HDP'yi çıldırtsak da mı kapatsak, çıldırtmasak da mı?

  • 17.02.2022 05:46

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dubai'den dönerken uçakta gazeteci süsü verilmiş maiyet memurlarının ellerine tutuşturulan soruları yanıtladı.

Bunlardan biri doğal olarak "altılı muhalefet masası" ile ilgiliydi ve Erdoğan şunu söyledi:

"HDP'yi çıldırtıyorlar. Oldu olacak onu da alın yanınıza."

Böyle söyledi ama "şahsının" HDP'nin o masada olmamasından büyük memnuniyet duyduğuna da iddiaya girerim.

HDP o masada olsaydı, kuşkusuz ki "terör, Kandil, İmralı" nutukları da atacaktı ama yine de bu işten hiç hoşlanmayacaktı.

Son örneğini yerel seçimde ve çalıp kaçmak istedikleri İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde izlemiştik.

İmralı'dan mektup getirtmeleri, Osman Öcalan'ı devlet televizyonuna çıkartmaları hepimiz hatırlıyoruz.

Selahattin Demirtaş'ı, AİHM kararlarına rağmen siyaseten hapiste tutmaya devam etmelerinin nedeni de bu.

Aritmetik ile arası bozuk olmayan ve "bugün seçim olsa" araştırmalarını izleyen herkes biliyor ki HDP'nin, önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçiminde kendi adayı ile yarışmasını sağlamak, seçimi ikinci tura götürebilir.

Öte yandan Erdoğan, HDP'nin kapatıldığı ve seçmeninin seçeneksiz kaldığı bir ortamda yapılacak seçimi ilk turda alabileceğini de hesaplıyor olmalı.

HDP ile ilgili kapatma davasının uzamasının nedeni bu.

Anayasa Mahkemesi, öyle bir günde bu kararı verecek ki yeni parti kurup seçime öyle girmelerine de zaman kalmayacak.

HDP seçmeninin, bu durumda sandığa gitmeyeceğini düşünüyor olmalı ki bu Kürt seçmenin çekimser kalmasıyla aynı sonucu verecek, Erdoğan lehine bir gelişme olur.

Bunu bozacak tek şey muhalefetin çok güçlü bir aday çıkarması ve şu anda kararsız görünen seçmeni de ikna etmesi olabilir ki muhalefetin çok güçlü bir aday çıkarmaktan bugün için uzak olduğunu söyleyebiliriz.

Çok güçlü bir isim, üzerinde altı vasi varken aday olmayı ne kadar içine sindirebilir, bilmiyorum.

Altı partinin genel başkanının da çok güçlü bir Cumhurbaşkanı istemeyeceklerini tahmin edebiliyorum.

Şurası da gerçek ki HDP kapatılmasa bile "karar verici" Kandil ya da İmralı olacak ise ikinci turda HDP seçmeninden tarafsız kalmalarını isteyeceklerini de tahmin edebiliriz.

Erdoğan'ın yönetimindeki Türkiye'nin uluslararası alanda yalnızlaştığını, üyesi olduğu askeri ittifak içinde dahi kuşkuyla bakıldığını, ekonomisinin dibe vurduğunu, ülkenin birliğinin derin faylar halinde çatladığını biz görüyoruz da Kandil ve İmralı mı görmüyor?

Bu iki odak da kendi uzun vadeli hesapları için böyle bir Türkiye ister.

Muhalefet, HDP ile arasındaki mesafeyi korumaya çalışarak, oyunu Erdoğan'ın kurmasının zeminini yarattığının farkında mı acaba?

* * *

Erdoğan'ı bir kez daha uyarıyorum

Tunceli'nin Nazımiye ilçesindeki Düzgün Baba Cemevi'ne son üç yılda değişik gerekçelerle 60 bin lira para cezası verilmiş.

Cemevi Derneği Başkanı bu durumu eleştirince, Nazımiye Kaymakamı sosyal medyadan yanıt vermiş.

Bir kaymakamın, vatandaşların şikayetlerine sosyal medya polemikleriyle yanıt vermesi doğru bir tutum sayılmaz.

Bunu geçtim. Bakanı ne ki, kaymakamı ne olsun diye düşündüm.

Ama aşılmaması gereken çizgiler de var.

Kaymakamın yanına sivil giyimli ve elleri tüfekli kişileri alıp, Cemevi'nin önünde fotoğraf çektirmesi de ne demek oluyor?

Kaymakam mısın, Escobar mı?

Erdoğan'ı bu tür provokasyon girişimlerine karşı sıkça uyarıyorum ama belli ki haberi de olmuyor, haberi oluyorsa da ciddiye almıyor.

Türkiye bu yollardan 12 Eylül öncesinde geçti.

Çorum'da, Kahramanmaraş'ta nelerin yaşandığını, kimlerin o olayları neden kışkırttığını hepimiz yaşayarak öğrendik.

Kırk yıl sonra aynı filmi izlemek zorunda kalmayalım.

Bu tür kışkırtıcı hareketlerden en çok çekinmesi gerekenler, ülkeyi yönetme sorumluluğu üzerinde olanlardır.

Tekrar hatırlatmış olayım.

* * *

Artist değişse de film aynı

Mersin'de yayımlanan Haberci gazetesi, Büyükşehir Belediyesi'nin atık tesisi ihalesinde yolsuzluk yapıldığına ilişkin iddiaları haber yapmış.

Bunun üzerine CHP Mersin İl Gençlik Kolları, başlarında da başkanlarıyla gazete binasının önünde gösteri yapmışlar.

50 kişilik grup gazete binasına yem, boya ve yumurta atmış.

Gördüğünüz gibi artistler değişse de filmin konusu hep aynı.

İktidarı ele geçirenin en sevmediği şey basın özgürlüğü.

Haber doğrudur, yanlıştır diye tartışmıyorum.

Doğruysa hesap sorulacak yer gazete binasının önü değil, belediyenin önü.

Yanlışsa da yöntem bu değil.

Yanlış bir haberi düzelttirmenin birçok yolu var; şiddet onlardan biri değil.

Bir haber için gazete binası basanlar, bir haber için, bir cümle için hapse atılan gazetecileri nasıl savunacaklar?

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar