• 9.03.2015 00:00

 Süleyman Şah Türbesi’ne yapılan  “Operasyon.” Gerçekte “Şah Fırat” mı,“Şah Mat” mı, “Şah Ricat” mı? Yoksa “Boş sandık” kaçırma operasyonu muydu? Her neyse, medyada, Meclis’te kamuoyunda günlerce tartışılıp durdular. Ben sadece o açıdan değil bir de Suriye Kürdleri ile ilişki açısından konuyuele alacağım.21 Şubat Cumartesi günü saat 21.30’dan sonra ( PYD 20.30 diyor) olanları az çok hepiniz okudunuz, TV ekranlarında izlediniz.

Malumu olmasına malumu da Kürdlerle ilişkide 23 Şubat Pazartesi Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın operasyonkonusunda “PYD bizim için bir terör örgütüdür. Örgütlerle temas, koordinasyon, yardımlaşma söz konusu değil” açıklaması düşünce farklı bir boyut aldı.

Dedi mi, dedi. 77 milyonun siz deyin 5, ben diyeyim on milyonunu kandırıldı. Peki, 67 milyon ve bilmem kaç milyarlık dünya kamuoyu inandı mı? Değil tabii. Bakın neden değil ve gerçekler nedir? “PYD den yardım almadık, Kobane güçleriyle (yani Kürdler) ilişkimiz yok.” Diyenlere karşılık ABD (7 Şubat) Rojava Kürdleri adına PYD’yi resmen davet etti.

Şimdi kimi bu yalana inanır? Her şey ortada, görüntüler medyaya yansıdı. PYD’nin hâkim olduğu alanda, IŞİD’in türbeyi kuşattığı alana operasyon yaparken, elinizi kolunuzu sallayarak gidip geldiniz öyle mi? Riyakârlığı bırakın.İMC TV’de Ayşegül Doğan’ın “Gündem” programına katılan Amed Dicle’nin söylediklerine bir kulak verelim:

“PYD, Eş Başkanı Salih Müslim Operasyon öncesi Türkiye’ye geldi ve Dışişleri Bakanı ile görüştü. Görüşmeden sonra Kobane’ye heyet gönderildi. Akabinde operasyon gerçekleşti. Operasyondan 4 gün sonra yine Müslim Türkiye’de idi, şimdi kalkmış masaya oturduğunuz partiye “terörist” diyorsunuz, son derece garip” diyordu.

Yine Cumhuriyet Gazetesinden Erkan Acar’ın Kobane’de YPG komutanı Dijwar Xebat ile yaptığı söyleşide bakınne söylüyordu: “ Operasyonu 4 gün önceden haber aldık. YPG 200 kişi ile Türk askeri 40 kişiyle katıldı. Stratejik olan yerlerde YPG ve Türk askeri beraber mevzilendi. Giriş yapan 110 tank saydık. Tanklar, 20.30 geçmeye başladı. Önde ve arkada YPG bayrakları vardı. Naaşlar alındıktan sonra türbe patlatılıp geri çekildik. Türkiye operasyonda YPG ile işbirliğini ret etmesini çok garip ve anlamsız buluyoruz.”

Bu teknoloji çağındaAmerikanvari “bayrak direği” dikenlerin insan aklı ile alay etmelerine ne gerek var. Alay ya da eleştiri konusu olmadan “güvenlik gerekçesi ile alana hâkim YPG ile işbirliğinde yapmak zorunluydu” denilseydi Türk milleti bir şey mi diyecekti? Hayır. Ama seçim arifesinde oy için ricattan paye çıkarmak, geri çekilmeyitaktik değil, zafer olarak yansıtmak için yalan söylersen tepkiyi hesaba katmak zorundasın. Nitekim o da oldu.

40 km. mesafe kat etmek için YPG hâkimiyetindeki koridoru; IŞİD’in çembere aldığı alanı yarmak için anlaşmadan elini kolunu sallayarak gidip geldim, kaza ile bir asker şehit verdik desen çocuklar bile güler. Ama Başbakan günlerce senaryoyu 77 milyona tekrarladı.

Öyle ya seçim arifesinde “o bayrak inmeden, öbürü çekilmiş” diyerek taraftarlar gaza getirilecekti. Yaptılar, dediler ama olmadı. Olmadı ama Perşembe (5 Şubat) Başbakan hala o savdadiretiyor. Olmadı çünkü o bayrağın çekildiği alan Suriyeli Kürd’ün tapulu arazisi çıktı.

