• 19.06.2018 00:00

 İstanbul’un neredeyse her sokak direği, her yaya üst geçidi, her büyük bina ve her panosunda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sureti var. Herhalde pek çok şehirde durum aynı.

Tanıtım için belli ki devletin tüm imkanlarından yararlanılmış.

Yollardayken siyasilerin tanıtımlarını inceleyip not aldım. Mesela Erdoğan’ın fotoğraflarının çoğu, 16 Nisan referandumundan aşina. Sadece fotoşop dozu biraz artırılmış, olduğundan daha genç, kusursuz, kırışıksız ve yumuşak mizaçlı görünüyor.

En çok kullanılan imaj, Erdoğan’ın ufuklara, bir bilinmeze doğru baktığı kare. Daha az kullanılan görüntü, neredeyse utangaç bir çocuk gibi güldüğü kare. Burada da objektife doğrudan bakmıyor ama beklenmedik şekilde keyiflendiği bir an yakalanmış.  

24 Haziran için hazırlanan billboard’larda, posterlerde, afişlerde boy gösteren Erdoğan suretleri, yol boyunca sağlı sollu üzerime sıçrarken kulağımda HDP’nin baraj altı kalması için yaptığı konuşma yankılanıyor:

“Mahallenizde kim kimdir bileceksiniz. Alacaksınız listeyi önünüze, ona göre bir çalışma yapacaksınız. Markaja almak diyoruz ya, markaja alacaksınız.”

AKP teşkilatlarına “dışarıda konuşamam” diye direktif veren Erdoğan “dışarıda” yani binalardan, sokak lambası direklerinde kendinden çok emin:

“Darbelere direnmek... Cesaret ister.

Ekonomiyi büyütmek... Vizyon ister.

Büyük Türkiye.... Güçlü lider ister.”

Ne yazık ki mahallelere, ilçelere yansıyan “güç” gösterisi çok kanlı: Suruç’ta üçü esnaf, biri AKP’linin öldüğü silahlı çatışma... Büyükada’da, HDP’nin standına yapılan saldırıya müdahale eden CHP’li gencin bıçaklanarak yoğun bakıma kaldırılması.

ÜST GEÇİTLER DE ERDOĞAN’IN EMRİNE AMADE

24 Haziran’a gün sayarken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şehirdeki görünürlüğü iyice arttı. Seçim kampanyasının dışında, miting çağrıları ve belediyenin imkanları vastasıyla tanıtım bombardımanı var.

Pazar günü Yenikapı mitingi için her yere asılan afişler yoluyla da seçmene seslenildi:

“İskansız yapıları kayıt altına alıyoruz.”

Meali: Ben kalırsam daha çok kıyağım olacak.

Öte yandan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kullandığı alanlar olduğu gibi Erdoğan’ın emrine amade. Meraktan soruyorum: İBB’nin yaya üst geçitlerini genel seçim ve Cumhurbaşkanlığı propagandası için kullanması yasal mı?

İBB’nin sloganları da pek enteresan: “Küllerinden doğan şehir İstanbul: 1994-2018”

Pardon İstanbul nasıl küllerinden doğdu? Erdoğan’ın belediye başkanlığı İstanbul için bir milat olarak alınacaksa, 2018 şehrin cenaze tarihi olabilir ancak.

Atatürk havalimanının millet bahçesi olacağı vaadi mesela, İBB’ye ayrılan yerlerden muştulanıyor.

Mesajlar, sloganlar karışık. Hepsi ayrı elden çıkmış, bütünlük yok.

Her şeye rağmen bu tanıtım bombardımanı, özellikle otoyol kenarlarında sağlı sollu heyula gibi yükselen inşaatın, binaların ve karmaşanın arasında kayboluyor.

Başkan çok büyük, çok güçlü. Ama “küllerinden beton doldurarak doğurduğu” şehir öyle bir yığına döndü ki...

Kendisini gerçekten görünür kılmak için en az yapımına izin verdiği gökdelenler kadar suretini büyütmek zorunda.  

KAMPANYALARA HANGİ BÜTÇEDEN, NE KADAR HARCANDI?

Muhalefetin açık hava reklamlarındaki varlığı, Erdoğan’a oranla çok çok az. Erdoğan’ın görünrülüğü 20’yse, Muharrem İnce-Kılıçdaroğlu CHP’si ilanları 1. İYİ ve Saadet Partisi tanıtımları daha da az, daha ziyade lokal çalışmış. Ne de olsa bütçe işleri bunlar. HDP’yse sokaklara astığı rengarenk bayraklarla var.

Ama buna bile tahammül yok. Bahariye’de, gözümün önünde iki genç bayrakların asılı olduğu ipi kesiyor.Etraftakilerin “Niye bunu yaptınız ki?” sorularının karşısında keh keh gülerek hızla uzaklaşıyorlar.

Bir yandan devletin tüm olanaklarını, kabadayılık, tehdit ve saldırganlıkla harmanlayarak kullanan bir iktidar... Öte yandan bağışlarla, kendi imkanlarıyla sesini duyurmaya çalışan, bunu yaparken mütemadiyen saldırıya uğrayan bir muhalefet.

24 Haziran seçimine bu koşullarda gidiyoruz. En çok can güvenliği ve sandık güvenliğinin konuşulması, ne kadar adil bir seçim olacağının da özeti. İktidarın “Aman efendim ne demek, herkesin oyunu koruyacağız” demeye bile tenezzül etmediği bir ortam.

Ancak tanıtım ve bütçe konusu da konuşulmalı. 16 Nisan referandumunda, “Evet” kampanyasına 15 milyar TL aktarıldığını CHP açıklamıştı. Kamu kaynaklarından aktarılan bu para, bizim vergilerimizden tahsil edildi. Bu tespit edileni. Bir de örtülü ödenek ve Belediye gibi başka kurumlar üzerinden yapılan reklamlar var.

Acaba CB Erdoğan’ın 24 Haziran tanıtım ve propagandası için kamu kaynaklarından ne kadar, ne şekilde harcandı?

Her köşe başından arz-ı endam eyleyen CB Erdoğan’a kim, ne zaman sorabilecek bunları?