“MEMLEKET Hareketi” başlattığını açıklayan Muharrem İnce’nin basın toplantısındaki sözlerine CHP lideri Kılıçdaroğlu hiç yorum yapmadı.

Kamuoyuna yönelik bir açıklaması olmayabilir ama yorumunun ne olduğu konusunda o günden beri sorular yöneltiyorum.

Dikkat ettim, konuya girmekten neredeyse hepsi uzak durdu; hatta “basın toplantısını hatırdan çıkarmanın en doğru yöntem olacağını, İnce ismini unutmaları gerektiğini” söyleyenler çoğunluktaydı.

Bu noktada olmalarının nedeni CHP liderinin teşkilata da gönderdiği, “Muhatap alınmasın” mesajı olsa gerek.

Buna karşın yakın çevresine tepkisini dile getirmiş…

Hatırlanırsa, en yoğun gününün yaşandığı Perşembe sabahı, İnce’nin basın toplantısının hemen ardından Kılıçdaroğlu, İzmit’e hareket etti, Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet'in etkinliğine katıldı.

Öncesinde de hasta ziyaretinde bulundu.

Seyahatlerde kendisiyle olan parti yöneticilerine konunun açılıp açılmadığını sordum, üstünkörü yaklaşım içinde, “Üzerinde durmadık” demekle yetindi, konuşmaktan kaçındı.

Ancak Kılıçdaroğlu o gün partinin önde gelen, eski yeni birçok ismi ile telefon görüşmesi yapmış.

Bazıları “hemen disipline verip, ihraç etmesini” önermiş, ancak Kılıçdaroğlu bu önerileri dinlemekle yetinmiş, uygun görmemiş.

“ÇOK HAKSIZLIK YAPTI”

Kılıçdaroğlu ile o gün telefon görüşmesi yapanların aktardığına göre sesi oldukça kırgın geliyormuş.

İçlerinden birine İnce’nin konuşmasına atıf yaparak, “Çok haksızlık yaptı…” diye söze girmiş…

Özellikle kendi posterlerinin seçim sürecinde İnce’den daha fazla yer aldığına yönelik iddiasına hayıflanmış.

Parti yönetiminin seçilmemesi için gayret gösterdiğine, ekonomik destek vermediğine ilişkin sözlerinden duyduğu üzüntüyü dile getirmiş.

“Bu kadar insafsızlık olmaz” deyip eklemiş:

“Bir gün olsun benim posterlerimi asın demedim. Cumhurbaşkanlığı seçimi ve milletvekili seçimi birlikte yapıldı. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin tüm masraflarını partiden harcadık. Toplanan bağışları da kendisi yönetti, hiç karışmadık. Bir gün olsun ‘bütçe eksildi, biraz daha gönderilsin’ talebi gelmedi. Ne istediyse de verildi.”

TARHAN’A OLANDAN DAHA ÇOK ÖFKE VAR

Kılıçdaroğlu ile telefon konuşması yapanlardan bir diğeri de dedi ki:

“Kemal Bey nezdinde, bugüne kadar partiden ayrılan diğerlerinden daha büyük kırgınlığa yol açmış. İnsafsızlık yaptığı boyutunda meseleye bakıyor. Emine Ülker Tarhan 2014’te parti kurmak için istifa ettiğinde de kırgınlık yaratmıştı; ama bu hepsinden çok farklı. Çünkü iftira attığına inanılıyor. ‘Genel Başkan Yardımcımız Adıgüzel gitti, üç saat kapısında bekletti, görüşmedi. İstanbul’da miting yapma' dedim, dinlemedi yaptı, sonra çıkıp ‘hataydı’ dedi. Şimdi de bunları söylüyor…”

“SİVAS’TA SENİ KİM KARŞILAYACAK?

Bütün bunları sıraladıktan sonra İnce’nin nasıl bir etki yapacağını sorduğumda yanıtı ilginç oldu:

“Geçenlerde bir arkadaşımız anlattı. Hikmet Ağabey (Çetin), Murat Bey (Karayalçın) ile ziyaret ettiğinde İnce, hareketini Sivas’tan başlatacağını açıklamış. Hikmet Ağabey bunun üzerine 'Muharrem seni Sivas’ta kim karşılayacak?’ diye sormuş. ‘Sivil toplum örgütleri’ yanıtını alınca, ‘CHP teşkilatının yanında olmadığı yerde senin hareketin hiçbir şey ifade etmez’ uyarısında bulunmuş. İsmail Cem örneğini vermiş…”

Çetin yılların siyasetçisidir ve günümüz siyasetini de en iyi okuyan isimlerin arasında yer alır.

Yıllar önce bir sohbetimizde Hikmet Çetin bu duruma dikkat çekip, “Karizmatik liderler dönemi biteli çok oldu” demişti.

Haksız değil, başkanlık sistemi bireysel çıkışları, hareketleri kolaylaştırdı, ama gerisinde bir öyküsü ve sağlam kadrosu yoksa “Düşün peşime” çağrısı bir şey ifade etmez...

  • Abone ol