• 2.03.2015 00:00

  “Operasyon, Şah Mat mı, Şah Ricat mı?” Başlıklı makalem için çeşitli kaynaklardan bilgileri Cumartesi günü olgunlaştırıp yayına hazır hale getirdim ki bomba haber patladı. “PKK’ya silahları bırak çağrısı” başlığı ile TV ve sanal âlemde duyuruldu. Pazar sabahı bütün gazetelere baktım tamamında “PKK’ye Silah Bırak Çağrısı” manşetteydi.

            En azında Cumartesi “Silahlara Veda”, “Tarihi Adım” gibi olumlu başlıklar seçilmişken Pazar günü gazetelerde “Silah Bırak Çağrısından” başka hiç bir şey yoktu. Sanki Kürd sorunu sadece “silah” sorunuymuş gibi. Kamuoyuna HDP’nin deklere ettiği PKK-KCK ve Kürd Önderi Abdullah Öcalan’ın 10 madde ile ilgili ne yorum, ne öne çıkarma vardı.

            Çok ilginçtir, Selahattin Demirtaş, Kandil ve HDP günlerdir “on maddeyi açıklayın, ortak basın toplantısı yapalım, müzakere için kapı açın” çağrısı yaparken AKP duvardı. Tık yoktu. Ne zaman ki “Güvenlik Paketinin” Kürdlerin giysilerine varana kadar haklarını kısıtlayan maddeler meclisten geçince AKP’de rüzgâr değişti.

            Tabii ki, 100 yıldır bu ülkede büyük sorun yaratan; son 30 yılda 45 bin can kaybına yol açan, bir iddiaya göre 550 milyar dolarlık maddi kayba, 3 bin köyde 3 milyon Kürdü yerinden yurdundan eden Kürd meselesinde önemli bir virajın aşılması önemlidir.

            Ancak insan düşünemeden edemiyor. Adına “barış süreci” denilen, 21 Mart 2013 de Öcalan’ın Diyarbakır Newroz alanında okunan mesajının üzerinden iki yıl gibi uzun bir süre geçti. Hükümet kılını kıpırdatmadığı gibi Rojava ve PYD’ye karşı tavrı ve beyanatları malum. Bunu doğuran 6-7 Ekim olayları, Mecliste hala görüşmeleri devam eden “İç Güvenlik Paketi” madde madde yasalaşırken ve de 5 gün önce okunan on madde içinde “barış” ve “çözüm” sözcüklerine anlam yükleyen ya da değişen ne vardı ki ortak basın toplantısı ile duyuruldu?

            Kimse üç maymunu oynamasın Kürd sorununda “çözüm” ve “barış” kelimelerini ikide bir sekteye uğratan “Güven” sorunu bu meselenin önündeki en büyük engeldir. On maddeyi incelediğimizde demokrasi adına ne arıyorsanız var ama AKP “ Silah” diyor. Güney (Diğer adı ile Doğu), Rojava (Batı) Kürdistan yani Irak ve Suriye Kürdistanında IŞİD çetelerinin kanlı saldırıları devam ettikçe PKK’nin “silahları bırakması” ne kadar inandırıcıdır.

            Tabii ki buna PKK-KCK toplayacağı kongresinde karara bağlayacak. Ama gerçekten talep neden fiili hiçbir şey zikredilmeden öncelikli “silah” ana konu olarak Kürdlerin önüne niçin konduğu anlaşılabilmiş değil. Çünkü AKP’li Arınç ve Erdoğan’ın kullandığı dil ortada.

On maddenin tek bir satırında “Kürd” kelimesine yer verilmediği halde Kürdler olgunlukla karşıladı. Tamam, toplumsal zemin için üstü kapalı söylemler olabilir. Tamam, “kimlik” kavramı; “Demokratik Cumhuriyet” denilmiş olabilir. Tamam, mesele yalnız Kürd sorunu değil aynı zamanda Türk, Ortadoğu, hatta dünyanın sorunudur. Ama en azından o on madde içinde “müzakere”, “izleme kurulu (heyeti)” sözcüklerine yer verilemez miydi?

