Mehveş EVİN
Mehveş EVİN

Gazete: Artı Gerçek

Demokratik toplum adına Demirtaş’ı tutuklamak...

  • 15.12.2017 00:00

 Hukukun ayaklar altına alınmasına, kişiye özel “yargı” formüllerine dair her gün, sayısız örnek sergileniyor. Amaçlanan, vatandaşın olan biteni umursamaması, daha fenası norm kabul etmesi... Hele “yargılanan” Kürt veya muhalif bir figürse her türlü şaklabanlık mübah.

Yargı kelimesini tırnak içine almadan edemiyorum, çünkü Türkiye’de yaşanan süreç yargı değil, “gerçek” yargıya ayıp olur!

HDP eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın ‘yargısı’nı ele alalım:

Yöneltilen suçlamalardan ve açılan davalardan tutun, adil yargılanma haklarının çiğnenmesine, OHAL rejimi ile dahi açıklanamayacak gayrı hukuki uygulamalar sözkonusu.

Saygın hukukçular, akademisyenler defalarca örnekleriyle yazdı, çizdi, açıkladı ama mütemadiyen tekrarlamak lazım.

Müesses nizamın askerleri olan büyükşehir barolarından bahsetmiyoruz elbette. Evrensel ilkeler, meslek onuru çatır çatır çiğnenirken kenardan seyreleyen, hatta yangına körükle giden Metin Feyzioğlugiller’in günahı, bu tezgahı kuranlardan da büyük.

O KADAR YOĞUNUM Kİ İŞİMİ YAPMIYORUM!

Demirtaş’a farklı mahkemelerde açılan 42 davadan biri, iki yıl hapisle yargılandığı “Türkiye Cumhuriyeti’ni alenen aşağılamak”.

Diyarbakır Mahkemesi, duruşmaya getirilmesini talep etse de Edirne Cezaevi, “görev yoğunluğu” nedeniyleDemirtaş’ı getiremeyeceği cevabını verdi.

Bir yoğunuz bir yoğunuz şekerim, sormayın gitsin! Maksat, Demirtaş’ın yargılanması değil, rehin tutulması olduğuna göre kim, niye uğraşacak değil mi?

Görev yoğunluğu dedikleri, Jandarma’dan cezaevine giden “Tanınan ve bilinen bir kişi, geniş çevreye sahip, görev yoğunluğu ciddi güvenlik riski” yazısına dayanıyor.

Madem yargılıyorsun, güvenliği sağlamak senin görevin değil mi?

HDP vekillerinin ‘yargı’sına dair küçük bir örnek işte. Gel de bu habis oyunları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde anlat, uygula!

Malum, tutuklu veya tutuklanıp tahliye edilen toplam 12 HDP’li vekil, AİHM’e başvuru yapmıştı. Dün hükümetin, mahkemeye gönderdiği savunma basına yansıdı.

HÜKÜMETİN REFERANSI CHP

Ne demişler? Meclisin üçüncü büyük partisinin başkanının tutuklanması, “demokratik toplum” adınaymış... İnsanın karnını tuta tuta gülesi geliyor ama, gülemiyoruz artık.

“Demokratik toplum”a referans olarak iktidarın, dokunulmazlıkların kaldırılmasına onay veren ortağı MHP veCHP’yi referans gösterdiğini belirtelim.

Ah CHP, ah! Utanç verici bir yargılamada, utanç verici bir dönemde iktidara destek çıkarak kendini nerelere düşürdün? Bak başına neler geliyor, daha da neler gelecek... “Biz demiştik” demekte marifet yok. Üzüntümüz, demokrasiden bu kadar uzağa düşerek muhalefet edebileceğinizi sanmanız.

Hükümetin AİHM’deki savunmasına dönelim. HDP’liler yasama dokunulmazlığına sahip olduğu için soruşturmalar sürdürülememiş... Efendim, soruşturmalar milletvekillerinin parlamento çalışmasının önünde engel teşkil etmezmiş!

Hem dokunulmazlığı olacak, ama ne olduğu belirsiz bir takım birimlerin canı öyle istedi diye “Dur bir ifade vereyim, ayıp olmasın çocuklara” mı diyecek milletvekili?

Bu soruşturmalar, fezlekeleri kim düzenliyordu? Sakın bugün ‘darbeci’yle suçlananlar olmasın?

Madem vekilin çalışmasının önünde bir engel yok, yolsuzluğa adı karışan dört bakanın, Çağlayan, Bağış, Güler ve Bayraktar’ın ifade vermesi neden engellendi?

AKP hükümeti ‘soruşturabilmek için tutukladım’ diyor. Küçük bir ayrıntı: Milletvekili tutuklamak, Anayasa’ya aykırı!

Kişiye özel hukuki uygulamalar, Türkiye’de olağanlaştı ama AİHM’de nasıl karşılanacak? Göreceğiz...

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.