• 9.07.2013 00:00

   Bir gazeteci İçişleri Bakanı Gülere sormuş “ Lice’de nasıl oluyor da yaralı 9 vatandaş sırtından vurulmuş?” Tabii bakanın keyfi kaçmakla kalmamış, gürleyen ve azarlayan bir ses tonu ile “ Güzel kardeşim sen bir yere takılmışsın, buraya bir provokasyon yapılmıştır. Adil soruşturma (tabii gizli) bütün yönüyle devam ediyor. Gerçekler ortaya çıkacaktır. Hiç kimse olayın üstünü kapatamayacak” demiş.

            Bakan’ın konuşmasından bazı sözcükleri ele alalım “adil”, “bütün yönüyle”, “gerçek ortaya çıkacak”, “kimse olayın üstünü kapatamayacak”. Ne kadar inandırıcı değil mi?

            Ama değil. Neden mi? Geçmişten yüzlerce örnekten İki “adil” örnek görelim.

            2009 yılında yine Lice’de 12 yaşındaki  Ceylan Önkol vuruldu. Onun için de aynı sözcüklerle açıklamalar yapıldı, soruşturma açıldı. Sonuç ne mi? Takipsizlik kararı verildi.

            İkinci örneğimiz Roboski’den onun içinde aynı kelimeler ve “adalet” diyerek kamu oyunu oyaladılar, aldattılar, kandırdılar, Meclis araştırması ile göz boyadılar. İki yıl sonra sonuç ne mi oldu? Dosya askeri savcılığa sevk edildi. Nasıl yani demeyin katliamı yapanlar bu cinayeti işleyip işlemediklerine kendileri karar verecekler. 34 canın “katil benim” diyecek!

            Bunlar olurken Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Demokratikleşme ve Kürd sorunu için “hayal edilmeyecek paketle geliyoruz” demiş. “Hayal Paket” yukarıda verdiğim iki örnek gibi olacaksa Kürdler açısından sonuç “ham hayal”dir.

            Cinayetleri adalet adı altında gizli soruşturmalar ile ruhuna Fatiha okutanların Kürd ve Demokratikleşmede makyaj ve laf kalabalığı ile “hayal pakete” de Fatiha okuturlar. Okuturlar zira siyasi olarak “siyasi partiler yasası”, “seçim barajı”, “terörle mücadele yasası”, kültürel olarak “eşitlik” ve “anadilde eğitim” olmayan paket “ham hayal”dir.

            Kürdler için 1950 Menderes iktidarından beri 63 yıldır “hayal edilmeyen” paketler ortaya atılıyor; ama o paketler hep “ham hayal” oluyor. Seçmene selam, dostlar alışverişte görsün, kendisi hayal, varlığı şüpheli paketler ile Kürdler sürekli aldatıldı, kandırıldı.

            Mısır gibi demokrasiyle yeni tanışan halk bile artık demokrasi ve özgürlük taleplerini karşılamayan, radikal reformlar yapmadıkları için asla tercih edilmeyen darbe ve askerlere evet diyor. Mısırlı işin başında “ham hayal” paketlere karşı çıkarlarken; Beşir Atalay çözüm sürecinde 30 yıl kanları ile tarih yazan Kürd halkına “tek”li söylemler, her gün bir İl’e 500 – 600 korucu kadrosu vererek ( geçen hafta doğduğum Batman’a 600 korucu kadrosu verildi), Kürdleri Kalekol’un kulesinden sırtından vurdurtarak “hayal” sunmak hiç inandırıcı değil.

            Kürdleri ve demokrasi arayan çevreleri “hayal paket” üzerinde reform için son rötuşlar yapılıyor diyerek beklentiye sokarak; “hayal” kırıklığından öte tamir edilmez kırılganlıklara yol açabilir. Yandaş medya aracılığı ile “hayal gibi paket” ile 2023 yılına kadar siyasi vizyon üzerinde çalışılıyor dedikten sonra “Son düzenleme ve değerlendirmeleri Başbakan Recep Tayyip Erdoğan yaptıktan sonra Meclis’e gönderilecek” deyince; Kürdler “anlaşıldı bize yine ‘ham hayal’ satılacak” dediler.

