın savunmasında “İslam dini literatüründe eşcinselliğin ve benzeri cinsel yönelimlere dair imgelerin yasak ve haram olduğu” vurgulanıyor.

Böylece öğrencilerin tutuklanmasına dini bir meşruiyet kazandırılmaya çalışıyor.

İslami kurallara göre yönetilen İslam ülkelerinde eşcinsellik, ülkenin meşrebine göre idamla da cezalandırılabiliyor, hapis ile de.

Adalet Bakanlığı’nın bu savunması, rejimin, dini toplumsal hayatın merkezine yerleştirme projesinin bir adımı olmalı.

Laik bir hukuk düzende dini referansların payının giderek artıyor olması, sadece bunu gösteriyor.

3 Ağustos günü T24’de Batman Belediyesi’ndeki bir ihale ile ilgili haberde, belediye binasının fotoğrafı kullanılmıştı.

Binanın üzerinde Türkçe ve Kürtçe olarak “TC Batman Belediyesi” yazılı.

Onun üzerinde de ayrı bir yazı daha var: “Halka hizmet, Hakka hizmettir.”

Devlet ve belediyeler vatandaşların vergileri ile görevlerini yerine getiriyorlar.

Görevleri de doğrudan doğruya vergi mükelleflerine hizmet etmektir.

O görevleri yerine getiren kişiler, görevlerini kanunlara, yönetmeliklere uyarak yerine getirirlerken elbette vicdani ve dini bir sorumluluk da hissedebilirler.

Böylece hem kanunlara uyarlar hem de inanıyorlarsa dinin emirlerini yerine getirmenin huzuru içinde olurlar.

Ama bilinir ki halka hizmet etmek, halka karşı yerine getirilmesi gereken bir görevdir.

Allah’a karşı görevleriniz ile halka karşı görevleriniz arasında bir bağlantı yoktur.

Halka hizmet, halka hizmetten ibarettir ve hem görevlilerin hem de hizmeti alanların dini inanışlarıyla bir ilgisi de yoktur.

Çünkü laik devlet, çalışanları için de, vatandaşları için de her türden inanışa ve inançsızlığa eşit mesafede olmalıdır.

Laik düzende kamu kurumlarının binalarına böyle dini referanslar içeren tabelalar asılmaz.

Erdoğan da son zamanlarda Cuma namazı çıkışlarında basın toplantısı yapmayı bir adet haline getirdi.

Bunun, laik düzene karşı sembolik bir adım olduğu, bunun için yapıldığı çok açık.

Bir yandan “dini bütün” vatandaşlar için yapılan bir “Müslümanım ben” gösterisi, diğer yandan cami avlusuna siyasetin sokulması, toplumsal yaşamın her alanına dini referanslarla yaklaşılması.

Acaba Erdoğan’ın, Taliban’a “yumuşak geçiş” tavsiye edip durması da böyle bir şey mi?  

* * *

Kafa kesmeye “yumuşak geçiş” nasıl olur?

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ErdoğanTaliban’a “yumuşak geçiş” öneriyor.

Değişik ülkelerin liderlerine de telefonda, Taliban’ı “yumuşak geçişe” ikna etmeleri için çağrıda bulunmayı da ihmal etmiyor.

Bu dileğinin, muhatapları nezdinde nasıl bir karşılık bulduğunu bilmiyoruz.

Normal olarak iki arkadaş arasında konuşuluyor olsa “benimle kafa bulma” dersiniz.

Devletlerarası ilişkilerde böyle bir şey olmuyor tabii.

Büyük ihtimalle sessiz bir tebessümle dinleniyor bu çağrısı.

Putin’in filan telefonu kapattıktan sonra yakın danışmanlarına bu konuyla ilgili şakalar yaptığını da varsayabiliriz.

“Yumuşak geçiş” önerilen düzenin ne olduğunu Taliban’ın geçmiş iktidarı süresince yaptığı işlerden biliyoruz.

Tarihi 6, yüzyıla kadar giden Bamyan’daki iki Buda heykelinin bombalanarak yok edilmesi gibi işlerden tutun da kız çocukların okula gitmesini engellemeye kadar bir dizi marifeti var.

Taliban’ın iktidarda olduğu 2001 yılında, Afganistan’da bir okula kayıtlı kız çocuğu sayısının “sıfır” olduğunu biliyor muydunuz mesela? 1 milyon erkek öğrenci vardı aynı tarihte.

Geçtiğimiz Mayıs ayında da bir liseye düzenlenen bombalı saldırıda çoğunluğu kız öğrenci 68 çocuk ölmüş, 165’i yaralanmıştı. Saldırının neden lisenin dağılma saatinde öğrencilere yapıldığını tahmin edebilirsiniz.

Taliban, bir şeriat düzeni kuracağını açıkça söylüyor.

Kendi din anlayışına yüzde yüz uymayan herkes Taliban’a göre cezalandırılması gereken kafir; tekfirci bir dini inanışları var.

Kırbaçlama, recm, kafa kesme, organ kesme gibi cezalandırma yöntemlerini geçmişte tereddütsüz kullandıklarını da biliyoruz.

Ve şimdi Erdoğan istiyor ki Taliban “yumuşak geçiş” yapsın.

Bununla ne demek istiyor, anlayan beri gelsin.

Taliban’ın varacağı yer “yumuşak” değil ki giderken “yumuşak” olsun.