• 21.07.2014 00:00

   Demirtaş’ın Ankara Kızılay Alba Otelde verdiği yemeğe davetliydim. İyi ki davete gitmişim. Bu kadar yıllık gazeteciyim. O kadar parti lideri tanıdım. Seçim gezilerini takip ettim. Demirel, Ecevit, Erbakan, Türkeş, Özal, Erdal İnönü vb. liderler ile günler geçirdim. Selahattin Bey’in bu kadar kurt politikacılara fark atacağı doğrusu aklıma gelmezdi.

Nedenini izaha geçmeden bir tespitimi paylaşayım. Tanıdığım bir çok dost, yakın ve arkadaşlarım var ki her halde kanları aksa damarlarından CHP’nin altı oku ve bayrağındaki kırmızı renkte akacak kadar CHP’liler. Ve diyorlar ki  “Bu sefer oyumuzu Selahattin Bey’e”. Oyun mu, şaşırtmaca mı, tuzak mı; gerçek mi bilmiyorum. Ama ister inanın, ister inanmayın tanıdığım o arkadaşları samimi buluyorum. Çünkü koyu, partili CHP’Lİ de öyle diyor.

Her şey olurdu bu olmaz demeyin. Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin Bey sayesinde bazı Türk seçmen ve yazarlar Kürdleri ve Selahattin Demirtaş’ı yeni yeni tanımaya başladı. Dilerseniz neden Selahattin Bey dediğime bakalım.

Her şeyden önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “ HDP, parlamenter sistem içinde yer almamalıdır” söylemi ile Kürdleri Meclis dışına itmesi Demirtaş’ın yükselişinin verdiği açık bir paniktir. Erdoğan’ı 1. turda umutsuzluğa sevk ettiği için o çıkışı yaptı.

Erdoğan 2. hatta 1. turda kazansa bile seçimin favori ismi ve kazananı Sayın Demirtaş olur. Çünkü Demirtaş’ın basıncı sadece Erdoğan’ı panikletmiyor Kılıçdaroğlu’nu da rahatsız ediyor. Demirtaş kavga etmiyor en kuvvetli şekilde demokrasiyi esprili konuşmaları ile topluma kabul ettirmek için çok güzel, kabul gören ve benimsenen bir yol izliyor.

Belki Demirtaş’ın Çankaya ihtimali olmaz ama taşları yerinden oynatıyor. Dedim ya Sadece Erdoğan’ın değil, Ekmeleddin’i de sıkıştırıyor. İkisinin yapmadığını yaparak Türkiye’yi kucaklamaya çalışıyor. Ötekileştirmeyi, ayrıştırmayı ret ediyor.

Kürdlerin Gandi’si olacak mı bilmiyorum amma makul, dengeli nüktedan mesajları ve enerji dolu gençliği ile göz dolduruyor. Erdoğan galip gelse bile oy vermeyenlerin de takdir edeceği bir aday profilini çiziyor. Erdoğan değil asıl Demirtaş “Yeni Türkiye” çizgisinde yol alıyor. Samimi tespitlerle puan topladığından baş danışman Akdoğan “Nişantaşı adayı” dedi.

Hasbelkader, beşer şaşar ve Demirtaş’ı 2. tura kalsa ve olmaz ya seçilirse 77 milyonun Cumhurbaşkanı olacağından kimsenin kuşkusu olmasın. Demirtaş hak arayan demokratların, adalet, eşitlik, hukuk ve özgürlük isteyenlerin Cumhurbaşkanı olacağından kimse şüphe etmesin. Dinlediğim ve beyanatlarını takip ettiğim Demirtaş bende bu izlenimi uyandırdı.

Demirtaş’ı Kürdler çok iyi biliyor ve tanıyordu. Ama “Kürd Siyasetçi” olduğu için ona hiç yer vermeyen Türk medyası açık seçik özür diler gibi itiraflar ile Kürd siyasi hareketin en samimi ve sahici kişiliğini yeni bir yıldız doğuyor gibi keşfetti. Bir de yeni partisi HDP ile Demirtaş’ı Türkiyelileşme, ezberi bozma olarak lanse etti. Sanki bundan önce uzaylıydı.

Oysa Demirtaş her zaman etnik, dinsel, sınıflar üzerinden siyaset yapmayan kişilikti. O sadece tek tipçi ve mezhepçilere karşı çıkıyordu. Devletin halkı değil, halkın devleti yani halkı koruyan anayasal bir devlet istiyordu. Devletin kutsandığı, halkın yok sayıldığı sistemin yeni Türkiye olmayacağını dillendiriyordu. Ana dil, ibadet hakkı, nefret olmamalı diyordu.

Bu yüzden yüz binleri meydanlarda bir araya getiriyordu. Onların hislerine tercüme oluyordu. Demokrasi diyor, parasız eğitim diyor, çok dilli temel eğitim diyor, Diyanet işlerine son diyor. Rejim değişmeli diyor, yetkiler yerel yönetimlere verilmeli diyor. Ve “seçilirsem Allah Erdoğan’a yardım etsin” diyor. O yüzden Demirtaş kaybetse de kazanan olacaktır.

Demirtaş Erdoğan’ın verdiği görüntünün tam tersi bir görüntü verdiği için seviliyor. Ezilmişlerin, kimlikleri ret edilenlerin sesi oluyor. AKP’ye atfederek “kesişen 2 çizgi paralel olmaz” diyor. Yüzde 50 artı 1 esprisi ile Erdoğan’a karşı dişli bir rakip olduğunu gösteriyor. O sadece BDP-HDP tabanına değil, AKP’nin Kürd ve CHP seçmenini hedef kitle seçtiği için; seçmene “ben sadece Kürdlerin adayı değilim” diyerek gönüllerdeki Cumhurbaşkanı profilini sergilediği için AKP ve CHP de paniğe sebep oluyor.

İşte bunun için Demirtaş deniliyor. Bilmem anlatabildim mi?

Bu arada genel anlamda Kürd meselesi ile ilgili bir alıntıyı paylaşarak yazıma son vermek istiyorum. Okul ve sınıf arkadaşım, zamanında BDP’nin Parti Merkez yöneticisi, Avukat, 4-5 dil bilen; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi davalarında öne çıkan isim Selahattin Esmer ile ofisinde sohbet ediyoruz. Yabancı yayınları takip ettiği için Türkiye dışında dünyada Kürd meselesi ile ilgili haber, yorum ve makaleleri yakından takip ediyor.

Bana o yorumlardan bir cümle söyledi dikkatimi çektiği için buraya almayı uygun buldum. Ünlü bir batılı yazar (ismini söyledi şu an hatırlamıyorum) : “Kurds don’t miss oppurttunity to miss oppurtunity” demiş. Yani Türkçesi “ Kürdler fırsatı kaçırma fırsatını kaçıramazlar.” Ne doğru bir tespit. Bu fırsatı da kaçırırlarsa ne olacağını düşünmek bile istemiyorum.