• 17.12.2019 00:00

 Şili’den çıkan ve tüm dünyaya dalga dalga yayılan “Lastesis” dansı, bir tek Türkiye’de polis şiddeti, gözaltılar ve tehditle bastırılmaya çalışılıyor. Şaşırdık mı, hayır!

Haftasonu İstanbul ve İzmir’de tekrarlanan ve birkaç kadının yine gözaltına alınmasıyla sonuçlanan dans gösterisinin oturmalı versiyonunu, CHP’li kadın milletvekilleri Meclis’e taşındı.

İçişleri Bakanı S.S., şarkıyı kendine ve devlete hakaret olarak algıladığından “Anayasa’ya rağmen en geniş hakkını” kullanacağını açıkladı. Sanki “Anayasa’ya rağmen” sokaktan sosyal medyaya, ifade ve toplanma özgürlüğünü her gün çiğnemiyormuş gibi!

S.S., şarkının sözlerini ve çıkışını da kendince yorumlamış. Hatta kafası karışmış, mesele danssa, ederiz gibi tuhaf ifadeleri var. Aslına bakarsanız, Türkiye’de kısaca “Lastesis protestoları” denilip geçiştirilen kadınların bu müthiş gösterisinin aslına dair doğru dürüst bilgi de pek yok.

Lastesis’in hikayesine gelmeden önce ortalığın neden bu kadar ayağa kalktığını bir anlayalım. Farkındaysanız Türkiye’de neredeyse bitme/ başlamadan şiddetle bastırılma noktasına gelmiş sokak hareketliliği ve eylemleri, artık sadece kadın hareketi ve dayanışması sayesinde görünür olabiliyor.

EN GENİŞ TOPLUMSAL MUTABAKAT KADIN KONUSUUNDA SAĞLANABİLİYOR     

KHK’lılardan askeri lise öğrencilerine, kayyım protestolarından Cumartesi annelerine, LGBTİ yürüyüşlerinden işçi protestolarına, neredeyse hiçbir hak ihlali protestosu, kadınların şiddet ve ayrımcılığa dair gösterileri kadar kalabalık ve etkili olamıyor. Çünkü valilik/kaymakamlık yasağıyla Anayasal haklar baştan çiğneniyor.

Ayrıca her gösteriye yapılan müdahale biçimi ve şiddet dozu aynı değil. Örneğin Cumartesi Anneleri uzun zamandır Galatasaray Meydanı’na çıkamıyor, bir sokağa hapsedilmiş vaziyette. Daha fazla insan gelse, onlara katılsa bu uygulama devam ettirilebilir mi, bunu da ayrıca konuşmak lazım.

25 Kasım/8 Mart/Lastesis gibi kadınların düzenlediği gösterilere gelince... İki yıldır engellenmeye çalışılsa da çıkış noktası “kadınlar ölmesin, şiddet son bulsun” olduğundan ve kadın hareketinin ısrarıyla giderek kısıtlanan alan ve zamanda gösteri “izni” veriliyor.

Unutmayalım ki her gün en az bir kadının göz göre göre öldürülüyor olması, bir tek bu alanda geniş bir toplumsal mutabakat sağlanmasını mümkün kıldı. İşçi cinayeti veya kayyım uygulaması protestoları için sokağa çıkacak, bunda ısrarcı olmayı göze alabilecek insan sayısı çok daha az.

KADIN VEKİLLER SADECE MECLİSTE DEĞİL SOKAKTA O DANSA KATILMALI

Kadın cinayetleri, iktidarından muhalefetine, toplumun her kesiminde büyük tepkilere neden oluyor. AKP ve MHP seçmen kümesinde sayıca daha az olabilirler. Özellikle gençler arasında bu kanlı katliamların durdurulması gerektiği konusunda itiraz eden olduğunu sanmıyorum. Aksi zaten cinayeti savunmak demek. Bu arada Emine Erdoğan bile 8 Mart konuşması nedeniyle Akit gazetesinin hedefi olabiliyor.

Fakat sokaktaki, evdeki “erkek sorunu”nun siyasetteki yansımasına gelince herşey lafta kalıyor. İktidarından muhalefetine bu böyle. Devrimcisinden liberaline yine benzer sorunlar var. Yeni partilerin kuruluşunda yan yana dizilen isimlere bakınca da aynı resim.

Demem o ki, toplumda, kadınlara şiddet geniş mutabakat sağlanabilen tek konuyken siyaset yapanlar, siyasete soyunanlar hala ısrarla bu meseleyi ıskalıyor.

Meclis’te CHP’li kadınlar Lastesis için bir araya gelebiliyor da neden diğer partilerin kadın vekilleri bu tabloda yok? Neden sadece Meclis’te değil sokakta da diğer kadınlarla birlikte dans etmeyi ve olası polis şiddetine karşı birlikte durmayı göze alamıyorlar?

Çok hata ediyorlar çünkü erkek siyasetçiler lastesis mastesis diyemeyecek.

LASTESIS: UTANMASI GEREKEN, SALDIRGANLAR

Lastesis’e dönelim, hani Soylu şarkıyı anlamış kendince yorumluyor ya... “Un violador en tu camino”, Lastesis olarak bilinen dört Şilili sanatçının (Daffne Valdés, Sibila Sotomayor, Paula Cometa Stange, Lea Cáceres) şarkısı. Lastesis ismi, grubun önemli feminist düşünürlere bir selamı niteliğinde.

Şarkının sözleri, tecavüz konusundaki öncü çalışmalarıyla tanınan Arjantinli feminist antropolog Rita Segato’nun sözlerinden uyarlanmış. Aynı zamanda Şili’de cinsel saldırının kanıtlandığı davaların ancak yüzde 8’inde saldırganın cezalandırılmasıyla sonuçlanmasına yönelik bir protesto.

Evet, bu şarkı kadınların hem sistem hem de devlet tarafından istismar edilmesini ele alıyor. Lastesis’in bu kadar başarılı olmasının sebebi, “kadına şiddete son” demekle kalmayıp cinsel saldırıların, kadına karşı şiddetin cezasızlıkla sonuçlanmasına bir başkaldırı.

Lastesis, El Pais’e verdikleri röportajda, “Utanç, suçluluk, aşağılanma, acıyı kadınlar değil saldırganlar hissetmeli” demiş.

Farklı ülkelerde kadınlar, sözleri ve koreografide bazı değişiklikler yapsalar da esası aynı.

S.S. beğensin beğenmesin... Dans etsin etmesin... En geniş yetkisini kullansın kullanmasın...

Polisinden yargısına, iktidarından muhalefetine, herkes kadınlara yönelik saldırılarda kendi paylarına düşeni yapacak.

Kadınların bu talebi tehditlerle, korkutmalarla bitmeyecek.