• 28.12.2012 00:00

 Roboski (Rubozik) Katliamı, Roboski Cinayet, Roboski Saldırısı adına her ne derseniz deyin geçen sene bugün ( 28 Aralık) Roboski’de insanlık öldü, Roboski’de vicdanlar öldü, Roboski’de devlet öldü, Roboski’de iktidar ve iktidarın Kürd vekilleri öldü, Roboski’de bürokrasi öldü, Roboski’de medya öldü, Roboski’de gazeteciler öldü, Roboski’de aydınlar öldü, Roboski’de olanlardan sonra sessizliğe bürünen ama her seferinde “kardeşiz” diyen dindarlar ( MAZLUMDER hariç) ve yıl başını kutlayarak insanlıktan çıkanlar öldü.

            Kimin nazarında? Gerçekten kendisini insan sıfatında görenlerin nazarında. Kürdlerin ve Roboski’de can veren çocukların anne, baba ve akrabalarının nazarında.

Ankara’da “sivil siyaset” diye yola çıkanlara “bir kelime etmediler” dedim diye alınanlara bir sefer olsun “Roboski” demelerini bekledim anlamamışlar. Roboski katliamında bir arpa boyu yol gidilmediğini dile getirsinler; “Roboski AKP’nin yarasıdır”, üstü örtülmek isteniyor, mağdurlar, kurbanlar suçlu gösterilmek isteniyor demediler/diyemediler. Ama inançta, insafta ve siyasette kimseye yer bırakmayanlar bana serzenişte bulundular.

Roboski’de sorumlular hala yargı önüne çıkartılmadı. Meclis araştırma komisyonunu engellendi. Kaymakam provokasyonu ile ölen 34 çocuğun yakınları gözaltına alan, hapse atan da Roboski’de Kürdlere mesaj veren de sizce hangi zihniyetti?

Ve bir yılın sonunda “gerekirse özür dileriz, ama sonunda terörist de sivildir. Yargı kararını bekleyelim. Genelkurmay başsağlığı mesajı yayınladı. Kasıt yok, sınır hassasiyeti var” diyen bir yıldır çalacakları minareye kılıf uydurmakla meşgullermiş. Askerin raporuyla, Heron şahitliği ile “aralarında teröristler vardı, onlar kaçtı” iddialarını pompalıyorlar.

34 köylü ölürken teröristler hava bombardımanından nasıl kaçtıkları çok da önemli değil. TSK öyle rapor edecek, savcı kabul edecek, hakim tasdik edecek. Başta Kürdlerin ve insaflı, vicdanlı insanların inanıp inanmaması çok da umurlarında olmayacak. İşledikleri cinayeti kendi düzenledikleri raporla temize çıkartacaklar.

Roboski devletin politikası. Devlet şimdiden bütün AKP’lileri senaryoya inandırmış şimdi sıra medya desteği ile kamuoyunu inandırmak. Ha Kürdler inanmaz; o başka zaten pek de umurlarında değil. Bu güne kadar Kürde yaptıkları hangi zulmün hesabını verdiler ki?

Yargı kararını açıklasın bunlar sivil mi, değimli göreceğiz tezgahını kurdular. Ne mi olacak? Emri alanlar gereğini yapacaklar. Yani bombalayarak öldürdükleri 19’u çocuk, 15’i 18 -25 arasında Kürdleri suçlayacaklar ve olayı kendi açılarından kapatacaklar.

Bu kadar kolay mı? Evet bu kadar kolay. Burası Türkiye. AKP’liler çok alınıyorlar böyle yazdığımda ama gerçek bu. Hükümet olabilirsin, iktidarda muktedir de olabilirsin ama el sıkışmazsan “devlet” olamazsın. O bambaşka bir kurum. İttihat ve Terakkiden beri kökleri çok derinlere inmiş bir sistem. Onu AKP iyi niyetli olsa da (iyi niyet varsa) 10 yıl gibi kısa süreçte sökemez. Zaten görüntü AKP’nin devlet ile el sıkıştığıdır.

Roboski’de her şey var. Bir tek adalet yok. Öldürülen Kürd çocuk ve gençlerin katledilişleri sıradanlaştırılıyor. Ölenlerin için “şehit askerlere 25 bin verilirken, size 120 bin veriyoruz” denilerek olay kan parasına indirgenerek ailelerin acısıyla dalga geçiliyor. Kabul etmeyenler tehdit edilerek göçe zorlanıyor, göz altına alınıp hapsediliyor.

Ama her şeye rağmen çocuklarının mezarı başından ayrılmayan aileler yaşadıklarını asla unutmadı, unutmayacak. Katliamın takipçisi olmaya yemin etmişler. AKP, Roboski ile kendisine inanan Kürdlerin umutlarını bombaladı. Saldırı meşrulaştırılmak isteniyor. Bugün Roboski’yi bombalayanlar değil, katliamı protesto edenler yargılanıyor.

