• 17.06.2013 00:00

 Yazmak istediğim görüşlerime geçmeden AKP ve Hükümete iki çift sözüm olacak. Olayların uçverdiği Gezi Parkı ağaçlarına saldırı olduğu 28 Mayıs günü AKP yetkililerinden birine telefon ile ulaşarak olaya geniş perspektifte ve duyarlılık ile yaklaşmalarını önerdim. Yetinmedim olayın varacağı boyutu 2 Haziran günü yayınlanan makalemde tekrar ettim.

            Ne mi oldu? AKP ve emrindeki bürokrasi “Kimse devletin gücünü sınayamaz” gurur ve kibri içinde 4 vatandaş ve bir polisin ölümüne yol açtılar. Binlerce vatandaş, yüzlerce polis yaralandı. Taksim ve çevresindeki ticarethaneler milyarlarca zarar gördü. Bölgede ve eylem yapılan şehirlerde halk 20 gün boyunca gazdan etkilendi. Onlarca araç ve iş yeri tahrip edildi. Borsa ve ekonomi 10 milyar dolar kayba uğradı. En önemlisi dünya ülkeleri ve medyası Taksimde yaşanan devlet şiddetini TV ekranlarında görüntü ve haber yaparak “barış” diye yola çıktığımız bir süreçte geleceğimize, ülke imajına ve turizmine büyük darbe indirildi.

            Peki, AKP ve Başbakan 27 -28 Mayıs günü BDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in Dünya kamuoyuna yansıyan görüntüleri orta yere dökülmeden 13 Haziran’da takındıkları aldatıcı tavrı samimi olarak gösteremez miydi? O zaman bu olumsuzlukları yaşar mıydık?

Ama hayır Başbakan dünyanın en barışçı Gezi Parkı direnişine 2013 Cumartesi 19. gününde saat 20.55 te bir avuç çevrecinin üzerine süre sözü verdiği halde buyurgan bir kibir ve gaz bombaları ile müdahale etmesi hangi vicdan ve insafa sığar söyler misiniz?

Ki AKP eski Bakanı Ertuğrul Günay bile “ Girişin barikatı kalkmış, çadırlar kalkıyor. Başbakan ‘yarın’ diyordu.. Şimdi ne oldu? Bir derin el mi var Başbakan’ı da aşan, ülkeyi karıştıran” diyerek adeta isyan ediyordu.

Gezi Parkı için çevresel tepkiyi 31 Mayıs öğle saatlerinde Divan oteli önünde basın açıklaması yapan bir avuç insan üzerine gaz bombaları atarak olayı Türkiye ve dünya çapında direniş boyutuna getiren bizzat AKP ve Erdoğan’ın iktidar tahammülsüzlüğü yol açmadı mı?

Gezi Parkı direnişi Sayın Erdoğan’ın yaptığı iyi şeylere rağmen kibrin, sabırsızlığın, politikasızlığın, çevre konusundaki duyarsızlığı (HES’lerde olduğu gibi) ve “ben ne dersem o” buyurganlığın sonucu 11 yıllık iktidarında kocaman gedik açılmasına bizzat sebep oldu.

            Ankara Sincan, İstanbul Kazlıçeşme’de çok daha büyük mitingler düzenleseler bile gediği tamir ettirmeye bu saatten sonra yetmez. İlk günlerdeki uyarıları kale almalıydılar. Zira o tepkiyi veren büyük çoğunluk marjinal sol örgütler değil demokrasi ve çevre bilincine sahip halkın ta kendisiydi. Gezi Parkı’nda gösterilen üstün zeka ve mizahı görmeyen AKP hükümeti ve Başbakan şiddeti seçmekle iktidarını sarsmıştır.

            Tıpkı Kürd hareketinde olduğu gibi gururlarını ve kibirlerini kırarak diyaloga yol açmışken ne oldu da 15 Haziran saat 20.55 te o diyalogu parçaladılar. Tek korku Kürd sorunu ve “barış” konusunda da Gezi gibi samimiyetsiz bir süreçle sekteye uğraması endişesidir.

            Kabul ediyoruz AKP iktidarına karşı Ulusalcı, Kemalist,Ergenekoncu marjinal solcu kesim savaş açmış. Doğrudur, ama bu bir iktidar mücadelesidir.  Ancak Erdoğan ve çevresini saran danışmanların yanlış politikaları sonucu doğa ve çevre sevdalıları ile yaşam tarzlarına müdahale edilen sade vatandaşlar ile kararsızları da bu cenahın safına ittiklerini görmüyorlar.

