• 18.12.2012 00:00
  • (7484)

 Gazeteciliğe Taraf’ta başlamadım ama gazeteciliğimin miladı kuşkusuz ki Taraf’tır.

Bu durum Türkiye basını için de geçerli. Taraf’tan sonra artık “Ankara gazeteciliği” dışında başka bir yolun da olduğunu herkes gördü, eşik çok yükseldi.

Üstelik bu “iddialı” duruş sonuçları itibariyle de bir denemeden ibaret kalmadı; başardık.

Aralarına örülen duvardan ötürü yan yana gelemeyen bu ülkenin tüm ezilenleri, solcular, Kürtler, dindarlar... demokrasi müşterekinde fiili bir ittifak oluşturabilirmiş; Taraf’ta yaşadık.

Bu topraklarda bir asırdır süren askerî-sivil bürokrasinin hegemonyasında gedikler açan demokratikleşme davalarında, Ergenekon’da, Balyoz’da Allah’ın bildiğini kuldan saklamadık.

İnancından ve dünya görüşünden ötürü ülkedeki elit ittifakın peşinen mahkûm ettiği siyasal iktidarı demokratikleşme adımlarında destekleme basireti gösterdik. Ama aynı zamanda ona, yalnızca moral değerler üzerinden yüklenen halka muhalif basının ağzına bile alamayacağı noktalarda da muhalefetin hasını yaptık.

Kuşkusuz hatalar da yaptık. Ama kabul etmesini bildik, içimizde tartışmayı da ihmal etmedik.

Özetle, iyi ettik.

Şimdi, adları Taraf’la özdeşleşen ustam Ahmet Altan ile Yasemin Çongar gazetedeki mesailerine son verdiler. Ama hepimizi üzen kararları kuşkusuz ki bu hayati mecranın sonu anlamına gelmiyor. Bunu onlar da istemiyorlar. Taraf yoluna devam edecek.

İyi de edecek.

Gidişlerinde “siyasal iktidarın baskısı” olduğu türünden hüsnükuruntularını dillendirenlere bakmayın siz.

Bunu iddia etmek, beş yıldır bu onurlu duruşun ceremesini çeken Ahmet Abi’nin ve Yasemin’in yanı sıra onlara güvenip bu yola giren bizlere, sizlere, medyadaki gerçek dostlarımıza haksızlıktır. Ve tabii ki bu işin sorumluluğunu cesurca üstlenen Başar Arslan’a da.

Kaldı ki böyle bir durum olsa, açık sözlülükleri naifliklerine baskın gelecek kadar cesur olduklarını defalarca kanıtlayan bu isimler, bizden, sizden saklamazlardı değil mi?

Maddi sıkıntılarımız ya da okurlar önünde yaptığımız politik tartışmalar da, farklılıklarımız da bizim sorunumuzdur. Bu konular üzerinden teneke çalan felaket tellalları önlerinden yesin.

Zira bizlerin ve Taraf’ın adı zikredilince istavroz çıkartan postal yalayıcıları, Ergenekon muhipleri, Kemalist kişilik bozukluğundan mustarip eski medya aktörleri, bu süreçten de yağ çıkartma derdinde.

Sanırsınız bu beş yılda ellerinden gelen düşmanlığı esirgemeyen, yapmadıkları manipülasyon, atmadıkları iftira kalmayan onlar değil de şimdi Taraf için kaygılanıyormuş havasındalar.

Tek dertleri yine Taraf’a vurmak, bu demokrasi macerasına ölümcül darbeyi indirmek. Aynı zamanda da Türkiye’nin son on yılındaki demokratikleşme sürecinin lokomotifi siyasal iktidara, asli hasımlarına çakmak. Bu umut verici süreci gerisin geriye çevirmek. Yani bir taşla iki kuş vurmak.

Kalsak da gitsek de buna izin vermeyeceğimizi herkes bilsin.

Bu kadar ciddiyet yeter. Allah korusun ölü evinde değiliz.

İzninizle, birkaç gündür, sıkı bir Taraf okuruymuşlar da, gazeteyi almaya bırakayamazmışlar gibi davranan Taraf’ın yeminli düşmanlarına, yıllar önce Taraf’ın en zor zamanlarında fareler gibi gemiyi terk edip merkez medyada soluklanan köşelerin neoecelerine, gazeteyi bölgede boykot eden, sokak ortasında yakan iki halka da düşman siyasilere bir sorum olacak.

Evet, etkimiz çok büyük olsa da tirajımız 50 bin. Ama bu arkadaşların tepkilerine baktıkça, tüm Türkiye’nin Taraf abonesi olduğunu düşünmeden edemiyor insan. Allahaşkına Taraf’ı, gazete bayilerine belli etmeden, tirajımızı etkilemeyecek şekilde nasıl satın alıp okuduklarının sırrını açıklayabilirler mi bu sihirbazlar?


[email protected]