Üstüne üstlük PKK/YPG’nin kontrol alanıydı. Yani Türk, Kürd bayrağı ve Apo’nun posteri bütün gizlemelere rağmen dünya medyasında yan yana dalgalandı. Bölgeye giden Türk medyasında o görüntü çıkmasın diye farklı açıdan çekim yapmalarına izin verdiler.

Neyse, can kaybına yol açmadan yapılan operasyon için sevinmedik desek yalan olur. İyi ki silahlar patlamadı ve kaza sonucu bir tek asker kaybı ile operasyon bitti.

Fakat “Türbe” uluslararası hukuka göre yer değiştirdi demek doğru değil. Uluslararası anlaşmalar ihlal edildi. Hukuka göre bir yeri terk ederek, karşılığında güç kullanarakyeni yeri “emrivaki aldım” diyemezsin.Kaldı ki sahibi olan şaibeli bir toprak için hiç diyemezsin. 1921 Ankara ve Lozan’a rağmen Türkiye canı istediği gibi Türbenin yerini değiştiremez.

            Gelelim Kürdler ile ilgili meseleye. Rehineler kurtarıldıklarına göre Türkiye IŞİD çetesine karşı tutumunu netleştirecek mi? AKP hükümeti, Cumhurbaşkanı ve sözcüsü Rojava (Batı) Kürdlerine yani PYD’ye karşı diyalog ve yaklaşım sürecine girecek mi diye bekleniyor.

Oy uğruna yalana, dolana gerek yok. “PYD terörist örgüt” demeye de. Samimiyseniz IŞİD’i düşman ilan etmek varken neden YPG diyorsunuz? Uluslararası koalisyon ve Kürdleri rahatlatmak yerine germeye ne gerek var? Türkiye IŞİD’e karşı aktif mücadeleyi göze almamasının sebebi ne?Türkiye kararını vermeli. Açık, net tavrını, tarafını, yerini belirlemeli.

            Dünya âlem biliyor ki “Şah Operasyonu” PYD ile işbirliği sonucu başarıldı. Askeri konvoy PYD’nin kontrolündeki Kobane caddeleri ve köylerinden geçti. Kobane’nin stratejik önemi böylece ispatlandı. Ankara, PYD’ye karşı dilini değiştirmesinin zamanı gelmedi mi?

            Toprağı vatan yapan insandır. Toprak kadar insan da kutsaldır. “Vatan”, “Toprak”, “Bayrak”, “Millet” ne kadar kutsalsa, insan tamamından daha kutsal olduğu anlaşılmalı. Bu yönü ile “operasyon” şeklen doğru olabilir, ama Türkiye’nin “operasyondan” sonra IŞİD vahşi çeteleri ile aralarına görünür bir mesafe ve tavır koymaması Kürdleri üzüyor.

            Unutulmasın ki IŞİD, Ortadoğu, Türkiyeve Kürdler için hala çok ciddi bir tehdittir. IŞİD Kürdler ile savaştığı için Türk Devleti’nin bu örgüte hoşgörü ile yaklaşması, çeteleri hafife alması, yaralılarını Denizli’de tedavi etmesi Kürd kamuoyunda ciddi endişe yaratıyor.

            Soruyoruz; IŞİD Türkiye’nin düşmanı mı değil mi? Şu ana kadar bu konuda ciddi bir açıklama yapılmadı, samimi bir duruş sergilenmedi. Eğer yanılıyorsak yeni müttefik PYD’ye “terör örgütü” denmek yerine ABD gibi açık olunmalı. Dünya siyasetinde “ne oldu değil, ne olacak” önemlidir.Siyaset de, savaşta akılla yapılır. Kim dost, kim düşman olduğu anlayarak hareket edilmeli. Türkiye Kürdlerden değil, IŞİD’den gelecek tehlikeyi görerek politikasını revize etmelidir.

NOT:“Silah Bırakma” ortak açıklaması nedeniyle okuduğunuz bu yazımı ertelemek zorunda kaldım. Yayınlamasaydım rahat edemezdim. O yüzden bir hafta gecikmeyle bu yazım çıkıyor.

            Bu arada bütün kadınların 8 Mart Dünya kadınlar gününü yürekten kutluyorum.