Sabah çayımı içerken abonesi olduğum gazeteleri okuma alışkanlığındayım.  Belki bu huyumu terk etmeliyim çünkü gazeteleri okumak birçok güne ruh çökertici haberlerle başlamama neden oluyor. 

İşte Perşembe günkü New York Times Gazetesi’nden bir haber: 1970’ten bu yana aşırı avlanma nedeniyle okyanuslarda yaşayan köpekbalıklarının sayısı yüzde yetmiş azaldı.  Bu bulguyu dünyanın en saygın bilim dergisi olan Nature’da yayımlayan araştırmacılar gerçek rakamın daha da yüksek olabileceğini, çünkü avlanmanın en yoğun olduğu bölgelerden elde edilen sayıların eksik olduğunu kaydettiler. Avlanma son sürat devam ettiği için geriye kalan köpekbalıklarının dörtte üçü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya imiş. 

Bu bilgiyi yaşanmakta olan ekolojik çöküntüye ekleyebilirsiniz: kelebeklerden fillere birçok yaratık son yıllarda insan-nedenli olağanüstü bir yok oluş sürecindedir. Bir milyondan fazla tür tamamen yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. New York Times’ın haberinde eksik bir ayrıntı var: Bu da köpekbalıklarının yüzgeçleri için avlandıklarıdır. Özellikle Çin’de köpekbalığı yüzgeci çorbası lüks, prestij bahşeden bir yemektir. Balıkçılar köpekbalıklarını avlamakta ve yüzgeçlerini kestikten sonra onları canlı canlı okyanusa atmaktadırlar.  Kollarınız kesildikten sonra denize fırlatıldığınızı düşünün. Kesildiği yerlerden süratle kan kaybeden balık, yüzgeçsiz yüzemediği için boğulmakta ya da başka balıklara yem olmaktadır. 

Bu gaddarlığa karşı dünyada yükselen bir tepki var ve bazı ülkeler denizde “yüzgeçsizleştirme”yi yasakladı.  Ama bir kilo yüzgeç 1.100 dolara satıldığı için balıkçıların bu barbarlıktan vazgeçmesi pek olası değil. Uzmanlar yılda 70 ila 100 milyon köpekbalığının avlandığını, bunlardan çoğunun yüzgeçleri kesildikten sonra can verdiğini söylüyor.  Az çoğaldıkları ve yavruların olgunlaşması zaman aldığı için köpekbalıklarının bu katliama uzun süre dayanabilmesi mümkün görünmüyor.

Aslında aşırı avlanma nedeniyle denizlerde azalan sadece köpekbalıkları değildir.

İnsan her yıl denizden yüz milyon tona yakın balık çıkartıyor. Araştırmalar gösteriyor ki bu eğilim devam ederse okyanuslarda balıktan çok plastik bulunacak.

Otuz yıldan az bir zaman içinde denizlerin 937 milyon ton plastik, 895 milyon ton balık barındıracağı tahmin ediliyor.

Doğanın mucizevi bir kendini iyileştirme yeteneği var. İki-üç yıl balık avlanmasa veya hatta bugün avlanılan miktar yarıya indirilse denizler süratle balık dolacak. Nitekim dünya çapında karaların ve denizlerin yüzde otuzunun 2030’a kadar doğal hâline bırakılmasına dair hız kazanan bir akım var. Paranın hükümdar olduğu gezegende bu akıma bütün devletlerin katılacağını düşünmek çok zor.

 Belki virüslerin yalınkılıç insanlığa dalmasının doğayı yok etme girişimimize bir tepki olduğu idrak edilir.  Doğayı yok etmekten vazgeçmezsek onun bizi yok edeceği anlaşılır. Ve… Kim bilir… 

Bu yazı Diyalog gazetesinden alınmıştır

  • Abone ol