• 22.10.2013 00:00
  • (3101)

 Darbe zanlısı askerlerin yargılanmasıyla ilgili “konuşmaması” kimilerinde şaşkınlık ve de öfke oluşturan Genelkurmay Başkanı Özel dün özetle şunları söyledi.

“Görev ve yetkileri yasalarla belirlenmiş, TSK'nın Komutanı ve bir kamu görevlisiyim.”

Vay be, çok değil üç beş yıl önce “Generaller de kamu görevlisidir” dememiz türlü eğreltmelerle hakaret sayılıyordu, yargılanıyorduk.

Evet, Özel’in son açıklaması insanlığın ortak birikimi olan demokrasi için küçük, Türkiye içinse büyük bir adım.

Demokratlar için, benzer çıkışlar seçilmiş siyasi aktörlerden gelince, sahiplenmek görece daha kolay oluyor. Göreceli diyorum, zira söz konusu olumlu değişimlerin öznesi asker, savcı, MİT başkanı gibi, yıllardır solun kolektif hafızasında pek de iyi olmayan “kamu görevlileri” olunca tutuklaşıyoruz.

Çünkü pozisyonunuz otomatikman “devletin” yanında olmaya indirgeniyor. Bu da takdir edersiniz ki, seviyenin günden güne “erkeksen kaskını çıkar gel” türünden lümpen, erkek egemen söylemlerin hâkim olduğu “muhalefet mahallesinde” satmıyor.

Bereket “Türkiye serbest siyaset piyasası” bu haksız rekabet koşullarının hâkim olduğu “korunaklı mahallerinden” ibaret değil, hatta hiç değil. Türkiye’nin kahir ekseriyetinde spekülatörler değneksiz gezemiyor.

Çünkü alıcı ahali, Türkiye’de son on yılda yaşanan değişimin karakteristiğinin fazlasıyla farkında. Bu sürecin bugüne değin asli devletin taşeronu olan siyasal iktidarların olması gerektiği gibi halk adına patronluğa soyunması olduğunu biliyor.

Dolasıyla bu korunaklı mahallenin “aracılarının” hilelisine itibar etmiyorlar. Yukarıda bahsettiğim bürokratik alana dair ileri adımları, bu makamların eski Türkiye’deki örgütlenişleri, işlevleri ve anlamlarıyla ilişkilendirmeden değerlendiriyorlar. Mevzua özcü yaklaşmıyorlar.

Özel örneğinde konuşursak, halk, demokratlığa terfi etmekten yerinmeyen şimdiki Genelkurmay Başkanının tavrını alkışlarken, yaptığının eskinin başbakan tokatlayan zevatına övgü olacağı manipülasyonunu yemiyor.

Tıpkı Özel gibi, işini layıkıyla yaptığı için içte ve dışta hedef tahtasına oturtulan MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a sahip çıkışlarının arkasında da bu komplekssiz bakış açısı var. Zira sahiplendiklerinin, bırakın darbeleri hükümetlere haber vermeyi, 12 Mart’ta olduğu gibi Demirel’i arayıp istifa et diyen bir MİT’in müsteşarlığı olmadığını görebilecek basiretteler. Tavırları, MİT’in Türkiye barışının baş tacı çözüm sürecindeki katkısıyla ilişki olduğu için, Fidan’ı sahiplenmekten gocunmuyorlar.

İşte dostlar ya bu “serbest piyasada” daha fazla hürriyet için cesaret göstereceksiniz, ya da konforunuzu terk etmeden o daracık mahallerdeki pazarlarda hileler üretip, halkınıza karşı tekellerin oyuncağı olacaksınız.

Bu arada Başbuğ’un, Özel’in sözlerinden pek de farklı bir içerik taşımayan yazımdan dolayı hakkımda açtığı dava ne oldu acaba? Çok boşladım, çok.