Adına “barış” denilen olgu kapsamlı olması gerekmez mi? Ortak vatan - millet olarak bir arada yaşamak çok güzel de nasıl olacak? On maddenin Sayın Öcalan’ın kaleme aldığını, AKP hükümetinin redakte ettiğini, günlerce İmralı-Kandil arasında gidip geldiğini biliyoruz. Ama bunlar olurken AKP hükümeti içinde yasakların Kürd giysilerine kadar indirgenen, hatta tahrik eden tehlikeli “iç güvenlik paketini” çıkarmak için neden bu kadar ısrarcı ve saldırgan bir tavırla Mecliste o maddeler kabul ettirildi. Bu 10 maddenin ruhuna aykırı, tezat değil mi?

Tabii ki anlıyoruz, Kürd meselesi basit bir sorun değil. Yüz hatta 200 yıllık bir sorun. İlk kez 2 tarafın heyeti (AKP – HDP) yan yana bir açıklama yapıyor. Kameraların karşısında Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı da var. Ortak metin okumaları tarihi bir görüntüydü. En önemlisi de 2 taraf “Demokratik Cumhuriyet” ve “Ortak Vatanda” anlaşmaları önemliydi.

Kürdlerin kuşkusu bu “Demokratik Cumhuriyet” ve “Demokratik Siyasetin” altı nasıl doldurulacağıdır. Baksanıza toplantıdan birkaç saat sonra hala Cumhurbaşkanı Erdoğan fikir beyan ederken “Bölücü terör örgütü” ve “iki maymunlar” diyerek hakaret dilini kullanıyor. Demokratik siyaset, Demokratik çözüm, özgür vatandaşlığı bu dille nasıl yakalarız?

On maddede yer alan muğlak ifadelerin altı bu dili kullananlar tarafından nasıl doldurulacak? Özgür vatandaşlık, siyasetin devlet ve toplumla ilişkisi sıkıyönetim ve olağanüstü hal aratmayan “kamu güvenliği” yasaları ile nasıl sağlanacak?

Çözüm sürecinin sosyo ekonomik boyutu; kadın, kültür, ekolojik sorunlar, ortak vatan; milleti demokratik ölçüler içinde tarifi; çoğulcu demokratik ve eşitlikçi mekanizma ve yeni bir anayasa çıkartılmak istenen “güvenlik paketi” ile nasıl yapılacağı anlaşılabilmiş değil.

AKP, 17-25 Aralık’tan sonra kendi yargısını oluştururken, Özel yetki mahkemeleri “İhtisas” mahkemelerine dönüştürülürken yani “devlet güvenlik mahkemeleri” farklı isim ile yeniden oluşturulurken. Avukatların “gizlilik” kararı ile dosyalara ulaşma hakkı engellenirken bu “barış” nasıl gerçekleşecek?

Kamu görevlileri mutlak dokunmazlık zırhına bürünüyor. Kayıt dışı gözaltı, işkence, polis infazı furyası baş gösterecek. Arama için “makul şüphe” ile göz altıları olağan hale gelecek. “El koyma” yetkisi ile gerçek ve tüzel kişilerin mal varlıklarına soruşturma aşamasında iken el konacak. Biz bu yasalara rağmen demokrasiden, barıştan, kardeşlikten, eşit vatandaşlıktan nasıl bahsedeceğiz. Vallahi benim aklım ermedi.

Silah ve demokrasi bir birinin alternatifi olmamalı. Demokrasi zaden o silahı omuzdan indirir. İyi niyet belirtinin karşılığı “iç güvenlik” yasası olmamalıydı. 28 Şubat “barış” için çok önemli olması isteniyorsa o “paket” geri çekilmeli. Ne Türkler, ne de Kürdler bu süreçten vaz geçemezler. Kürdler siyaset yapmak isterken Hükümet de “paketten” vazgeçmiyor. On maddedeki “Demokratik Cumhuriyet’in” altını samimiyse AKP doldurmalıdır.

Halk maddelerin ve barışın anlaşılan dille kendilerine anlatılmasını talep ediyor. Yeni anayasa için samimi olunmasını isteniyor. On maddenin soyuttan somuta dönüşsün istiyor. Ve unutulmasın PKK – KCK son beş yıldır silahlı mücadeleden çok, siyasi mücadele veriyor. Taraflar “silah”, “müzakere” arasında “barış” bekleyen 77 milyonu kıskaca almasın isteniyor. Öcalan’ın “silah” olmaması için aldığı inisiyatife AKP, PKK de samimi yaklaşsın isteniyor. Seçim arifesinde AKP’nin siyasi taktiklerini kimse izlemek istemiyor. Her kes “barış” istiyor.