• 18.06.2020 00:00

 Tevrat’a göre "Rab Tanrı Adem’i topraktan yarattı ve burnuna yaşam soluğunu üfledi," ama insan vücudunun yüzde altmışı sudur.

Bütün yaratıkların vücudu su doludur ve nasıl su hayat ise ölüm de suyun yokluğu, suyun vücudu terk etmesidir.

Can bırakan her şey yere düşen bir yaprak gibi kurur, dağılır, yeniden başka bir şekilde bütün olmak üzere ufak parçalara bölünür.

Bir dağın başında çıkan su, denize karışırken arkadan gelen suyun bilincinde midir?

Çöller su yokluğunun yeryüzüne verdiği şekildir.

Sahra Çölü gezegendeki en sert, barınılması en zor yerlerden biridir. Ama her zaman böyle değildi.

Milyonlarca yıldır esen rüzgârlar milyonlarca ton tozu Batı Afrika ve okyanusa döker. Birikmiş toz katmanlarını inceleyen bilimciler muson yağmurlarına uyumlu olarak Sahra’nın her 20 bin yılda bir çöllük ile yeşillik arasında değiştiğini keşfetti.

Çöldeki iklim "gelgit"inin ana nedeni, dünyanın güneş çevresinde dönerken ekseninin oynaması, bunun güneş dağılımında meydana getirdiği farklılıklardır. Buna göre her 20 bin yılda bir gezegen güneşten uzaklaşarak veya ona yaklaşarak yazları daha az veya daha çok güneş alır. Bu da şimdi olduğu gibi kuru veya eskiden olduğu gibi yeşil bir Sahra yaratır.

Buralardaki eski yeşilliğin ve insan ve hayvan bolluğunun tek ipucu toz katmanları değildir. Kayalara resmedilmiş binlerce timsah, hipopotam, fil, zürafa, devekuşu, insan resmi ve papirüsten yapılmış kayıklar bir zamanlar buralarda Serengeti düzlükleri kadar zengin bir yaban hayatın var olduğuna işaret ediyor.

Milattan Önce 2600-1450 yıllarından itibaren bolca görülmeye başlanan sığır resimleri buraların insanın göçebe hayatı terk edip yerleşik düzene geçmeye başladığı yerlerden biri olduğunu gösteriyor.

Kazılarda ateş ve yontulmuş taş alet kırıklarının yanında bulunan yaban domuzu, leopar, kertenkele, balık, ceylan ve zürafa kalıntıları çevredeki yaban hayat bolluğunun kanıtıdır.

Ama bu bolluk uzun sürmeyecekti. Milattan Önce 5500 - 5000 yılları arasında iklim değişmeye başladı ve 2000 yıl süren bir değişim sonunda Afrika’nın ıslak dönemi sona erdi. Sığırı saymayacak olursak Afrika’nın kayalarına resmedilmiş zürafa, deve kuşu ve ceylan gibi hayvanlar buralarda binlerce yıl yaşamadı.

Yağmurlu yıllar azalmaya başlayınca insanlar Nil Nehri’nin yanlarına doğru göç etmeye başladı ve 3500 yıl önce Sahra bugün bildiğiniz görüntüye büründü.

Şimdi iklim değişikliği yağmurların daha da azalmasına yol açıyor.

Sahra Çölü’nün tarihi bize yeryüzündeki insan ve yaban hayat varlığının iklimle bağlantılı olduğunu gösteriyor.

Denize akan ırmak suyu nasıl başka bir su olursa iklim değişikliğinin öğüttüğü dünya da başka bir dünya olacak. Ne kadar başka bilemiyoruz.

Ve belki de bilmememiz daha iyidir.