Mehveş EVİN
Mehveş EVİN

Gazete: Artı Gerçek

Sağduyunun birlikteliği: Hepinizi asacağız

  • 22.03.2019 00:00

 Sokaklarda seçim afişlerindeki sloganları ve suretleri gördükçe gözlerimi indiriyorum, sanki mahrem bir şey karşıma çıkmış ve bakmak ayıpmış gibi hissediyorum.

Kimbilir kaç milyon dolarlık bütçelerle hazırlanan bu reklamlara bakınca sanki normal bir ülkede yaşıyor, demokrasiye yaraşır bir siyaset yapılıyor hissine kapılabilirsiniz.

Sevgi ve aşk sözcükleri havada uçuşuyor, çoğu yaşlı ve erkek liderlerin özenle fotoşoplanmış, aydınlatılmış çehreleri bana hiçbir şey ifade etmiyor. Bu afişlere, sloganlara bakmakla kalsanız, belki ‘yedirecekler’.

Aşk böcüğü sloganları şehirleri süslerken, diğer tarafta medyada, miting alanlarında eşi benzeri görülmemiş bir nefret söylemi, seviyesiz uslüp ve hedef gösterme hâkim.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen seçim öncesinde yaptığı gibi, tekrar idamı telaffuz etmeye başladı. AKİT TV boş durmadı, Ulucanlar cezaevindeki idam sehpasının önünde Kılıçdaroğlu dahil, ‘asılması istenen isimler’i sayıp döktü.

CHP lideri Kılıçdaroğlu bu defa ‘serinkanlı durup cevap bile vermeyeceğiz’ kararından vazgeçti. Geçti de ne oldu? Seviyeyi anında eşitledi: ‘Beni asacaklarmış... Getirmezseniz namertsiniz, imzalamazsam namerdim’!

AVRUPA’YA ‘BİLGE LİDER’ MODELİ: BAHÇELİ!

Malum, idam hükmünün en ateşli savunucusu, Cumhur ittifakının ortağı MHP...

MHP’nin seçim afişlerinden birinde, Devlet Bahçeli’nin fotoğrafıyla birlikte şöyle yazılı:

‘Sağduyunun birlikteliği. Cumhur İttifakı.’

Sağduyu derken, hem sözlük anlamı hem de ‘sağ’a vurgu kast edilmiş. Ancak icraata bakacak olursanız sağduyudan eser yok, varsa yoksa ölüm/ kalım (beka), tehdit, öteki düşmanlığı...

Afişi ararken çok acayip bir habere rastladım: İki akademisyen, “Sağduyu Lideri Olarak Devlet Bahçeli” çalışmalarını Avrupa’ya taşıyormuş...

Sıkı durun. Bahçeli’nin ‘sağduyu liderliğini’ bir siyasal iletişim modeline dönüştüren Dokuz EylülÜniversitesi’nden Bilgehan-Tuba Gültekin kardeşler, Atina’dan Viyana’ya, 10 farklı Avrupa kentinde bu modeli anlatacaklarmış!

Çok merak ediyorum, Avrupa’da anlatacakları ‘sağduyuda’ idam ve adi suçlulara af teklifi yer alacak mı? Yerel seçimde kullanılan beka söylemi ve kayyım tehditleri, bir halkı yok sayma sağduyuya dahil mi? Avrupa ve AB’nin kendisine, Batı’nın değerlerine düşmanlık da var mı bu ‘çalışma’da?

Yoksa bu konferanslar, Avrupa’da yükselen aşırı sağ ile Cumhur İttifakı'nın ortaklaştığı alanlar olma görevini mi görüyor?

AKP’DEN CILIZ SESLER

Bahçeli’nin ‘sağduyulu, bilge liderlik’ modeli bir yandan, Cumhur İttifakı'nın hakaretamiz, saldırgan söylemine karşılık artık kimi AKP’liler söz söyleme gereğini duyuyor.

Binali Yıldırım, bir kez daha ‘Savaşa gitmiyoruz, seçim bu’ deme ihtiyacını hissetti. Tabii ötesini söyleyemiyor, söyleyemez. Ama bu bile AKP standartlarına göre ileri bir eleştiri sayılır. Belli ki parti içinde hararetin bu kadar artırılmasının, hedef göstermelerin ters tepkiye neden olacağını görenler var ama ses çok az, çok cılız...

AKP içinden daha aykırı ses, İstanbul milletvekili Mustafa Yeneroğlu’ndan geldi. Misvak adlı derginin yaptığı kapağı eleştiren Yeneroğlu, Yeni Zelanda’daki katliam görüntülerinin mitingde izletilmesini doğru bulmadığını söyledi.

‘Kim telkinde bulundu bilmiyorum, doğru olmadığı kanaatindeyim’ diyerek Erdoğan’ın çevresindekilerini yanlış yönlendirdiğini ima etti.

Ne var ki bu tip cılız itirazlar, karından gelen konuşmalarla hiçbir şey değişmiyor.

Abdullah Gül, Yeni Zelanda Başbakanı Ardern’i ‘sağduyulu’ konuşması ve kuşatıcı politikalarını örnek gösteren bir tweet atmış. ‘Gelinim sana söylüyorum kızım sen anla’ tarzındaki bu pasif eleştiriler, milyonlara, 7/24 hitap eden bir ittifak varken neye yarar?

Sağduyu kelimesinin de içini boşalttınız ya, yürüyün sizi kim tutar!

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.