Barış Roboskî'den Geçer. Roboski katliamının, Kürtler ve Türkler arasında ciddi bir uçurum yarattı. Bu katliam Kürtler açısından çok derin bir yaranın deşilmesine sebep oldu. Roboski katliamında devlet özür dilemediği gibi, bir fail arayışına da girmedi. Çünkü bu bir devlet politikasıydı. Teröristi sivilleştir, 'Tespit et ve vur' diye yeni bir savaş devrede. Failleri belli olmayan, teknolojiyi bahane ederek sorumluluğun gizlendiği bir konsepte giriliyor. “İstismar edenler elini çeksin Uludere hadisesi çözülür” diyorlar. Doğrudur unutulsa, yazılmazsa, konuşulmazsa çözülür. Ama bunu çok beklerler. Bu halk asla unutmaz.

Zaman Gazetesi yazarı 1970’lerden beri dostum Ali Bulaç’ın “Mazlum’un dini sorulmaz” başlıklı yazısında “Roboski’de ne olduğunu hala bilmiyoruz” diyor.

Yetmez bir özrü dahi esirgenmesi kabul edilemez dedikten sonra : “Uludere bir milat. Kim bu katliama karıştıysa Hakimlerin Hakimi’ne hesap verecek. Mazlumun dini sorulmaz.”

Gerekçesi ne olursa olsun Roboski’de 34 Kürd çocuk ve genç öldürüldü. Bu katliam soruşturulup failleri ortaya çıkartılıp cezalandırılmadan insanım diyenler peşini bırakmaz. AKP’liler milliyetçi damarın partileri içinde şah damar haline gelmesini önlemeli. Hükümet içinde birilerine mal olsa bile üzerine gidilmeli. Oy veren Kürdlere karşı AKP’nin borcudur.

Muğlalı kışlasının adını değiştiren, Dersim soruşturulsun diyen AKP, Roboski’yi sorgulamadan kaçınamaz. Üzerine gidilmeli ki bir daha insanla bu kadar kolay katledilmesin.

Ve Roboski unutulsun istiyorlar, unutulmaması için sevgili dostum Reis Çelik, Sırrı Süreyya Önder ve arkadaşlarının yaptığı “F Tipi Film” gibi “Roboski” filmini de yaparak vahşeti kıyamete kadar kalacak bir belge bırakmalarını istiyorum, bekliyorum. 

VEFAT VE BAŞSAĞLIĞI: Kürd halkının özgürlük mücadelesini başlatan ilk aydın, ilk siyasetçilerden biri, ilk Kürd Bakan Şerafettin Elçi ile 1970’li yıllarda Ankara’da tanıştım. Bir daha hiç karşılaşmadım. Ta ki önceki hafta sevgili dostum eski CHP Milletvekili Eşref Erdem ile yaptığım bir telefon görüşmesinde, “Latif Şerafettin ağabeyin yanındayım” dedi. Bende “ziyaret etmek istiyordum ama ziyaretçi kabul etmiyorlar, iki kelime konuşabilir miyim?” dediğimde telefonu Şerafettin ağabeye uzattı. Halını, hatırını, geçmiş olsun ve sağlık dilek ve temennilerim ile saygılarımı ilettim. Telefonu kapattıktan ve daha sonra Eşref ağabeyle görüştüğümde acı sonu bekliyorduk. Şerafettin Elçi’nin kaybı Kürd sorununda AKP çok daha fazla zorlanacak, bu arada Kürdler de sıkıntı çekecek.

            Sözün özü, KADEP Genel Başkanı, 12 Haziran 2011 seçimlerinde Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğu’ndan Meclise Diyarbakır Bağımsız Milletvekili olarak giren Avukat, eski Bakan Şerafettin Elçi Ankara’da Allah’ın rahmetine kavuştu. Kürd halkının acısı çok büyük hepimizin başı sağ olsun. 26 Aralık’ta Mecliste yapılan törenden sonra 27 Aralık’ta Cizre’de mahşeri bir kalabalıkla ana vatanında toprağa verildi. Yerin cennet olsun Şerafettin ağabey.

ACİL ŞİFA: Mam Celal, Güney Kürdistan önderlerinden, Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani geçirdiği ağır rahatsızlık sonucu tedavi altına alınmış. Celal Talabani’ye acil şifalar diliyorum. Sağlığına kavuşması için hepinizi dua etmenizi için avuçlarınızı yaratana açmanızı bekliyorum. Mam Celal’in sağlığına kavuşarak Kürdlere hizmet için nice yıllar daha yaşaması için Allah’tan niyaz ve dua diliyorum.