• 29.01.2019 00:00

 CHP’nin son sancılı PM toplantısı üzerine yaptığı aday açıklamalarına iki yerden tepkiler geldi:

Birincisi, kendi kararlarının, seçimlerinin yok sayılmasından gına getiren CHP’liler. Kimi yerde teşkilat olarak istifa edecek kadar pes etmiş vaziyetteler.

Anladığımız kadarıyla İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, birkaç saat süren istifasıyla bu kategoride yer almıyor. Aksine. Kulislere göre Kaftancıoğlu istifasında, partinin karar mekanizmalarında örgütün önemsenmediğini gerekçe gösterse de pek çok adayın belirlenmesinde Genel Başkanından farklı davranmadı.

Pek çok başarılı, destek gören ismin üzerinin, sırf Muharrem İnce’ye destek verdiği için çizildiği herkesin malumu. Kadıköy belediye başkanı Nuhoğlu’nun yeniden aday gösterilmemesi buna sadece bir örnek, deniyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’nu kırmızı kalemle listelerin üzerinden geçerken düşünmek, başka birilerini fena halde hatırlatıyor tabii.

Tabii iş Kılıçdaroğlu ile bitmiyor. Genel başkana yaranmak/ kendi yerini ve geleceğini garantilemek için tepişen partililer, seçmende büyük hayal kırıklıklarına, bıkkınlıklara neden olabilir.

SOYER NEDEN DOĞRU SEÇİM?

CHP’nin açıkladığı adaylar, Cumhur İttifakı odaklarının da favori konusuydu. Malum, ana muhalefet partisinde kopan fırtınalardan, korkak aksak politikalardan, parti içi demokrasinin işlememesinden en fazla memnuniyet duyan onlar.

Bu defa saldırdıkları, İzmir Büyükşehir adayı Tunç Soyer ve Kadıköy adayı Şerdil Dara Ocakbaşı oldu. Soyer’in babasının “ülkücü katili” olduğu gibi saçma sapan iddialar dolaştı. Her şey bir yana, babalarının eylemlerini oğullarına mal etmek nedir?  

Sur’daki yasaklar sırasında insani bir mesaj verdi diye HDP’li de ilan edildi Soyer. Tabii ki Soyer’in belediyecilikte ne kadar başarılı olduğu, farklı kesimlerin desteğini aldığı, doğa ve insan hakları alanındaki proaktif tutumunu ya da sadece Seferihisar’ın değil, Türkiye’deki birçok kentin korunarak gelişmesine ön ayak olduğu Sakin Şehirleri anlatacak halleri yoktu. (Sakin Şehirler, doğayı talan etmeden, adil paylaşımın ve sağlıklı bir yaşamın mümkün olabileceğinin kanıtıdır.)

Bu tepkilerden anladığım, Soyer’in İzmir adaylığı AKMHP cenahının en son isteyeceği şeydi. Şahsen Kılıçdaroğlu’ndan yine bir son dakika golü bekliyordum ama hayret, İzmir konusunda doğru karar verildi.

KÜRT KORKUSUYLA BÜYÜKŞEHİRLERİ KAYBETMEK

Kadıköy adayı Ocakbaşı ise Newroz’da Kürtçe tvit attığı için hedefe kondu. Basbayağı ayrımcılığa maruz kaldı. İngilize, Arapça tvit atsa sorun yok, ama Newroz deyince vay Kürt vay! Ayrıca HDP binalarına yapılan saldırıları kınaması, Ceylanpınarlıların 2014’teki seçimde oylarına sahip çıkmasını twitter’da desteklemesi, Aydınlıkçı kafaya göre ‘hendek siyaseti’ diye ilan edildi!

İşin tuhafı, kimilerinin Ocakbaşı için “Sapına kadar CHP’lidir” türünden açıklamalar yapma ihtiyacını hissetmesi: Yani Kürttür, Kürtçe bilir AMA bizdendir...

CHP, genel olarak HDP’yle, Kürtlerle yan yana gelmeyerek, mesafe koyarak seçmen kazanacağını veya milliyetçi ittifakın hışmından kurtulacağını zannetse de aslında tersi geçerli.

Üstelik HDP, İstanbul, Ankara ve İzmir büyükşehire aday göstermeyecek. Aslında CHP-İYİ ittifakı açısından büyük fırsat olarak, bir çeşit kapalı destek olarak görülebilir.

Fakat “Millet ittifakı” değil Kürt ve HDP seçmenine hitap etmeyi, uzaktan el sallamaktan bile imtina ettikçeinadına gidip AKP’ye verme veya sandığa gitmeme eğilimi çıkabilir. Unutmayın, kararsız seçmen, sadece iktidar ortaklarının kabusu değil.

Muhalefet bu kadar gölgesinden korkarak, koltuğunu hesaplayarak siyaset yapmaktan vazgeçmezse elindeki tüm avantajları (ekonomik kriz, adaletsizlik, bıkkınlık) yine boşa harcayabilir. CHP, İYİ Particiliği bırakıp üç büyükşehirde HDP seçmenine hitap edemezse yine hüsran yaşayabilir. Hesap basit.