• 2.12.2014 00:00

 Birçok Devlet, Hükümet, askeri ve sivil bürokrasi; hatta bazı sivil toplum örgütleri; dinci ve ırkçı faşistler “Kobane” düşsün istiyorlar; bu hayalle yatıp kalkıyorlar.

Kobane düşerse bunu isteyenlerin geleceği için tedavisi mümkün olmayan öldürücü bir yara alacağının farkında değiller. Kobane’nin aylardır direnmesine ve de PKK’nin 40. Kuruluş yıldönümünde dimdik ayakta kalması birilerini çıldırtmışa benziyor.

Dünya Kürdleri konuşup arka çıkarken “bin yıldır birlikteyiz, beraberiz, kardeşiz” diye mangalda kül bırakmayanlar Kobane’ye saldıran IŞİD canilerine destek oluyorlar. Sabahın 05’inde Türkiye tarafından iki bomba yüklü intihar timi Türkiye’nin TMO tarafından geçerek Mürşitpınar sınır kapısına geçirilerek patlatıyorlar. Ne hikmetse yüzlerce sıralı dizilmiş tank, top, zırhlı araçlı, askerler görmemiş. Sınırda bekleyen Kobane destekçilerine tazyikli su, gaz bombaları sıkan polis ve jandarma da görmemiş, duymamış bile.

Kobane halkından oluşan YPG ve YPJ savaşçılarının kahramanca direnen; IŞİD çetelerini bozguna uğratmaları birilerini oldukça tedirgin etmiş, ediyor. Öyle ki, Türkiye tarafından hazırlanan hain bir plan ile Kobane’nin dünyaya açılan kapısına saldırıyorlar.

IŞİD Açık, seçik Pirsus (Mürşitpınar) sınırından patlayıcı kamyonlar Kobane’ye geçmiş. HDP Milletvekilinin ifadesi ile Vali itiraf etmiştir. Ama Genel Kurmay ve Hükümet bastırınca çark etmiş. Yani derin devletin kirli planları Kobane’yi düşürmek için devrededir.

Kobaneli Kürd gençlerinin direnişi IŞİD çetelerinin planlarını ve saldırılarını boşa çıkardı. Faşist saldırıları ve destekçilerini bir kez daha hayal kırıklığına uğratıldı. İlk günden bu güne Kobane halkına düşmanlık besleyen, IŞİD çetelerine yardımları inkâr edenler dün sınırdaki muhabbet görüntüleri gibi bu gün sınırda kamyon geçirterek açığa düşmüşlerdir.

AKP önceki gün yapılan saldırıdan sonra dünyanın dilinde DAİŞ (IŞİD) çeteleri ile birlikte anılacağını ve giderek dünya kamuoyu tarafından dışlanacağını görememektedir. AKP hükümeti bu siyaseti ile 2015 yılında tıpkı öncüleri iktidar partileri gibi sonunu hazırlamakta.

13 yıllık iktidarın yorgunluk sürecine giren AKP’yi kurtaracak da, batıracak ta “Kürd” meselesi olacağını göremiyor. AKP’nin bu günlerde düştüğü en zayıf döneminde “Kürd” meselesinde “çözüm” sürecini çürütmeden samimi, gerçekçi ve inandırıcı yol alırsa kurtulur.

AKP geçmiş 60 yılda yıkılan, yok olan, tarihe gömülen partiler gibi kendi sonunu hazırlamamalı. AKP, yasakları yeni yasalarla arttıracağına 6-7 Ekim olaylarından ders almalı. Kobane’ye Pirsus ( Mürşitpınar) sınır kapısını 05.00 geçerek infilak eden; yine TMO buğday silosuna yerleşen IŞİD çeteleri oraya ışınlanmamışlarsa nereden ve nasıl geldiklerini dünya kamuoyuna ve Kürd halkına inandırıcı bir açıklama yapmak zorunda.

Ayrıca Türkiye topraklarında üstlenmiş DAİŞ çetelerinin yerini bulmak, sınıra yığdığı ağır silahları ile o çetelerin üzerine gitmek Türk devletinin, hükümetinin namusu, şerefidir. İddia o ki, hükümetin boşalttığı sınır köylerine DAİŞ (IŞİD) çeteleri sızmış. Türk ordusunun gözü ününde Pirsus (Mürşitpınar) kapısını zapt ederek Kobane’yi dört taraftan kuşatmakmış!

İki ay önce Kobane kuşatması başladığında yazmıştım. Bir kez daha hatırlatmak isterim. Kobane’nin tamamen DAİŞ (IŞİD) çetelerinden temizlenmesi yalnız Kürdlerin değil; Türkiye’nin ve AKP’nin de yararınadır. Değilse 6-7 Ekim olaylarını bile mumla ararız.

