• 14.07.2014 00:00

 Rojava Kürdlerinin Hawarını (imdadını) duyan var mı bilmiyorum amma IŞİD o toprakları ele geçirmek için 2 Temmuz’dan beri tank ve ağır silahlar ile Kobane’ye çok şiddetli ve kanlı saldırılar yapıyor.

Ele geçirdiği köylerde çoluk, çocuk, yaşlı demeden öldürüyor, erkekleri çarmıha gererek vahşi ve insanlık dışı yöntemler ile bölgeyi Kürdlerden temizliyor. Gelen son acı haberlere göre Gre Sipi (Tel Ebyat) ve Cerablus arasınd kara bağlantısı keserek  Kobane, Afrin ve Cizre Kantonları arasındaki fiziki teması keserek bölgeye hakim olmak istiyor. Bu durumda IŞİD Kobane’den sonra Afrin’e saldıracağı gün gibi ortada.

   Hedef geleneksel Kürd bölünmüşlüğünü (Türkiye, Suriye, Irak ve İran) Suriye’de de gerçekleştirmektir. Fiziki coğrafyasını bölerek parçalamak, birliğini sağlamasını engellemek ve devletsiz Rojava doğmadan boğmaktır. İşte o Rojava bu günlerde “Hawar” diyor.

  Yüz yıldır 4 parçada varlığı, kimliği, dili ret edilmiş. Coğrafyası egemenlerce işgal edilmiş Kürd halkının elde ettiği fırsatı bir kez daha yok etmek için başta Türkiye, Sünni Arap ülkeleri ABD, AB çetelerin vahşetine göz yummak bir yana silah ve lojistik destek veriyorlar.

  Tam da “barış”, “kardeşlik”, “eşitlik”, “birlikte yaşamak” gelecek diye beklerken Kürd fobisinden beslenen ülkelerin beslediği IŞİD Rojava’yı kan gölüne çeviriyor ve dünya bu vahşeti izlemekle yetiniyor. Esad’a karşı isyandan beri meşru müdafaa hakkını kullanan ve özgürlüğü için mücadele eden Rojava halkı topyekun yok edilme tehlikesi ile karşı karşıya iken; bölge ülkeleri bu terör örgütünü bilinçli besliyor; dünya kamuoyu da sessizce izliyor.

  Rojava Kürdleri on bin yıllık topraklarında diğer halklar ile sadece özgürce yaşamak için dünyada örneği bulunmayan demokratik bir modelle yönetimlerini oluşturmuşlardı. Ama diktatörlükle yönetilen çevresindeki devletler bunu kendileri için tehlikeli gördü. Ne acıdır ki, o diktatörlere demokrasi ile yönetildiklerini iddia eden batılılar da omuz veriyor.

 Halkları kardeşliği, birlikte eşit yaşamayı inşa etmek isteyen Rojava Kürdlerinin üzerine önce El Nusra’yı saldılar. Şimdi de IŞİD o görev verilerek Rojava Kürd bölgesi doğmadan boğdurulmak isteniyor. İşte tam da bu günlerde Kürd halkı “Hawar” diye insanlığa seslenerek yardım istiyor.

 Kutsal Ramazan ayında başlayan IŞİD çetelerinin saldırılarına; İslam’da yeri olmayan vahşetlerine rağmen İslam alemi görmezlikten geliyor. Özellikle Türkiye’de Müslümanlık adına yeri geldiğinde kimseye sıra vermeyen, mangalda kül bırakmayan İslami dernekler, sivil toplum örgütleri, cemaatler, medya dut yemiş bülbül gibi sessizliğe bürünmüşler. Tık yok.

  Sahi Diyanet İşleri Başkanlığı İslamiyet adına işlenen bu vahşete karşı ne yapıyor? Bu çete örgütü Irak’ta, Suriye’de İslamiyet’e zarar vermiyor mu? Diyanet ve diyanetin izinden giden Müslümanlar bu vahşeti ve de bu “Hawarı” (imdadı) duymuyorlar mı? Yoksa söz konusu olan Kürdler olduğu için mi ilgisiz ve duyarsız kalıyorlar?

 Geçen yüz yılda olduğu gibi Kürd halkı ezdirilemez, yok edilemez. Oluşturduğu örgütlü gücü ile halkların eşitliğini ve birlikte yaşamayı bu coğrafyada bütün engellere rağmen gerçekleştirecek tek millettir. Halkın, çocuk,kadın ve yaşlıların koruyucusu olacaktır.

 Tam da bu günlerde cefakar ve fedakar Rojava halkını Kürd halkı yalnız bırakmamalı. 4 parçadaki Kürd halkı IŞİD’e karşı Rojava’ya omuz vermeli, güç vermelidir. IŞİD çetesinin Kürd bölgesini ele geçirmelerine fırsat verilmemeli. Unutulmasın ki Arap, Acem ve Türkler IŞİD eliyle 4 parçada da devletsiz Kürd istemektedir.

 Bağdat yerine yüzünü Rojava’ye çeviren IŞİD Kürd toprakları üzerinden Akdeniz’e ulaşmak ve TC ile komşu olmak istiyor. Bunun için de Türk rehinelerini elinde tutarak Türk devletini etkisizleştiriyor. Hatta rehinelere karşı silah ve lojistik destek alıyor.

 Hedef Kürdleri sürekli tehdit altında tutarak hiçbir hak almamalarını sağlamaktır. PYD nin bölgede tamamen hakimiyet sağlamaması için ABD ve AB bile IŞİD’a göz yumuyorlar. Tamda bu durumda Rojava’nın “Hawar” (imdat) sesine Kürdler kulak vererek destek olmalı.

 Başta Barzani yani Irak Kürdistanı geleceğini garanti altına almak istiyorsa Rojava Kürdlerine silah ve lojistik destek sağlayarak yüz yılda bir ele geçen bu fırsatı kaçırmayarak kendi geleceğini ve coğrafi egemenliğini de garanti altına almalıdır.

 PYD ve destekçisi Kürd örgütlerin direnişine Şam ve Halep varlıklarından vazgeçme pahasına da olsa tek hat üzerindeki Kobane, Afrin, Cizre kantonunun güvenliğini sağlanması için Irak Kürdleri, PKK, KCK ve diğer Kürd örgütleri güç vermelidir. Değilse Allah esirgesin vahşi IŞİD örgütü ve destekçilerinin gücü karşısında Rojava coğrafyasında topyekun Kürd imhası ve göç dalgası başlar ki o zaman iş işten çoktan geçmiş olur. Bizden söylemesi.

.