• 8.02.2019 00:00

 Hem Meclis Başkanı, hem AKMHP’nin İstanbul belediye başkanı adayı olmayı aynı anda başaran ve bundan gocunmayan Binali Yıldırım, yerel seçimlerin genel seçim veya referandum havasına dönüştürülmemesi gerektiğini söylemiş...

 
Çok ilginç, zira ne partili Cumhurbaşkanı ne de büyük ortağı Bahçeli buna uygun davranmıyor, hiç öyle konuşmuyor.
 
MHP lideri, büyükşehirleri kaybetmenin rejimi sorgulatacağını en baştan açıkladı. Reis derseniz, yerel seçim startı verilir verilmez vitesi yükseltti- gerçi vites maşallah hep 5’te.
 
DBP’den OHAL sürecinde alınıp kayyımla yönetilen belediyeler tekrar kayyıma devredilmekle tehdit ediliyor... CHP ise Erdoğan için günlük siyaset malzemesi olmakla kalmıyor. HDP seçmeni gibi CHP seçmeni -İstanbul’un ‘kaymağını yiyen’ ilçeler- de basbayağı hedef gösteriliyor.
 
Hâl böyleyken CHP-İYİ’nin yerel ittifakına ‘Aman genel seçim havasına girmeyin, size gösterilen oyun alanlarından çıkmayıp tatlış tatlış kumunuzla oynayın’ demek bir tuhaf. Belki Yıldırım, böyle diyerek kendi ittifakına mesaj yolluyordur. Mudur?
 
Ne de olsa kendisi deneyimli, her türlü zor durumda gevrek gevrek gülerek zorlukları göğüsleyen bilen bir siyasetçi. Mesela oğullarının sahip olduğu şirketlerle ilgili sorulan sorulara verdiği cevap: “Denizcilik küresel bir iş, gizli saklı tarafı yok.” Yok ama eski başbakanın oğullarının Malta’da şirket sahibi olması, Cennet Belgeleri açıklanana kadar nedense sırdı. Bu arada n’oldu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday siyasetçinin ailesinin Malta’daki şirketleri neden hiç gündeme gelmiyor?
 
Neyse, biz Yıldırım’ın İstanbul’a dair ne dediğini, ne vaat ettiğine bakalım.
 
MAKAM ARACINIZDAN İNİP İSTANBUL'A BİR YÜRÜSENİZ
 
İstanbul’a aday Yıldırım -Ulaştırma eski bakanı, eski başbakan, şimdinin Meclis Başkanı, yılların AKP’li siyasetçisi- 1994 yılını milat alarak ‘İstanbul 1.0’dı, şimdi 4.0’ demiş.
 
Erdoğan’ın çeyrek asırdır bıkmadan usanmadan kullandığı çöp ve su sorunlarının kalktığını hatırlatan Yıldırım, İstanbul’un hava kirliliği ve çamurlu yollar gibi problemlerinin kalmadığını iddia etmiş.
 
Evet, AKP, İstanbul’un bazı önemli, temel ihtiyaçlarını çözdü. Bunun başında çöp-atık yönetimi ve toplu taşımaya yapılan yatırımlar geliyor.
 
Ancak bazı sorunlar çözülürken hiç hesapta olmayan yenileri, katlanarak İstanbul’un başına sarıldı.
 
Su ve hava kirliliği sorununun çözüldüğünü kimse söyleyemez. Hele, yapılan bunca yola, yatırıma rağmen ‘çamurlu yollar’ın kalmadığını iddia etmek için ya çok saf, ya da ayrıcalıklı olmak lazım. Sadece makam arabasıyla dolaşıp ancak steril mekanlara girip çıkarsanız İstanbul’un çamurdan kurtulduğunu söyleyebilirsiniz.
 
Metropolün ‘kaymağını yiyen’ ilçeleri dahil olmak üzere ana caddeler ve sokaklar, çukurlar ve çatlaklarla dolu. Yıldırım, nostalji yapmak isterse İstanbul’un bir noktasından diğerine üç beş vasıta kullanarak gitmeyi denesin. Sonra İstanbul 4.0 mıymış 1.75 mıymış, konuşulur. 
 
Su sorunuyla ilgili bizzat AKP’li yöneticilerin çelişkili açıklamaları var: Biri demiş ki 30 yıl İstanbul’un su sorunu yok, öbürü 50 yıl.
 
Geçen yıl BM’nin yayınladığı kuraklık raporuna göreyse İstanbul, 30 yılda içme suyunu tüketme riski altındaki 11 kentten biri. Özellikle 3. havalimanı inşaatı sonrasında, iklim ve nüfus baskısı altındaki şehrin su kaynakları ne durumda olacak, bilinmiyor.
 
HANİ DEPREM MASTER PLANI VE TOPLANMA ALANLARI?
 
Binali Bey’in 4.0 İstanbul’unun havası, üzülerek söyleyelim ki Türkiye’nin en kirlilerinden. Hatta bazı ilçeler, kanser gibi hastalıklara neden olacak derecede zehirleniyor. Dünya Sağlık Örgütü standartlarına göre zaten ülkede havası temiz sayılacak üç-beş il kaldı. Onlar da sağolsun, AKP’nin ilerici kalkınmacılığı sayesinde, termik santraller, inşaat, zehirli atıkların denetlenmemesi vs. derken yakında kirlenecek.
 
Unutmadan: İstanbul, bunca altyapıya rağmen hâlâ dünyanın en kötü trafiği olan şehirleri arasında ilk beşte.
 
AKMHP adayının çöpsüz, çamursuz ve suyuyla havası temiz İstanbul’u, aynı zamanda yeşil alanıyla da dünyanın en gariban metropollerinden. Kişi başına en az 15 m2 yeşil alan kriterine karşılık İstanbul’da 4.9 m2’ye düşüyor. Onu da otoyol kenarındaki çimenleri de hesaba katarak çıkardıklarını tahmin etmek güç değil.
 
AKP'nin en önemli başarılarından sayılan inşaatçılığın, gökdelenlerin şehre getirdiği sorunlardan da bahsedemedik daha... CB, Kanalistanbul sayesinde açılacak alanları düşünüp ‘yatay inşaat’a geçmeye niyetlense de artık bu şehir, fazladan tek bir yapıyı daha kaldırabilecek durumda değil.
 
Binali Bey’in hiç değinmediği, çok acil bir sorunu var İstanbul’un: Çarpık kentleşme ve afet alanları. Evet efendim, İBB deprem master planını en son 2009’da güncelledi. İstanbul’daki neredeyse tüm toplanma alanlarının üzerine inşaat yapıldı. AFAD, 77 toplanma yerinin nerede olduğunu hâlâ açıklamış değil.
 
Metropolün temel altyapı ve ihtiyaçları say say bitmez. Bunlardan en önemlilerinden biri de Belediyecilik yasasına göre nüfusu 100 binin üzerindeki ilçelerde kadın sığınma evi açılması zorunluluğu. İstanbul’da 36 belediyeden sadece beşinde var. Acaba kaçı AKP belediyesinde?
 
Binali Bey, yarattığınız ve övündüğünüz İstanbul 4.0, her yerinden fışkıran binalar ve yollara, musluğundan hâlâ akan suyuna rağmen, özellikle yaşlılar, kadınlar, çocuklar ve engelliler için yaşanması çok, ama çok zor bir kent.
 
Velhasıl sizinki İstanbul 4X4 olabilir: Zenginleşirken gelir uçurumu iyice derinleşmiş, kirli, sağlıksız, güvenliksiz, kadınların kendini güvende hissetmediği bir İstanbul.