• 17.09.2014 00:00

 Asimilasyon politikası ile bir halkı dilinden kopartmak isteyenler son demlerini yaşadıklarının farkında olsalar da insan hakkıyla yüzleşmek istemeyecekleri anlaşılıyor.

En demokrat adamı diye lanse edilen Başbakan Yardımcısı ve Hükümet sözcüsü Bülent Arınç Diyarbakır Bağlar’da halkın İMC usulü yaptığı ve Kürdçe eğitim için açılan okulun savcılık kararı ile mühürlenmesinden sonra demiş ki: “Biz burayı açarız, Kürtçe eğitim yaparız. Hayır yapamazsınız” demiş.

Dedikten sonra ne mi oldu? Hakkari, Şırnak ve diğer illerde yasağı fiili kırmak için sembolik olarak açılan okulların kapısına kilit vuruldu. TC, açılım, çözüm, barış söylemine rağmen yüz yıldır inkar ve asimilasyon politikasına devam dedi.

Din üzerinden Kürd halkını aldatan AKP hükümeti, “çözüm” adı altında “Yaşayan diller ve lehçeler” adı altında (Kürdçe bile demediler) Doğu ve Güneydoğu’da birkaç üniversitede Kurmanci ve Zazaki lehçelerinde bölümler açtılar.

Yurtsever Kürd gençleri beklenenin üzerinde ilgi gösterdi. Ana dillerinin inceliklerini öğrenip mezun oldular. Ama iki yıldır atamaları yapılmadığı gibi, bu sene de ataması yapılan 40 bin öğretmen içinde yaşayan dillere 18 kadro atandı. Milyon Kürd çocuğuna 18 öğretmen.

Bazı seslerin çıktığını duyar gibiyim. Biliyorum “inkardan sonra bu da bir adım. Kim ne yaparsa yapsın, sistem kaç takla atarsa atsın ana dil galip gelecek” dediklerini duyuyorum. Da, 100 yıl süren açık imha ve inkarın bir yüz yıl daha “ ana dilde eğitim hakkını veriyoruz, verdik” ile yeni bir uzun vadede sistemin keyfini beklemeye bu halkın sabrı kalmadı.

Kürd halkının fiili başlangıç yapması siyaseti Kürd halkı için olmazsa olmaz olan “dil” konusunda devleti zorlamaları uzun vadeyi çok daha kısaltarak yakına getirecek bir politika olacağı için Kürdlerin bu adımın arkasında durması çok ama çok önemlidir.

Bir avuç Kürdün girişimi ile olacak iş değil. Topyekun Kürd halkı bu konuda sesini yükseltmeli ve talebini güçlendirmelidir. Zira arzulanan gizli asimilasyon ve uzun vadede kaç Kürd’ü daha Türkleştirebiliriz, hatta radikal Türk safına çekebiliriz plan ve projeleri aynen bu devlet tarafından uygulanmakta olduğunu göz ardı etmeyelim.

Çok çarpıcı bir örnek vereceğim. Medyada 45 yılımın içindeyim. 1968 yılından beri yazar çizerim. Hürriyet, Milliyet, Tercüman, Günaydın, Sabah, Star ve benzeri bir yaygın ve bölgesel gazetelerde ömrümü verdim. Bu gazetelerde Kürd kökenli olup Türk ulusalcılığı ve Türk ırkçılığı üzerinde keskin fikirler ileri süren nice sayfa, kalem, gazete arkadaşım oldu.

Daha düne kadar, aynı gazetede, aynı araştırmacı haberde birlikte imza attığımız; 40 yıllık en samimi dostum dediğim Kürd kökenli (cevap hakkı için adını yazmayacağım) değme Türk ırkçı yazarlardan da öte meslektaşım demekten imtina ettiğim bakın neler yazmış.

“Gü­ney­do­ğu­’da yüz­ler­ce köy oku­lu “gü­ven­li­k” ne­de­niy­le öğ­re­ti­me açı­la­ma­dı. Te­rör ör­gü­tü PKK’­nın köy­ler­de oluş­tur­du­ğu 8 ki­şi­lik “köy ko­mi­te­le­ri­” okul­lar­da Türk­çe öğ­re­tim ya­pıl­ma­ma­sı yö­nün­de ka­rar­lar al­dı. Bay­ra­ğı­mız za­ten köy okul­la­rın­da ar­tık dal­ga­lan­mı­yor. Öğ­ret­men­le­rin can gü­ven­li­ği­ni teh­li­ke­ye at­ma­mak için öğ­ret­men ol­ma­yan ki­şi­ler “üc­ret­li öğ­ret­me­n” ola­rak köy okul­la­rın­da gö­rev­len­di­ri­li­yor. Bun­la­rın önem­li bir bö­lü­mü de ör­gü­tün is­te­ği doğ­rul­tu­sun­da fa­ali­yet yü­rü­tü­yor.”