Türkiye Rojava ve Kobane Kürdlerine karşı DAİŞ (IŞİD) sevdasından vaz geçmeli. Gerçekten Kürd meselesinde “süreç” ve “çözüm” istiyorsa; önce Kobane meselesinde samimi ve şeffaf davranmalı. Kürd karşıtı değil, Kürdlerin yanında yer almalı.

Kobane bölgesi çetelerden temizlenene kadar Rojava Kürdlerine AKP hükümeti destek olmalıdır. Kürd halkına karşı duyduğu kin, nefret ve düşmanlığı Kobane üzerinden dostluk ve kardeşliğe dönüştürmek için “Kobane” bulunmaz bir fırsat sunmuştur. Başta Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan, AKP hükümeti, Meclis, devlet, sivil toplum örgütleri, aydınlar, gazeteciler, yazarlar bunu görmeli ve gardını bu gerçeğe göre almalıdırlar. Zira Kobane direnişi Kürd halkının özgürlüğü için neler yapabileceğini açıkça ortaya koymuştur.

Bir avuç YPG ve YPJ savaşçısı aylardır en donanımlı ve barbar işgalcilere karşı direnişini görerek, dünyayı şaşırtan kahramanlığın hakkını vererek hükümet ve devlet de DAİŞ (IŞİD) çetelerinin değil, bin yıl birlikte yaşadığı Kürdlere destek vermelidir.

Dünya halkları bu direniş sayesinde Rojava, Kürdistanı tanımaya ve anlamaya başladı. Bir tek Türk Devleti ve Hükümetinin tanımama direncini aklı başında insanlar anlayamıyor. En azından son iddia ve ithamdan DAİŞ (İŞİD) in Türkiye tarafından saldırdığı HDP Genel Başkan Yardımcısı Selahattin Demirtaş seslendiriyorsa. On binlerce Kürd Kobane-Suruç hattına akın ediyorsa. Oluşan insan zinciri Türk devletini suçluyorsa buna bir anlam vermeli.

HDP’nin Başbakan Ahmet Davutoğlu’na yönettiği sorudan bir kaçı bile Türk Devleti ve Hükümetinin Kobane istilasına bakışını ve amacını yeterince sergiliyor. İşte o sorular:

Mürşitpınar Sınır Kapısı'ndaki kilitli demir kapı nasıl yıkılarak yerlere serilmiştir?  Mürşitpınar Sınır Kapısını 24 saat boyunca izleyen kamera ve termal kamera görüntüleri Suruç Kaymakamı'nın bizzat masasındaki monitöründen izlenmektedir. Söz konusu görüntü ve kayıtlar incelendi mi? Saldırının heyetimizin uzun bir aradan sonra Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan'la yapacağı güne denk gelmesi tesadüf müdür? IŞİD'in Türkiye Cumhuriyeti topraklarından bu tür saldırılar düzenlemesi çokça sözüne edilen "Kamu güvenliği"nin tesisi için bir tehdit oluşturmuyor mu? Kobanê'de bir vekâlet savaşı mı yürütülüyor? Rojava ve Kobanê politikanız somut olarak hangi kriterlere dayanmaktadır? Rojavadaki kantonları kabul etmeyi düşünüyor musunuz? Rojava'da yaşayan Kürtlerin kolektif hakları konusunda somut eylem planınız nedir?" Türk hükümeti bu sorulara açık ve net cevabını vermelidir.

Hükümetin Rojava siyasetini açığa çıkarmak için bu sorular yeter de artar. Kobane YPG Komutanı Berxwedan’ın iddialar ile ilgili “IŞİD çetesi kapıya doğu cephesinden çalışır. İlk kez Türkiye sınırından çalıştı. Güney yolundan yapacağı saldırıya hazırlıklıydık. Ama gümrük binasının DAİŞ mevziisine dönüştürüleceği ve kapıdan hiçbir engelle karşılaşmadan saldıracağını beklemiyorduk. Bu saldırı Türk devletinin izni ve emri ile oldu. Bu yardım kırılan IŞİD çetesinin toparlanma, inisiyatif ve moral bulması için hazırlandı. Bu bir suikasttır. Biz ilk kez Türk topraklarından gelen IŞİD ile savaştık. Türk devleti bunu izah etmeli” dedi.

Allah aşkına sorular ve savaşanların tespitlerine ne diyecekler? IŞİD tarafından havaya uçurulmuş bir kapı ve susan bir hükümet var. AKP, bu siyasetiyle sonuç almaz, süreç gerçekçi bir barışa yönlendirmezse ne olur? Kaos olur, “Darbe” olur. AKP de bunun altında kalarak geçmişteki partiler gibi tarih olur. Ki bu satırların yazarı 50 yıldır darbelere şiddetle karşı.