• 21.04.2014 00:00

 Türkiye’de petrolün zengin olduğu topraklarda; Elihe’de (Batman) büyüdüm. 30 km. ötedeki Cümeylin’den 15- 20 haneli petrol köyü Sere Gire 1950 li yıllarda göç ederken Meymune boğazından Petrolu çıkartan at başı kuyular ile karşılaştığımda çocuktum.

            Okuduk, büyüdük Batman’da öğretmen olduk, gazeteci olduk. O gün bugündür yeraltında çıkan zenginlik kaynaklarının eşit dağıtılmadığını savunduk durduk. Haberlerim, makalelerim, sohbetlerim ve de Hawar kitabımda bu konuyu işledim, dile getirdim.

            Şimdilerde Diyarbakır Belediyesi Eşbaşkanı Gülten Kışanak “Yereldeki tüm enerji kaynaklarından; yeraltı, yerüstü zenginliklerinden, ekonomik varlıklardan pay almamız lazım” deyince, geçte olsa önemli bir konuya parmak bastığı için mutlu oldum.

            Ama anında Kışanak’ın isteğine, Enerji Bakanı Taner Yıldız ve hemşerim Maliye Bakanı Mehmet Şimşek karşı çıktılar. Devlet hisse alıyormuş, yatırımların merkezi idare tarafından yapılıyormuş, il özel idarelere para gönderiliyormuş!..

            İşte itiraz ettiğimiz yer de burası Sayın Yıldız ve de Şimşek. Biz diyoruz ki merkezi idare halktan, yerel yönetimlerden, özellikle Kürd coğrafyasına çok uzak ve de kopuk: Pay eşit dağıtılmıyor. Ülkenin bölgeler ve iller arasındaki denge uçurum diyoruz.

            Bu gidişle egemenlerin sistemi değiştireceği ufukta gözükmüyor. Merkezin sorumlu Bakan, Valiler, Müdürler sistemin altında ezilmiş oldukları için yerel yönetimler gibi doğru karar alamıyorlar. Ki bu yetki sadece bir il için olmamalı bütün illeri kapsamalı. Mesela önce büyük şehirlerden başlayarak herkesi memnun edecek bir sistem oturtulmalı diyoruz. 

            Yeni kanunun göre, büyükşehir belediye başkanları bundan sonra; madenlerden, ormanlardan, sulardan, tarım ve sanayiden, çevre korumadan, insanların sağlığından, eğitiminden, kültürel gelişmesinden ve başka konulardan sorumlu olacaklarsa bu şarttır.

            Şahsen yıllardan beri Kürd halkının özgürlüklerine, dillerine sahip çıktıkları kadar öz kaynaklarına da sahip çıkmalı der dururdum. Bu Kürd coğrafyanın gerçeğidir. Haritaya bakın, Türkiye’de enerji kaynaklarının büyük kısmı Kürd coğrafyasında. Buna karşılık enerji yokluğu yaşayan, elektriğin haftalarca kesildiği en mahrum bölge de ayni coğrafyadır.

            Hak, adalet ve eşit dağılım varsa bu bölgede üretilen enerji satılırsa, ya da pay alınırsa bölge Türkiye’nin en zengin ve refah coğrafyası olur. Petrol, barajlar, diğer kaynaklara Kürd halkı sahip olursa bölgenin yoksulluğu, fakirliği biter; halkın yıllardır, aş ve iş için göç etmesi son bulur ki toplumsal barış için bir reçete olur.

            Ayrıca Kışanak’ın dile getirdiği gibi bölgenin zenginlik kaynakları ekonominin ana dinamosudur. Ama enerji batıya gidiyor, kirliliği bölgede kalıyor. 65 yıldır Batman halkı hava kirliliğinden, yer altı sularının kirlenmesinden şikayet eder ama bir çözüm getirilmez. Halka çok ağır faturalar ödeten kaynaklardan yeterince faydalanmamak hangi vicdan kabul eder.

            Bölge halkının yer altı, yerüstü zenginliklerden, ekonomik varlıklardan pay istemekten daha doğru ne olabilir? Barajlar öncelikli enerji için kullanıldı, sulama konusu göz ardı edildi. Bölgenin enerjisi ile batı sanayileştirilirken, Kürdler haftalar süren kesintilerle cezalandırıldı. Özellikle Belediyelerin yerel hizmetleri görebilmesi; eğitim, sağlık ve yatırım gibi önemli konularda ilerleme sağlanması için pay meselenin çözülmesi mutlak gerekir.

            Maliye Bakan’ı Şimşek’in “ Türkiye’de bütün gelirler bir havuzda toplanıyor ve ülkenin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak ülkenin dört bir tarafına hizmet ve yatırım olarak sunuluyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne biz topladığımız vergi gelirlerinin kat kat üzerinde kamu hizmeti sunuyoruz” savı hiç inandırıcı değil. Değil çünkü bugün için havuzdan yeşil soslu biat taifesi belediyeler yararlanıyor. Yıllardır aynı plakı dinliyoruz.

Bölge halkına pay versinler, kamu hizmetini yerel yönetimler yapar; vergisini de seve sev verir. Devlet yüz yıldır bölgenin kaynakları eş değerinde hizmet vermedi. Türkiye’nin zengin kaynaklarına sahip olan bölgesi en fakir ve işsiz rekorunun kırıldığı bir bölge oldu.

Batmanlı Bakan Şimşek’e sormak lazım; bölge niçin “6. teşviktedir?” 100 liralık yatırım yapana niçin 116 lira teşvik veriliyor? Sayın, Bakan bunu izah etse de anlasak?

Bölgeye kaynaklardan pay verilsin, istihdam artar, işsizlik azalır, yatırımlar hızlanır, göç durur, tarımsal gelirler artar, çok ciddi bir zenginleşme başlar. Bakanın iddia ve savlarının aksine devlet gereğini yapmadığı için pay talebi son derece makul ve rasyoneldir diyoruz.

Bir Batmanlı olarak, Batmanlı Bakan’a doğduğu kentinden örnek vereceğim. Batman Rafineri Türkiye petrol ihtiyacının beşte birini karşılamasına karşılık şehrin yüzde 70’i niçin yoksul? Sayın, Bakan sadece bu örnek Batman petrol gelirinin halka ulaşması için yerel yönetimlere pay verilmesi gerektiğinin en açık kanıtıdır.

Merkezi yönetim bu güne kadar yoksulluğu çözmedi bundan sonrada çözmez. Hala Batman’da çıkan petrol vagonlarla Kırıkkale Rafinerisine taşınıyor. Batman bunun vergisini alamıyor. Batman halkı ve Batman Belediyesi bırakın vergisini almak, asfaltından bile yararlanma imkanından mahrumdur. Petrol kenti Batman’ın yolları herkesin malumudur.

O yüzden diyoruz ki, yerele pay sadece Kürd halkı için değil, Türkiye halklarının kendi kendilerini yöneteceği bir çözüm modelidir. Kara altın için değil mi ki ABD Irak, Libya ve benzeri ülkelere müdahale ederek kedi ekonomilerini doğrultsunlar istemiyor.

Merkezi yönetim dünyanın petrol için savaştığını göz ardı edemez. Kürdlerin yarın özgürlük ve dil meselesi çözülse bile ekonomik kaynakları gasp edildikçe çekişme devam eder. Irak Kürdistan’ında bugün yaşanan pay meselesinin en bariz örneği değil mi?