• 20.12.2017 00:00

 Kürtçe korkusuyla Arapça’ya da ‘bilinmeyen dil’ muamelesi yapıldı ya artık sırtımız yere gelmez...

T24’ten Hülya Karabağlı’nın haberine göre HDP Milletvekili Mehmet Ali Aslan, ‘Dünya Arapça Günü’ dolayısıyla TBMM Genel Kurulu’nda Arapça konuşmuş. Müdahalelere rağmen yaptığı kısa konuşma, yabancı dil olduğu için ‘bilinmeyen dil-XXX’ diye kayıtlara geçmiş.

Böylece ‘Kur’an’ın dili’ de ‘bilinmeyen dil’ler kervanına katılmış oldu!

İşin tuhafı, AKP’li Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş’ın Aslan’a ‘Belki küfrediyordur’ diye tepki göstermesi...

Arapça anlamak zorunda değil kimse. Ama anaokullarına dahi Kur’an eğitimini sokan, okulları İmam Hatipleştiren iktidar partisi temsilcilerinin, Kur’an’ın diline karşı dahi bu kadar önyargılı olması çelişkili değil mi? Hani CHP’li bir vekil böyle bir laf etse günlerce saray broşürlerinde linç edilir... ‘Bunlaaaar camilerde Arapça ezana da karşıydıııı’ diye yüklenilir.

Aslan’ın Meclis’te Arapça konuşmaktaki maksadı, hem Ortadoğu halkları için birlik mesajı vermek... Hem de ülke nüfusunun yüzde 10’unun konuştuğunu söylediği Arapça’ya dair bir bütçe ayrılıp ayrılmadığını sormak.

İNGİLİZCEYİ NASIL ‘BİLİRSİNİZ?

Tabii bu hamlenin ardında, Kürtçenin üzerindeki baskılara, yasaklara dikkat çekmek de yatıyor. Malum, Kürtçe ‘bilinmeyen dil’, Kürdistan diye bir coğrafya yok, eh Kürtler de yok...

Ancak Kürtçe korkusundan düşülen pozisyon, hakikaten acıklı. Sanki dünyada Türkçe’den başka dil yokmuş gibi davranarak, başka dilleri ve kültürleri yok sayarak kim, ne kazanacak?

Mesela yabancı bir devlet lideri gelip Meclis’te konuşsa -sahi, en son ne zaman Meclis’e hitap eden bir lider oldu?- onun diline de ‘bilinmeyen’ mi diyecekler?

Konu İngilizce olunca gayet güzel ‘bilinen dil’ olabiliyor. Aslan’ın da hatırlattığı gibi, ABD eski Başkanı Barack Obama Meclis’te yaptığı konuşma, İngilizce olarak tutanaklara geçmişti.

Meclis’in bildiği ‘dil’ler sadece Hint-Avrupa dillerini kapsıyor desek o da olmaz, zira Kürtçe de aynı aileden. Buyrun cenaze namazına!

YASAKSA NEDEN YASAK? DEĞİLSE BU UYGULAMALAR NE?

Kürtler yıllardır anadilde eğitim hakkını talep ediyor. AKP iktidarında Kürtçe dil kursları açıldı, üniversitede dil eğitimine izin verildi ve mahkemelerde Kürtçe savunma yapma hakkı elde edildi. Açılım günlerinde TRT Şeş kuruldu; bugün devletin resmi kanalı ‘TRT Kürdi’ adıyla halen Kürtçe yayın yapıyor.

Ama Kürtçe, Meclis’te ‘bilinmeyen dil’! Kimi cezaevlerinde Kürtçe konuşmak, mektup yazmak, şarkı dinlemek ‘yasak’landı. Zindanlarla Dayanışma İnsiyatifi’nin Eylül ayında yayınladığı rapora göre Kürtçe yeniden ‘bilinmeyen dil’ olarak kayıtlara geçiriliyor

Şimdi Kürtçe yasak mı, değil mi? Yasaksa neden yasak?

Max Planck Enstitüsü’ndeki Linguistic and Cultural Evolution başlıklı bölümde dil bilimcileri, bilgisayar mühendisleri, biyolog ve sosyal bilimcilerin birarada çalışıyor... Amaçları dil ve kültürel tarihe ışık tutmak. Dilleri gelişmiş yöntemlerle kataloglayarak, küresel verileri karşılaştırarak ve evrim teorisi yöntemleri vasıtasıyla analiz ederek insanlığa dair müthiş çalışmalar yapıyorlar.

Dilin zenginliği, kültürün de zenginliğine işaret ediyor. Dünya, nesli tükenmekte olan hayvan türleri misali, kaybolan, giderek daha küçük toplulukların konuştuğu dilleri korumak için binbir çaba harcarken...

Peki bir halkın dilini, tuhaf uygulamalarla yasaklayarak, kısıtlayarak, ne yapmak, nereye varılmak isteniyor?