• 23.03.2015 00:00

   Yazılı, görsel Türk medyası günlerce 2013 Newroz’u gibi Sayın Abdullah Öcalan’ın 21 Mart 2015 Diyarbakır Newroz’u mektubunda “silahları bırak” çağrısı yapacak diye niyet okudu, tartıştı durdu. Mektup okunduğunda görüldü ki 4 duvar arasında olsa da Öcalan yüz yılın en önemli filozofu, stratejisti, müzakerecisi, politikacısı, siyasetçisi olduğunu ispatladı.

Diyarbakır mahşeri Newroz’unda Sayın Abdullah Öcalan’ın mektubu okur okunmaz Erdoğan’ın yol arkadaşı, Başbakan Yardımcısı ve Hükümet sözcüsü Bülent Arınç’ın sıcağı sıcağına açıklaması “müzakerenin” kurumsallaştığı, “Normalleşme” sürecinin devam edeceği, “izleme” heyetinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın itirazına rağmen kurulacağı anlaşıldı.

            Kürdler için Türk güçlerine ve devletine karşı silahın, çatışmanın son bulduğu. Sayın Öcalan, Kandil ve HDP şahsında bütün Kürdlerin barış istediği. Kürdler için onurlu barış; 10 maddelik Dolmabahçe deklarasyonu, “izleme heyeti” ile “hakikat ve yüzleşme komisyonu” oluşmadan, yeni dönemde Türkiye Cumhuriyeti dahilinde özgür anayasal yurttaşlık temelinde demokratik barış, kimlik sahibi Kürd toplumun eşit yaşama süreci olmadan PKK’nin kongreyi toplamayacağı sinyalini verdi. Sayın Abdullah Öcalan mesajıyla yeni bir dönem başlatıyordu.

Öcalan, yeni Türkiye, yeni Ortadoğu, yeni Kürd halkı, yeni özgürlük, yeni demokrasi ve de yeni, yepyeni bir siyaset ve yeni bir ortak vatan vurgusu yaptı. Seçim süreci yaşansa da provoke edici siyaset güdülmesin dedi. Farklı söylemlere rağmen tarafların ortak paydada “çözüm süreci” üzerinde diyalog devam etsin; savaşa değil, kardeşliğe yatırım yapılsın dedi. Yani önce ilkesel mutabakat daha sonra silahsızlanma dedi.

Sayın Öcalan; anlamsız ve acımasız etnik ve dini savaşları dile getirerek “ Bu tabloya sessiz kalamayız. Tarihi bir eşikteyiz. Tarih ve halk dönemin ruhuna uygun çözüm istiyoruz. PKK 40 yıldır Türkiye Cumhuriyetine karşı yürüttüğü silahlı mücadeleyi yeni dönemin ruhuna uygun ilkesel kongre için umarım parlamento ve izleme heyeti başarılı bir şekilde realize ederek yeni bir dönem başlatır.

Emperyalist güçlerin yol açtığı zorbalık IŞİD görüntüsünde ortaya çıkarak bütün bölge halklarının inançlarına dönük vahşice katliamlar sergiledi. Gün bu acımasız ve yıkıcı tarihi sonlandırma, kardeşlik ve demokrasiye geçiş yapma günüdür” dedi.

Öcalan mektubunda Kandil, PKK, KCK, HDP ya da Kürd halkına talimat vermedi. Hükümetin bazı koşullar yerine getirirse Kandil’in ancak o zaman kongreye gideceği mesajını verdi. Öcalan milliyetçiliği gömerek “Demokrasi” ile “Barış’ın” birlikte inşa edilsin istedi.

Sayın Öcalan’ın bu yaklaşımına karşılık Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan önce güneş batıdan doğar der gibi “ Ne Kürd sorunu ya”, “Dolmabahçe’de bir değil 2 metin okundu. On maddede demokrasi adına ne var, neresini kabul edeceğim.” Sonra haberi yokmuş gibi “izleme heyetine doğru bakmıyorum” dedi. 21 Mart Newroz günü de Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç’ın Erdoğan’a rağmen Kürd meselesi, izleme komitesi ve de Sayın Abdullah Öcalan’ın mektubu için yaptığı açıklama gönüllere su serpti.

