• 25.11.2013 00:00

 Beni yakından takip eden okuyucularım bilir. Yazı günüm pazartesidir. Ama bu hafta gününde çıkmayınca sürekli okuyucularım merak edip sordu. Meraklarında haklıydılar, zira kendi adıma hiç güzel bir yılı geride bırakmadım. İki gözümden peş peşe ameliyat olduktan sonra; 8 ayı aşkın bir süredir beliren başka rahatsızlığın nedenleri için tetkikler, araştırmalar, Konya ve Ankara’da farklı özel ve Üniversite hastanelerinde çek etmeler sonucu nihayet bir sonuca vardık. İlk anlarda konulan teşhiste denildiği kadar tehlikeli bir hastalık olmasa da 3–5 ilaç ile kalan ömrümüzü sürdüreceğimiz sonucuna vardılar.

Rahatladık, buna da şükrettik. Yazık ki tam rahat bir nefes almıştım ki, bir başka haber beni yeniden strese soktu. TPAO’dan emekli, Elektrik ticareti yapan kardeşim Hacı Sait’i acil olarak İstanbul’a kaldırmışlardı. Bu sefer 8 ay çektiklerimi, göz ameliyatımı unuttum, soluğu İstanbul’da kardeşimin yanında aldım.

Allahtan ümit kesilmez. Kardeşim dirençli ve inançlı, ama bazen hastalıklar direnci kırabiliyor. Sıkı bir tedavi ve kontrol altında İstanbul’da hastane odasında bilgi ve çabalarında emin olduğumuz doktorların denetiminde eski günlerine dönmesinin ümidini yaşıyoruz.

Ama bu kardeş, başka bir şeye benzemiyor ki. Birlikte geçirdiğin yılların adı var. Acı, tatlı anıların var. Tedavi iyi, hastane iyi, ümidvarız amma gel de yüreklere düşenin yaşattığı strese söz geçir. İşte tam da böylesi anlarda çaresizliğini, stresini azaltacak bir dost arıyorsun.

Bende öyle yaptım. 1990’lı yıllarda Konya’da çok güzel günler geçirdiğim, arkadaşım, dostum, iki açıdan meslektaşım (öğretmen, grafiker) Bekir’i aradım. “Hawar Hasankeyf’in Çığlığı” kitabımın kapak tasarımını, grafiğini yapan çok sağlam bir dost. Bekir benim gibi dindar. Ama vicdanlı, imanlı, insaflı, dürüst, hak ve hakikatin yanında olan dindar bir dosttur.

Bir gece beni evinde akşam yemeğine davet etti. Hanımım gibi Konyalı olan eşinin nefis yemekleri eşliğinde geçmişin anıları ile beni günlerdir yaşadığım sıkıntıdan ve stresten bir nebze olsun uzaklaştırdı. Geç saatlere kadar süren sohbetten sonra beni otelime bırakan Bekir kardeşimin 30 yıldır o kibar ve nazik tavrı ile bana “Latif ağabey” diyen ve “Her zaman emrindeyim, şu otel işi de nereden çıktı” diyen sesin ve nezaketini unutmayacağım.

Bu arada kardeşim biraz daha rahatlamış gibiydi. O hastaneye seanslara gelip gitmek için kızının evine, ben de seanslarında moral vermek için yanında bulunmanın dışında İstanbul’da kalacağım sayılı günlerin bir bölümünü geçirmek için Avrupa yakasında şehrin kalbi sayılan Beyoğlu’nda meşhur suit otellerinden birine geçtim.

İstiklal caddesinde tur atayım dedim, mahşeri kalabalıkta yürümek mümkün değildi. Gezi parkının son durumuna bakayım dedim, semtin nefes alan oksijen kaynağının başına ve bu uğurda can veren gençler hatırıma gelince zaten var olan sıkıntım ve stresim daha da arttı.

Otelimde, dinlenirken bir ses bana bu semtte Batmanlı bir dostum olduğunu hatırlattı. 2008 yılında Batmanlılar Derneğinin İstanbul etkinliğinde “Hawar” kitabımın imza gününde tanıştığımız benim gibi Raman’lı (Remi) olan iş adamı Ömer Akat’ı aradım.

Rahat bir sohbet için akşam yemeğinde karar kıldık. Boğazda bir balıkçı lokantasında balık yemek için gittiğimizde masada 5 Kürd daha vardı. Çoğu yaşıtım, ya da benden büyük devletin zulmünü, dışlanmışlığını, eşitsizliğini yaşamış Kürdler olarak anılarını, yurt dışına çıkışlarını, Boğazın derin vadilerinde oluşan kuş uçmaz, kervan geçmez semtlerinde gizlenerek hayatlarını sürdürmek, çoluk çocuklarının nafakasını kazanmak için çileli yıllarını anlattılar. Sohbetleri, çektikleri çileleri, düşünce ve görüşleri ile feyiz dolu bir gece yaşattılar.

Dostum, arkadaşım, hemşerim Ömer Akat’ın dostlarını, görüşlerini, gönülden sohbetlerini, bana ilgi ve güvenlerini sevmiştim. En önemlisi en kederli günümde, en stresli anımda birer doktor gibi imdadıma yetişmişlerdi. Hastalık insanlar için. Ama dostlukta insanlar için en büyük ilaç olduğunu bu iki olayda bir kez daha anladım. Hepinize sağlıklı ve de hakiki dostluklar ile dolu bir ömür dilerken kardeşim için de dua etmenizi bekliyorum.