            Hayal pakette ne mi var?

            Yazılanlara göre yerel isimler meselesi, parti kapatma, başörtü, ayrımcılıkla mücadele, dini ve etnik ayrımcılığa son verilmesi ve eşitlik komisyonunun kurulması. Askeri yargının kaldırılması. Siyasete katılmanın önündeki yasakların en aza indirilmesi (kaldırılması demiyor ) Partilere üyeliğin önünün açılması. YSK’nın yapısında değişiklik.

            Allah aşkına demokratlar ve Kürdler açısından bunun neresi “hayal edilemez” pakettir söyler misiniz? Beşir Atalay ve Başbakan Erdoğan için 2023 için hayal bile edilemez vizyon maddelerin içeriği çözüm sürecine Kürd meselesinin çözümüne katkısı böylemi olmalı?

            Güya paketle hükümete gelen ithamlara yanıtmış. Ne gibi? Anadilde kamu hizmetine erişim imkanı sağlanacakmış. Nasıl yani? Eğitimi olmayan dil yerine Kürdçe bilmeyenlere anadilde “tercümanlık” hizmeti verilecekmiş. İnternette anadilde seçenek olacak (zaten var beyler) Ha bir de uçaklarda çeşitli dillerde anons yapılacakmış. Yani Amed’e uçarken Kürdçe anons yapılacak. “Sosyal devlet” ilkesi çerçevesinde yasal değişiklikler olacakmış.

            Başbakan Erdoğan ve Beşir Atalay’a göre bunlar “hayal bile edilmeyecek” haklar ve iyileştirmeler olabilir, ancak 30 yıl uğruna 45 bin şehit veren, 3 bin köy ve mezrada 4 milyon sürgün, yüz yıllık hakları gasp edilmiş Kürdler için kusura bakmayın bunlar “ham hayal.”

            Savcılar ha bire Kürdleri ilgilendiren konularda gizlilik kararları verecekler. Yıllara yayılan süreçte hakimler üzerini örtecek; birileri kalkıp “hayal bile edilmeyen” reçetemiz var diyecek. Cüneyt Özdemir’in dediği gibi “… 2013 yılında yaşadığımız ülkede bir şehrin girişinde ve çıkışında (o şehir Hakkari) HALA kontrol noktaları varsa..” VE EVET hala birileri çıkıp böyle bir ülkede “hayal edilmeyecek şeyler yapacağız” diyebiliyorsa hiç inandırıcı değiller. Bu muhafazakar demokrasi maskesi altında suyu yokuşa sürmektir.

            Kürdler “ham hayal” satılmıyorsa kale gibi muhkem ve geniş, tünelleri olan onlarca Karakol (Kalekol) yapımına tam da çekilme ve “barış” sürecinde neden hız verildi? Yüzlerce faili meçhul cinayete kurban gitmiş, kemikleri torbalar içinde taşınan cinayetleri aydınlığa çıkarmak varken Kalekollar yapılması neden?

            Kürdler “hayal edilmeyen” boş laflar ve karakollardan sırtına kurşun sıkılan cenaze yerine “barış” görmek istiyor. Çelik Lice olayı için “Havaya kurşun sıkılmış” demiş. Bir yazar da “bu insanlar havada mı uçuyordu da kurşun onlara denk geldi?” mizahi sorusunu patlatmış.

            Kürdler “barışa” kursun sıkan asker, polis, devlet, hükümet görmek istemiyor. “Ham hayal” yerine gerçeklerin konuşulması ve yapılmasını istiyor. Bu ülkede iktidar savaşları uğruna ayağımıza gelen son “barış” fırsatını boşa çıkartmaya kimsenin hakkı yoktur. Bölge kan gölü ve iç çatışmalar ile belirsizliğe doğru sürüklenirken taraflar oturup ortak paydada anlaşmalıdır. Değilse Mısır’a rahmet okutan bir sürece gireriz ki Allah göstermesin.