            Unutmayın ki halk sadece sandıkta konuşmaz, meydanlarda da konuşur. 11 yıllık AKP iktidarına “ya sabır” diyen sade halkın sabrı taşmış olacak ki meydana çıkmıştır. Siyaset meydanlarda yapılıyor ki Ankara Sincan, İstanbul Kazlıçeşme’de “Milli İrade’ye Saygı” mitingleriyle milyonları AKP bir araya getirmek için çabalıyor.

            O zaman niye karşı tepki verenlerin seslerini yükseltmelerine, demokratik tepkilerini vermelerine, enerjilerini boşaltmalarına polis ve gaz bombaları ile engel oluyorsunuz? Yetmezmiş gibi polis kurşunu ile öldürülen gencin vurulduğu yerde ailesinin anma töreni talebine bile polis gücü ile karşı koyuyorsunuz.

            Bu ülkede 20 gün süren kaos AKP’nin iktidar geleceğinin hayrına olmadı. Anlarlar, anlamazlar buna sandıkta bizzat şahit olurlar. 15 gün dünya şehri İstanbul; paralelinde diğer şehirlerde olup bitenleri yaşattıkları ortada. Ama ah şu iktidar hırsı, kibri, çapsız danışmanlar yok mu. Ve de çıkar peşinde koşan iktidar dalkavuğu rantçılar, yandaş medya.

            AKP iktidarının 2011 Haziran seçimlerinden sonra Kürd sorununda da böyle bir süreç yaşatmadı mı? Yüzlerce asker, polis ve gerilla bir inat, bir kibir ve “devletin gücü karşısında” öldükten sonra 21 Mart 2013 Diyarbakır Newroz’unda PKK lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısı ile “barış” sürecine gelinmedi mi? Ancak hala AKP ve Başbakan’ın hala 2. aşama diye bilinen süreç için üzerine düşeni yapmadığını belirterek başlıkla ilgili konumuza geçmek istiyorum.

HASANKEYF İÇİN ÇAĞRI  

Gezi ve paralelinde diğer şehirlerde gelişen yeşil, ağaç, yaşam, spontane olarak hak, özgürlük ve eşitliği içeren Taksim direnişlerine destek verdim, anlaşmaya varılsaydı sürece de destek vermeye devam edecektim. Çünkü ben bir çevreci ve de özgürlükçüyüm.Taksim Çevre hassasiyetini (haklı olarak) Gezi Parkı ağaçları üzerinden duyarlı neslin direnişini ve dirilişini anlayışla karşılamaktan öte candan kutluyorum.

Direnişçilere yapılan son müdahaleye rağmen Hasankeyf için bir çağrım olacak. Tarihi şehir Hasankeyf ile Ilısu köyü arasındaki vadide on milyonlarca yöreye özgü ağaç, hayvan, yüzlerce köy yok olacak. Gezi’nin bir köşesinde sizlere destek veren Doğa Derneğinin çevre duyarlılığıyla verdiği desteğe sizin de Hasankeyf katliamı için yanımızda olmanızı bekliyoruz.

            Sevgili gençler, değerli çevreciler, saygıdeğer doğa, özgürlük ve eşitlik sevdalıları. Gezi Parkı’nda böylesi bir direniş yapılacağını bilmeden Toplumsal Alternatif Dergisinin 1 Haziran 2013 tarihli ikinci sayısında “Barış, HES ve Hawar” başlıklı makalemle doğamız, vadilerimiz, ağaçlarımız, hayvanlarımızın yok edileceğini barışla birlikte işledim.

            Oldukça uzun ve detaylı o yazımda, 19 Mayıs haftasında İstanbul’da Güney Amerika, Avrupa ve Afrika’dan uluslar arası halklar, örgütler, sivil toplum kuruluşları, aydın, gazeteci, bilim adamı “Dünya Nehirleri” adına konferansta bir araya geldiler dedim. Ey İstanbul’un ağaç ve yeşile duyarlı gençleri, onlar bir salonda HES’lerin katliamını tıpkı Hasankeyf üzerine yazdığım “Hawar Hasankeyf’in Çığlığı” kitabımdaki gibi çığlık attılar. Ne yazık ki GEZİ ve TAKSİM gibi sesimize destek veren bir ses duymadık ya da biz sizlere duyuramadık.

            Bu güne kadar dünya üzerinde, özellikle ülkemizin Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde büyük nehirlerimizin üzerinde yapılan ve yapımına devam eden Hidro Elektrik Santraller peş peşe yapılırken; bin değil, milyon değil, milyar değil on milyarlarca ağaç, bitki, hayvan, vadi, bütün eko sistemi birkaç Kilowatt Saat (kW-h) uğruna yok edilirken; siyasiler en büyük ve görkemli HES’leri ben yaptım yarışına girerlerken sessiz kaldınız. Lütfen bu alanda da Gezi – Taksim gibi ses ve destek vermenizi bekliyoruz.

