Ziyaret siyaseti

 ANKARA’da siyasetin durumu oldukça berrak…

Bir yanda birbiri ile ilişkisi liderlik düzeyinde sağlam şekilde bağlanmış AK Parti ile MHP ittifakı dinamik bir şekilde devam ediyor.

"Eve dön" çağrısı ile İYİ Parti’yi de arasına alıp genişleme çağrısı sonuç vermemiş olsa da BBP’nin de katkısı ile şu aşamada bulunduğu ortaklık yapısını eksiksiz sürdürüyor.

Fatih Erbakan’ın kurduğu Yeniden Refah Partisi’nin de aynı söylemde buluşmasından yola çıkarak, seçimde birlikte hareket edeceği belli olan Cumhur İttifakı iç dinamik yapısını koruyor.

“GEÇMİŞ HATALARIYLA YARGILANMAMALI…”

Millet İttifakı’nın iki ana bileşeni CHP ve İYİ Parti açısından da şu aşamada bir sorun gözükmüyor.

Nitekim CHP lideri Kılıçdaroğlu da dün Cumhuriyet’teki demecinde bunu bir daha kayda geçirdi, hatta bu konuda parti içinden yükselen eleştirilere de yanıt verdi.

Türkiye’nin içinde bulunduğu “tablonun bir partiyi aşan boyutta” olduğunu belirtip, “Dostlarımızla birlikte iktidar olacağız” söylemini yineledi.

Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda da “Yeri geldiğinde herkes özveride bulunmak zorundadır! Çünkü Türkiye’den daha değerli hiçbir şey yoktur” dedi.

“Anayasa değişikliğinin yapıldığı 16 Nisan referandumundan bu yana karşılıklı önyargılardan arınarak bugüne gelen Millet İttifakı’nın son 2 seçimdeki başarısını gösterdiğini” de vurguladı.

Gelecek ve DEVA partilerine karşı da önyargısının bulunmadığını belirtirken, “Geçmişin hataları ile insanlar yargılanmamalı” diyerek de kapıyı açık bıraktı.

Kılıçdaroğlu'nun sözleri her ne kadar sorular böyle geldiği için verilmiş yanıt gibi dursa da Muharrem İnce'nin geçen hafta yönelttiği eleştirilere de yanıt niteliğindeydi...

GÜN OLUR SORUN İÇİN BİR YERDE BULUŞULUR

CHP’ye biraz daha uzak mesafede duran Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ ile dün sohbet ederken, “Size bir şey söylemek istiyorum” deyip ekledi:

“Muharrem İnce beyin, Sayın Kılıçdaroğlu’na ‘dostları’ kavramı üzerinden getirdiği eleştiri doğru ifade değil. Türkiye’nin şartları ağır, gün gelir o sorunları çözmek için aynı yönde bakanları bir yerde buluşturur... Önemli olan Avrupa gibi sistemi kurumlaştırmaktır…”

AKŞENER’DEN DAVUTOĞLU’NA HAYIRLI OLSUN ZİYARETİ…

Bu aşamada İYİ Parti lideri Meral Akşener’in yarın partilerini ziyaret edeceğini de bildirdi.

Kısa süre önce DEVA Partisi lideri Babacan’ı ziyaret eden Akşener’in yarın da kendilerine gelecek olmasından memnundu.

Hatta geçmişte hem DYP, hem de AK Parti’de birlikte siyaset yapmış iki eski partili olarak Akşener ile aralarında esprili bir konuşma da geçmiş; Özdağ ne olduğunu anlatmadı, "Ziyaret biraz gösterişli olacak" demekle yetindi.

DAVUTOĞLU TURA ÇIKIYOR

Genel Başkanı Davutoğlu’nun da partilere ziyarette bulunacağını da bu arada açıkladı.

Aktardığına göre Davutoğlu, AK Parti ve MHP de dahil seçime katılmış 11 parti ile yeni kurulan DEVA ve Yeniden Refah’ın da arasında bulunduğu partilerden randevu talep edip ziyarette bulunma kararı almış.

Neden bu yola gittiklerini sordum, yanıtı şöyle oldu:

“Yeni bir siyaset dilini geliştirmemiz lazım. HDP de dahil bütün partilerle temasımızı sağlayabilmeliyiz. Her şeyi bir kenara bırakıp, memleket meselesini konuşabilmeliyiz; biz de onu yapacağız…”

Daha önce Babacan’a yaptığı hayırlı olsun ziyaretinin bu kez Davutoğlu’na gerçekleştiren Akşener’in birlikte vereceği görüntünün iki partinin dayandığı sosyolojik tabanda yaratacağı etki açık…

DAVUTOĞLU’DAN HDP ATAĞI

Bu aşamada en dikkat çeken ziyaretlerden biri de önceki gün gerçekleşti. Davutoğlu'nun, Başbakanlığı döneminde Güneydoğu’daki hendek eylemleri sırasında sert tartışmalar yaşadığı HDP’nin Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ı ziyareti…

Kısa süre önce Diyarbakır’da ana dilde eğitim konusunda da önemli bir çıkış yapan Davutoğlu’nun bu ziyareti her ne kadar Sancar’ın kız kardeşinin ölümü nedeniyle gerçekleşen taziye ziyareti niteliğinde de olsa verilen fotoğraf önemli…

Ziyaret sırasında da bu konu gündeme gelmiş ve Davutoğlu, 2015 Haziran seçimi sırasında da HDP’ye yönelik dışlayıcı siyaset gütmediğini anımsatmış, koalisyon görüşmesi turu içinde olduğunu anımsatmış.

HDP’den Sırrı Süreyya Önder'in o dönemde, “Bir kaçak çayımızı içer gider” söylemine göndermede bulunmuş.

"Bugün de HDP’yi 6 milyon seçmenden oy almış meşru bir parti olarak gördüklerini" kayda geçirmiş.

Şurası açık ki Davutoğlu da bir süredir Kürt sorunu ile PKK’yı, “Ne dağ, ne kayyum” söylemiyle ayrıştırıyordu.

SEÇİM SATHINA ERKEN GİRİLDİ

Haziran 2018 ve yerel seçimde etkisi açık görülen Kürt seçmene yönelik yeni açılım konusunda CHP lideri Kılıçdaroğlu da partisinin Kurultayında benzer bir açılım yapmış, uzun süre sonra “Kürt sorununa” yönelik söylemle bulunmuştu.

Benzer şekilde, geçmişte Ülkü Ocakları Başkanlığı da yapmış olan İYİ Parti Grup Başkanvekili Musavvat Dervişoğlu da Habertürk’te katıldığı programda, “Türkler ve Kürtler bu ülkede aynı damarda akan kan gibidir” benzetmesini yaparak, sorunların çözümü için yeni politikalara ihtiyaç olduğunu vurgulamıştı.

Daha önce de belirttim, Ankara’da siyaset seçim sathına oldukça erken girdi ve bu zeminde şu an en çok uğraşılan tepedeki ittifakı tabana da yaymak…

Veya tam tersi, ötekinin tavanda kurduğunu, tabanda dağıtmak…

Görünen o ki sandığa kadar ilginç olduğu kadar karmaşık siyaset satrancına tanıklık edeceğiz…

  • Abone ol