• 10.04.2015 00:00

 Gazetecilik, yazarlık mesleğinde kişi tarafsız, ölçülü, ilkeli olmalı diye düşünüyorum. 47 yıllık birikim ve tecrübemle taraflı düşünenlerin değil de tarafsız düşünenlerin görüşlerini ön plana çıkartmayı ilke edindim. Bu yüzden siyasi partiler, en çok da AKP ve HDP’nin aday belirleme ve atama konularını tarafsız gözlerin yorumuna kendi görüşlerimi katarak köşeme almak seçmene karşı olan mesleki, vicdani ve ahlaki bir görev bildim.

Gerçi “olan olmuş, atı alan Üsküdar’ı geçmiş, bu saatten sonra yazsan ne değişir” deseniz de ben aynı fikirde değilim. Biliyorum istifalar dışında listede büyük bir değişiklik olmayacak. Ama yine yılların birikimi ile listelerin açıklandığı, hatta kesinleştiği bu günlerde konuyla ilgili olması gereken demokratik tavrı ve de bizdeki uygulamayı paylaşmak istedim.

1950’lı yıllardan 15 haneli İluh köyü iken yaşayan, bugün 400 bin nüfuslu ile önemli kentler arasında yer alan Batman’da 1968 yılından beri gazetecilik ve yazarlık yapan biri olarak Kürd coğrafyasında oy vermenin ne anlama geldiği ve yaklaşımı ifade edeceğim.

Tabii bu Batman şahsında Hakkâri, Van, Mardin, Diyarbakır yani öncelik bölgeyi, sonrada bütün Türkiye sathını ilgilendiren bir görüş olacak.

Aday belirlenirken donanımına, ilkelerine, çevresel ve toplumsal yakınlığına, insanlar ile olan sıcak sevgi ve bağlılığına, kendisinin ülke meselesine ve en önemlisi hangi partiden olursa olsun Kürd sorununa olan yaklaşımına bakılarak aday belirlenmediğini biliyoruz.

Rejimin partileri olan lider, hükümet ve devlet için bu ilkelerin hiç birini gözetmeden mecliste el kaldırıp indiren otomatiğe bağlanmış bir vekiller gerçeğimiz olduğu aşikârdır.

CHP, kısmen bu gidişe dur diyecek bir adım attıysa da, parti il teşkilatları ve MKYK nin gölgesinin etkili olduğu, bir grup adayı belirlediği için demokratik ön seçim diyemeyiz.

Kürdler de yaşadıkları bütün zorluklara, engellere, itham, tehdit, gaz, cop, tazyikli suya rağmen siyasete bir ahlak, bir karşı koyma, eş başkanlık ve kadınların da iştiraki ile siyasete yeni bir ivme kazandırdılarsa da. Sevgili Sabih Ataç’ın dediği gibi “İnanç Kümesi” olmaktan kurtulamadılar. “İnanç Kümesi” tabiri dini açıdan ifade etmiyoruz. Bireyin, partinin özgürleşmesinin önünü kesen ırksal, cemaat, tarikat, aşiret yani ideolojik, sınıfsal, dini kümeleşmelerden bahsediyoruz.

Tabii bu HDP’ye has veya ona özel bir durum değildir. Çok partili rejime geçilen günden bu yana bütün siyasi partileri saran kanserli bir ur gibidir. İnanç kümeleri içinde diyalog, tartışma, farklılıkları dillendirme yok. İslami bir zorlama olarak içimize giren “biat” kültürünün benzeri bir kültürü “inanç kümesi” içinde yoğurmuş, benimsemiş, vaz geçmez bir olgu olarak kabullenmişiz.

Dikkat edin bir kişi veya bir grup aday belirler ve bizlere de sadece onlara gidip oy vermek kalıyor. Peki, bu ülkenin sivil toplum kuruluşları, partilerin merkez, taşra, il, ilçe örgütleri, parti delegeleri, hatta parti tabanları; yaygın, bölgesel ve yerel medya, kanaat önderleri ne düşünüyor, ne öneriyor soran var mı? Yok.

