• 24.11.2017 00:00
  • (1601)

 Çevresinde savaşların sürdüğü ve büyük devletlerin vesayetindeki terör örgütleriyle uğraşan bir ülkeye en çok lazım olan, kuşkusuz işlevsel ve güçlü bir ordu.

Bizim de bu gerekçeyle hep "kocaman" bir ordumuz oldu. Ve dünyanın pekçok ordusunda görülemeyecek kadar generalimiz...
Ancak yakın zamana kadar düşmanın "bu gücü" ne kadar hissettiği tartışılır. Tartışılamayacak olansa Türk halkının bu gücü, hep ensesinde hissettiğiydi!
27 Mayıs'ta, 12 Mart'ta, 12 Eylül'de, 28 Şubat'ta, 27 Nisan'da ve 'da yaşananlar, bu büyük organizasyonun işlevinin ne olduğuna dair başlı başına bir delil.
Çok şükür, 15 Temmuz'daki kalkışmanın ardından güçlü bir toplumsal ve siyasi bilinç oluştu.
Bu sivil refleks, ordumuzu özellikle soğuk savaş döneminden beri memur edildiği işlevinden kurtardı.
Ve onu tıpkı Kurtuluş Savaşı ya da daha öncesindeki gibi, halkına değildüşmanlarına korku veren bir forma doğru dönüştürüyor.

***

Bu dönüşümün etkilerini El Bab'da ya da halen süren Afrin kuşatması gibi sınır ötesi harekâtlarda da gördük... 'nın ve diğer küresel terör örgütlerinin artık daha etkin vurulmasından da görüyoruz.
Dikkat ederseniz askerlerimizden 90'larda olduğu gibi "PKK'lıları kıstırdık,Ankara'dan bir telefon geldi geri çekildik" hikâyeleri dinlemiyoruz artık.
Evet, cesur Türk halkı 15 Temmuz'da yalnızca vatanı ve demokrasiyi değil, 350 generalinden en az yarısını FETÖ'ye ve ABD'ye kaptırmış ordusunu da kurtardı.
Artık "analar Sikorsky doğurmuyor" diyerek Mehmetçiğin hayatını harcanacak bozuk para gibi gören generaller yok.
Ordumuzu, olması gerektiği gibi siyasi iradeye, yani halka bağlı komutanlarımız yönetiyor.

***

Bölgede ve ülkemizde sürekli operasyon çeken rakip devletlerin bu gidişattan huzursuz olmasında anlaşılmayacak bir yan yok.
İçeride siyaseti ve halkı terbiye ettikleri "silahlı kuvvetlerini" kaybedendarbeci klikler de huzursuz.
ABD için 10 yılda bir darbe üreten askeri mekanizmadaki her değişikliğekazan kaldırıyorlar.
Dün 'nın  mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada verdiği bir oran dertlerinin ne olduğuna parlak bir ışık tuttu.
Erdoğan, "Harp Okulunun müfredatındaki askeri ders oranının yüzde 18'den yüzde 60'a çıkarıldığını" söyledi.
Düşünün, yegâne okulu cephe olan askeri yönetecek komutanları eğiten okullarda mesleki dersler dışında her şey öğretilmiş komutanlara.
Sonrasında gelsin harp okulundan müstakbel cumhurbaşkanı namzedi olarak çıkan subaylar, darbeler, askeri fiyaskolar...
İşte değişmesinden korktukları düzen budur!

***

KULELİ'YE ASKERİ TARİH MÜZESİ OLMAK YAKIŞIR

Dev ordusunun tarihini ta iki bin iki yüz yıl öncesine dayandıran bir ülke düşünün...
"Asker milletiz" diye övünen...
Buna karşın bu koca savaş tarihini anlatamayan...
Harbiye'deki, ilkokul öğrencilerini bile tatmin etmeyecek müzeyle idare eden...
Keşke 15 Temmuz'da çok kötü izleri olan Kuleli Askeri Lisesi bu açığı kapatacak bir "askeri tarih" müzesine çevrilse.
Adı da, kuruluş tarihi de, heybeti, güzelliği de yeniden hatırlansa.
Tıpkı İtalya'daki, Avusturya'daki örnekleri gibi içine halkın deneyimi, desteği de girse...
Daha önce okulun Kültür Bakanlığı'na devredileceği açıklanmıştı.
Umarım bu her açıdan sembolik önemi olan yapı, memleketin her bir yanında olan alelade müzelere çevrilmez... O güzelim kuleleri, bürokratlara boğaz manzaralı makam odası olarak tahsis edilmez.
Çok mu zor?