• 26.06.2018 00:00

 Şapkadan çıkarılacak tavşanlar bekleniyordu, B, C planları konuşuluyordu. Gerek kalmadı zira A planı yürürlükte: 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ucu ucuna veya tartışmalı bir şekilde değil, net olarak Başkan seçildiği bir döneme girdik. 

Bu dönemin ne kadar “yeni” olacağını, balkon konuşmasından da anlayabiliriz. “Mesajı aldık, eksikleri tamamlayacağız” cümlesi, AKP’nin oy kaybına dair söylenmiş gibi gözükse de “yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır” şeklinde de okunabilir. 

Erdoğan’ın seçim sonucunu “Türkiye’nin çökmesini bekleyenlere ders verdiniz, ihanet çetelerine birlikte karşı koyduk” şeklinde değerlendirmesi, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında iyice kristalize olan “onlar ve biz” ayrımının derinleştirileceğine işaret. 

MHP ideolojisiyle bütünleşerek Başkanlık sistemine arzu ettiğine yakın bir sonuçla geçiş yapan Erdoğan’ın daha demokrat olmasını beklemek hayal.  

Ne ekonomik kriz, ne Erdoğan’ın seçim öncesinde düşen, tekleyen performansı, ne hukukdışı, adaletten uzak OHAL yönetimi, Türkiye seçmeninin yüzde 53’ünü etkilemiş görünüyor. 

Erdoğan’ın Türkiye’yi idare edebilecek yegane güçlü lider olduğuna inanıyorlar. Demek ki “Patates soğanın fiyatı ne olursa olsun, ülke hangi şartlarda yönetilirse yönetilsin, ancak Reis’le olur” anlayışı hakim. 

Siyaset bilimciler, yorumcular, 24 Haziran’ın sonucunu dünyada yükselen sağcı-milliyetçi akımlardanbağımsız düşünmemek gerektiğini söyleyecektir. 

MUHALEFETİN KAYIP VE KAZANIMLARI

Şapkadan çıkan en büyük tavşan, MHP’nin yüzde 11.2’lık oy oranı oldu: Seçim sürecinde ne medyada, ne alanda faaliyet gösteren partinin bir kez daha kilit konumuna gelmesi ve bunun anlam ve önemini herhalde daha çok konuşacağız...

24 Haziran gecesi, zor ve uzundu. Özellikle oy çalma, hile, şaibe, manipülasyon paranoyası o kadar yerleşmiş ki Adil Seçim Platformu, YSK teyitli sonuçları onayladığında bile şüphe hakimdi.

Şüphecilik, kabullenememe hali üzerinden muhaliflere vurmak kolay. Asıl düşündürücü olan, toplumun yarısında kemikleşen bu derin güvensizlik. 

Sonuçta şaibeli bir referandumun üzerine bina edildi mi bu seçim? Yapılması gereken tarihten 1.5 yıl önce, apar topar, orantısız koşullar ve hukuksuz OHAL uygulaması altında... 

Aslında bakarsanız, bu seçime sanki şartlar normalmiş, işleyen bir demokraside oy kullanacağız havasında girmek sorundu. Ama umut etmekten, değişim için zorlamaktan başka çare yoktu. 

Tüm eleştirilere, yerden yere vurmalara rağmen muhalefetin çabaları çok ama çok kıymetli. Kazanımların başında, HDP’nin barajı geçmesi ve Selahattin Demirtaş’ın -2014 CB seçimlerine kıyasla oy kaybetmiş olsa da hapiste tutulsa ve meydanlarda dolaşamasa da- üçüncü sırada gelmesi. 

Sivil toplumun, Adil Seçim Platformu’nun (ASP), sandık görevlisi ve müşahitlerin çabası olmasaydı belki bu sonuçlar alınamayacaktı. Asıl yenilgi “Herşey boşuna”ydı duygusuna kapılmakla olur. Asıl iktidar ve kurumları bu konuda sınıfta kaldı: Adil seçim ortamını sağlamadığı gibi vatandaşın oyunu da koruyamıyor. 

SEÇİM GECESİ İNCE HAYAL KIRIKLIĞI 

Seçim gecesi ASP, çok geç kalmakla, açıklama yapmamakla suçlanıp haksız yere topa tutuldu. Büyük çabalarla ve saldırılara uğrayarak sandık güvenliğini sağladılar. Emeklerine minettarım. Anadolu Ajansı gibi gelen gayrıresmi sonuçları şak diye açıklamadılar, ıslak imzalı tutanakları bekleyip emin olmak istediler.

ASP’nin yavaşlığı, muhtemelen CHP’nin frene basmasıyla, Muharrem İnce’nin açıklama yapmak için ertesi günü beklemesi sebebiyle oldu. 

İnce’ye gelince... Cumhurbaşkanlığı yarışında, bu kadar kısa sürede partisini 8 puan geçerek büyük atılım yaptı. 

Ancak seçim gecesi performansı, milyonları hayal kırıklığına uğrattı. İsmail Küçükkaya’ya attığı mesajdan öğrendik “adam”ın kazandığını!

Sosyal medyada haklı olarak “sevgilisinden ayrılan ergen mesajı”na benzetilen bu davranışı nedeniyle İnce, dün özür diledi. Her şeye rağmen o gece, kendisine onca umut bağlayan seçmene hitaben bir açıklama yapması şarttı. Kaybetmiş olsa da! 

İki adayın sözleriyle bitirelim: İnce, “Türkiye demokratik değerlerle bağını kopardı” derken Demirtaş mesajında “halkın demokratik siyasete olan güven ve inancı”nı ön plana çıkardı.

Önümüzdeki süreçte muhalefetin nereye geleceği, ne olacağı; demokrasi inancına ve mücadele etme biçimine bağlantılı olarak şekillenecek.