Peki, neden kaynaklanıyor? Bizdeki demokrasinin zayıflığındandır. Bireye sadece gel oy ver, git evine bir seçime kadar bekle denilen bir sistem var da ondan. Bu garabet içinde ciddi can yakan Kürd sorunu içinde bunalan Kürdler de ister istemez kendileri için farklı bir “inanç kümesi” oluşturmuşlar. Bu doğru mu, tabii ki değil. 13 yıldır iktidar olan AKP söylemle özdeşleşen pratikte bir adım atmadığı için Kürdler kendi kümesini oluşturuyor.

Belki bu seferki seçimde söz konusu küme biraz genişlemiş olacak. Farklı düşünce, dini inanç ve etnik kümeleri kendi çemberi içine alarak her kesime hitap ediyorum görünümü vermiş olacak. Ama “inanç kümesi” olmaktan kurtulup demokratik düzeye gelmiş olmayacak. Zira her birey beyin anlamında özgürce düşünüp karar vereceği bir ortam yaratılmadan aday seçimleri demokratik değildir. Bu gidiş üretimi olmayan bir topluluk oluşturuyor. Söz konusu durum Kürdler için de, Türkiye’nin tüm halkları ve partileri içinde geçerli ve de çok kötüdür. Birilerini bunun doğru olmadığın söylemeli, ama ne yazık ki öne çıkan olmuyor.

Bakınız AKP kendilerinin “biat” bizim “inanç kümesi” dediğimiz olgunun nelere sebep olacağı hesaplanmadan uzun zamandır bir birleri ile çekişme içinde olan 3 kişiyi Batman’da sıralamaya koydu. Meşhur bir sözdür Gercüç mıntıkasında herkesin “ağa” olduğu bir coğrafyanın, ağa soyundan adayı Mehmet Emin Ekmen sıfat ve özel sebepleriyle rakibi Ziver Özdemir’in arkasında yer aldığı için istifa etti. Bir diğer örneği yine coğrafyamızda Diyarbakır’da Abdurrahman Kurt yaptı.

Şimdi diyeceksiniz ki, iyi ya işte bu iki birey “inanç kümesi” kararlarına karşı çıkarak kırdı. Hayır, hiç alakası yok. Tamamen farklı “inanç kümelerinin” çatışması sonucu zuhur bulan, tabii başka faktörleri de içinde barındıran bir “inanç kümeleri” çatışmasıdır.

Bakın Ekmen’in Nizamettin İzgi aracılığı ile bana intikal eden istifasında ne diyor?

 “Az önce dilekçemi YSK’ya teslim ederek Batman 2. sıra milletvekilliği adaylığından çekildim. Siz değerli dostlarımı, büyüklerimi, akrabalarımı aramam gerektiğinin farkındayım. Ancak beni kararımdan vazgeçirmemeniz için aramakta tereddüt ettim ve sonuçta aramadım.”

Ne demek bu, biz kümeler içinde kümeciklerden oluşuyoruz. Tepkinin amacı, hedefi 1. Sıranın neden kendisine verilmediğinden kaynaklanıyor. Sonuç küçük inanç kümesinden büyük inanç kümesinin aldığı karara bir başkaldırıdır. Yani bireysel görünüyorsa da, kendi gurubu karşısında düştüğü ve 1. Sıra ile aralarında olan bölgesel çekişmeden kaynaklanıyor.

Bu durumda Batman’da seçim sonuçları ne mi olur diye sorarsanız; konuştuğum tarafsız aydın, siyasetçi, Batmanın nabzını tutanların ifadesi ile HDP barajı aşarsa 3-1 galip.

VEFAT VE DUA: Bugün yani 10 Nisan rahmetli babam Seyda-ye Melle Abdülkerim’in 35. Ölüm yıldönümüdür. Hemen her 10 Nisan’da babam ile ilgili bir anımı anlatarak onu 34 yıl andım. Bu gün 35. Yıl dönümünde siz değerli okuyucularımdan bir ricam olacak. Bilenler Allah rızası için babamın ve ölmüşlerinin ruhuna Yasin okurlarsa sevinirim. Bilmeyen ise babam ve kendi ölmüşleri için içlerinden geldiği gibi onlara dua etmelerini isterim. Allah hepimizin ölülerine rahmet eylesin. Kabirleri nur, yerleri cennet olsun.