Arınç, ne dedi? “İzleme heyetini hükümetimiz uygun görmektedir. Ülkeyi yöneten hükümettir. Bir yol haritamız mevcuttur. Sayın Cumhurbaşkanın habersiz sayılması mümkün değildir; her şeyi çok iyi bilmektedir. O açıklamadan hoşlanmadım, hükümetimizi eleştirmesi biz yıpratabilir. İzleme heyetindeki isimler de yeni isimler değil Cumhurbaşkanımız da bu isimleri sever. Öcalan’ın mesajı her yönüyle olumludur. Cumhurbaşkanımızın açıklaması olmasaydı acaba mektup nasıl olurdu.” Yani Türkiye içinde silahlı çatışma dönemi kapandı. Restorasyon süreci başladı diyordu. Arınç sözde vesayete karşı çıkarak Erdoğan’a Newroz şoku yaptı. Dileriz bu çıkıştan geri adım atmaz süreçten ve çizgiden ayrılmazlar.

BATMAN NEWROZ’U VE YÖNETİCİLER

Batman Newroz’unda çok uzaklarda olsam bile içimi acıtan görüntüler üzerinde kısa bir yorum yapmadan geçemeyeceğim. Batman’nın son 25 yıllık geçmişinde ne valiler gördük. Devletini kuran Salih Şarmanlar gördüğümüz gibi, demokrat, insancıl, özgürlükçü, halkın valisi Haluk İmgaları, İmga’nın yolundan kısmen de olsa giden Efkan Ala’ları da gördük.

TV ekranlarında izledim ki Batman Nevrozunda çocukların (dikkat edin çocuklar diyorum) ya da gençlerin (ki onlara delikanlı denir; “deli kanlının” ne anlama geldiğini tarif etmeme gerek var mı ) çıkardığı bir taşkınlığı bahane bilip topluluğa, yetmez platforma gaz sıkılması, alana girenlerin gözaltına alınması bayrama, Newroz şenliğe ne kadar uygundur.

Gönül isterdi ki Batman Valisi Sayın Azmi Çelik tam da barış sürecinde memur ve daire müdürlerin katıldığı küllenmiş ateş üzerinden atlayarak Newroz’u kutlamaktansa on binlerin kutladığı Newroz’a katılarak, platforma çıkıp Kürdçe “Newroz’a gel piroz be” deseydi. Bence Efkan Ala, Haluk İmga’nın yolundan bir merdiven daha yükseğe çıkardı. Bu arada Sayın Vali’nin o çok itici sözü söylediğine de inanmıyorum, inanmak da istemiyorum.

Yetmedi Batman’da Newroz tertip komitesi 150 bin kişi kutlamaya katıldı dedi diye anında emniyet “50” bin kişi katıldı diyerek karşı argüman sunmuş. Bu süreçte ve böyle bir günde tertip komitesi ve toplulukla polemiğe girmek kime ne kazandırır. Kaldı ki, geçmişte isim bırakan valilerin sırrı çok basitti. Kitle ile güvenlik birimlerini iç içe değil belli bir mesafede tuttukları için başarılı oldular. Tıpkı Diyarbakır’da 2015 Newroz’unda olduğu gibi.

O yüzden Sayın Valilerimizin, Emniyet Müdürlerimizin ve diğer bürokratların seçim sürecine girmiş olsak bile barış süreci adına topluma tarafsız, güven veren, diyalog, hoşgörü sunan yönetici yaklaşımı sergilerlerse halkın büyük güvenini kazanırlar. Halkın güvenini almak demek, mevki ve makamda yükselmenin en önemli dayanağı, püf noktası olduğu kadar, vicdani, insan, dini, ahlaki ve de huzur veren erdemli bir yüceliktir.