• 25.03.2017 00:00
  • (1483)

 Hafta başından beri herkes aynı şeyi soruyor, orduda yeni bir kalkışma ihtimali var mı?

Kimileri kaygıyla kimileri de umutla...
Bu soru bana sorulduğunda yıllardır hep aynı soruyla cevap veriyorum.
- Köpek orasını niye yalar?
- Yalayabiliyordur da ondan...
Evet, ülkece 16 Temmuz sabahı bir askeri darbe girişimini engelleyerek dünya demokrasi tarihine geçtik. Ne var ki 2000 yıldır "muhafızların muhafızlığını kim yapacak" sorunsalını kesin olarak çözen hiçbir devlet yok.
Yani elinde silah olan punduna getirdiğinde affetmez. Ordular olduğu sürece darbe ihtimali de hep olacak. Bizde de, Avrupa'da da, ABD'de de...
Demokratik rejimlerin tek yapabileceği şeyse, bu ihtimali minimumda tutacak tedbirler almak; darbe ve cunta girişimlerini zorlaştırmak.
Askerin sivil otoriteye bağlanması ve askeri politikaların siviller tarafından belirlenmesi akla gelen ilk yapısal önlemlerden.
Ancak evet çıkması muhtemel 16 Nisan referandumunu engellemek için 15 Temmuz benzeri bir girişim yaşanır mı diye sorarsanız... Daha somut konuşanların elindeki bilgileri bilmiyorum ama ben sanmıyorum.
Zira 32 kısım tekmili birden darbeci, 16 Nisan'da sandıktan "hayır" çıkma ihtimalinden hâlâ umutlu.
Çünkü bu ihtimal gerçekleşirse darbeye zaten ihtiyaç kalmayacak.
Türkiye, 15 Temmuz'da tankla, tüfekle içine hapsedilmeye çalışıldığı kafese bu kez güle oynaya girecek.
Kurulduğu günden beri bu halkı terör, ekonomik kriz, istikrarsızlık ve darbe sarmalında ezen sistemden kurtulmamız için ilk kez doğan umut uzun süre rafa kalkacak...
15 Temmuz'a kalkışan, destek veren, ürkekçe alkış tutan kim varsa 15 Temmuz'un ardından yeniden bitinin kanlanmasının nedeni de işte bu umut.
O gece FETÖ'cüler batıdan ilerlerken doğu cephesi açmaya hazırlanan PKK'nın yöneticileri bu yüzden birer youtuber'a dönüştü.
Bu nedenle her gün bir video yayınlayıp canhıraş "Hayır demeliyiz" diye haykırıyorlar, "yurtta sulh" koalisyonunun gölge üyeleriyle birlikte!
Fetullah'ın paralı trollüğüne soyunan Michael Rubin türü soytarıların "hizmet" etiketli twitleriyle "Hayır" çağrısı yapmasının nedeni de bu umut.
Tıpkı "Türkiye ile ilişkiler ne olacak" sorusuna "16 Nisan'dan sonra karar vereceğiz" diyen Almanya Başbakanı Merkel gibi...
Ama nafile...
15 Temmuz'da darbede "hayır" vardır diyenler 16 Nisan'da da yenilecekler.
Biz buna "No pasaran" diyoruz.

***

Bu neyin kafası?

Perşembe gecesi Düzce'de referandum konulu bir panele katıldım.
Çıkışta epeydir görmediğim bir arkadaşım geldi.
Biraz kafası karışık gibiydi.
Kendisine gelen bir mesajı aktardı.
"Erdoğan aslında cumhurbaşkanlığı sistemini istemiyormuş ama ok yaydan çıkıp referandum sürecine girildiği için mecburen evet diyormuş." Ve arkadaşım da sıkı birErdoğan taraftarı olduğu için evet demeye tereddüt ediyormuş.
Şaka yapmıyorum. Olayı anlattığım Ak Parti çevresinden arkadaşlarım mevzuun ciddi ciddi konuşulduğundan bahsediyorlar!
Sizi bilemem ama benim kafam çok karıştı.
Şimdi bu durumda "Hayır" diyen CHP ve HDP ya da terör örgütleri PKK ve FETÖ deaslında evetçi mi oluyorlar?
Hollanda ve Almanya'nın "evet toplantılarını" yasaklamalarının nedeni de referandumdaevet çıkması için mi?
Ne diyeyim...
Geçen gece atv Son Durak'ta, yolda buldukları bonzaiyi kekik diye mangaldaki etin üzerine atan ve kendinden geçen ailenin haberini verirken "yok artık" diye büyük konuşmuşum.

***

Müjde, haşmetmeab lütfetti!

Doğan Yayın İlkeleri toplantısında konuşan Aydın Doğan 16 Nisan referandumuyla ilgili olarak "Çıkacak sonuca saygılı olacağız" dedi. (Hürriyet)