Demirel’in kendine” barajlar kralı” dedirtmek için isim türetmesine; Başbakan Erdoğan Demirel’i nasıl geçerim diye 10 yıla sığdırmak istediği onlarca HES yaptı/yapıyor. Kapitalist sistemin vampirleri emperyalist kar amaçlı şirketlerin iştahlarını kabartan yatırımlar yapmak adına doğanız, vadileriniz tahrip edilip, nehirleriniz boğdurulurken; Hasankeyf gibi tarihi 10 bin yıl öncesine dayanan şehir sulara gömdürülmek üzereyken, milyarlarca ağaç yok edilirken; Hasankeyf için ses verenleri ararken Gezi direnişçilerinin anlı ve şanlı gençlerin gücüne ihtiyacımız var. Hawar (İmdat) diyerek sizi Hasankeyf için yardıma çağırıyoruz.

Sevgili çevreciler, yeşile duyarlı Gezi ve Taksim eylemcileri; Hasankeyf’in sizlere ihtiyacı var. “Temiz”, “yenilebilir enerji” aldatması altında son 30 yılda gelişmiş ülkelerin terk ettiği HES’ler ülkemizde Güneydoğu ve Karadeniz vadileri üzerinden baraj katliamını bütün ülkeye yaymak amacındadırlar. Bu vahşi barajlaşma hevesini engellemezseniz değil torunlarınıza, çocuklarınıza ilerde yaşatacak bir metrekare yeşil alan bulamayacaksınız.

Başbakan Salı ayininde Gezi Parkı üzerinden çevrecilere “kardeşlerim” diye seslendi. En büyük çevreci oluşunu 3 milyar ağaç dikerek örnekledi. Başbakan iktidarda olduğu süre içinde her gün kabinesi, grubu ve yandaşları ile ağaç dikerse bu rakamın yakalamaları mümkün değil. Ama varsayalım öyle olsun. Peki, HES, Fabrikalar, Maden Ocakları, Turizm Tesisleri, 2B ve köprüler için kesilen ağaçlar dikilen ağaçların kaç mislidir bilen var mı?

Yine Başbakan, Gezi Parkında kışla yapılacak dedikten sonra “birkaç ağaç sökülecek, başka yere hem de misliyle ekilecek” dedi. Başbakan’ın anlamadığı Taksim ve Gezi’nin dengesinin bozulmasıdır. Bölgeyi kentsel dönüşüm mutasyonuna maruz kalacağıdır. İstanbul Gezi Parkı’nın ağaçların kesip İstanbul’un başka bir semtine 3 misli diksenizde o bölgeye zarar vermiş, parkın kimliğini tahrip etmiş olursunuz.

Bu karşı çıkış Gezi Parkı ile kalmamalı. Türkiye’nin her tarafında provokatörlere fırsat vermeden. Yakıp, yıkıp, dökmeden; Gezi - Taksim örneğinde olduğu gibi kitlesel topluluklar oluşturarak ülkenizin doğasına, yeşilliğine, vadilerine, ağaçlarına, hayvanlarına karşı daha fazla katliam yapmalarına fırsat vermeyen demokratik eylemlerinizi yoğunlaştırmalıyız.

Hasankeyf ve Karadeniz vadileri için hala geç kalmış sayılmazsınız. Canavar gibi vadilerimiz, nehirlerimiz, ormanlarımız, o ormanlara has hayvan nesilleri HES’ler tarafından 80 yıllık kW-h enerji için yok edecekler, haberiniz olsun doğa ve yeşile duyarlı gençler.

Yarın çok geç olmadan hemen şimdi Hasankeyf ‘i savunarak GEZİ için elde ettiğiniz gücü doğanız için kullanan bir örgütlülük olarak sürdürebilirsiniz. 1968 yılından beri Ilısu Barajı ve oluşturacağı tahribat için uğraşı verdim/verdik. Son yıllarda Doğa Derneği, birkaç sivil toplum kuruluşu; bazı gazeteci ve yazarın omzunda olan yükü sizler hafifletebilirsiniz.

Egemenlerin, AKP ve rantçıların gidişine GEZİ ve TAKSİM dayanışması ile ses verdiğiniz gibi Tarihi şehir Hasankeyf ve Ilısu barajını içinde yapabilirsiniz. Hasankeyf sulara boğulmadan omuz verebilirsiniz. Sevgili gençler; GEZİ PARKI gibi inançlı, dirençli bir ruh ve enerji ile Hasankeyf’i boğacak Ilısu ve diğer HES’ler için desteğinize ihtiyacımız var.

NOT: Detaylı Bilgi İçin: mlatifyildiz.com a bakabilirsiniz