Bu tek paragrafın içinde neler yok ki? Doğu ve Güneydoğudaki bütün köyler şikayet mi edilmiyor. Türk jandarmasına siz orada ne yapıyorsunuz diye dikkatleri mi çekilmiyor. Bütün köylüler devlete, savcı ve diğer yetkililere şikayet mi edilmiyor. Bayrak sembolü üzerinden ajitasyon yaparak Türk halkının hassas noktasını harekete geçirerek kin, nefret ve ayırımcılık suçu mu işlemiyor. Ücretli öğretmenleri töhmet altına mı bırakmıyor.

Yani bir tek paragrafta bu kadar olayı bir araya getiren bu becerikli yazarın Kürd kökenli olması Kürdçe dil eğitimi sizlerin kafasında soru işareti yaratmıyor mu? Beni endişelendiriyor. Çünkü asimilasyon denilen işte tamda böyle bir şey. O yüzden 18 evet o 18 öğretmeni de ilk adım olarak önemsiyorum. Fiili direnç sürsün ama 18 de kabullensin.

Gazeteci meslektaşım örneğinde bütün Kürdler üzerinde asimilasyonun daha fazla derinleşmemesi için her Kürd siyasetçisi, aydını, yazarı, öğretmeni, işçisi, esnafı, kadını, erkeği topyekun elini taşın altına koyması gerekiyor.

Okuma yazması olmayan, Türkçe bildiği halde hayatı boyunca çocukları ve torunları ile sadece o katıksız Kurmanci lehçesi ile konuşan rahmetli annem Emina Mele’nin dediği hala kulağımda. Derdi ki: “Lavo em zımane dayika xwe di xwazın (Oğul biz anamızın dilini istiyoruz)” Bütün Kürd analarının annem gibi ana dilleri için mücadele versinler istiyorum.

Kürd coğrafyasındaki Belediyeler, varlıklı insanlar, Kürd diline gönül verenlere bu sayfada sesleniyorum. Atnaması yapılmayan Kürd öğretmenlerine imkan sunun. Yasal zeminde hak almak, ceberut devlet anlayışın alt etmek ve istediğimizi vermesi için zorlamak adına her yerde kurslar açın. Çarşıda, pazarda, sokakta, AVM’lerde, sanayide hemen yaşamın olduğu her alanda; kahvelerde, lokantalarda bu gençlere görev verin. Verin ki Kürd coğrafyasının her alanında Kürdçe dili konuşulsun, yazılsın.

18 Öğretmenin gireceği 18 okulun iki bin 18 okula erişmesi için çaba göstermelisiniz. Ve takip edin. Bakın o 18 öğretmene görev verilecek mi, o 18 okulda Kürdçe eğitim bu yıl başlayacak mı? Eğer sizi atlatıyorlarsa, eğer sizi kandırıyorlarsa resmen kıyameti kopartın. Unutmayın ana dil varlığınızın tek sebebidir. O yoksa Kürd yoktur. Kürdçe yasal ana dil olana ve Kürd branşında binlerce öğretmen atanana kadar karşı duruşunuzu sergileyin.

Bağlar, Cizre ve Yüksekova’da fiili açılan okulların arkasında durun. Kürdçenin geleceği, asimilasyonun önüne geçecek tek şeyin ana dilde eğitim olduğunu unutmayın. Dünya TV gibi (bazıları diğer programları sevmese de) Kürd TV’ler “Kürdçe Eğitim” saatleri, Kürdçe çocuk programlarını yaygınlaştırmalı. Coğrafyadaki yazılı medya bir sayfanın dörtte birini her gün Kürdçe diline ayırmalı. Kürdçe Halk Eğitim merkezleri oluşturulmalı.

Kazananın Kürdçe, süreç ve barış olması için çalışılmalı. “Kürdçe yoksa süreçte yok.” Bana göre yanlış bir politika. Süreç devam etsin, ama Kürdçe ana dil konusunda direnç ve talepte çıtası da en yükseğe çıkartılsın.