MUHALEFET parti sözcüleri iki gündür erken genel seçim olacağını ileri sürüyor.

Aslında erken genel seçime yönelik ilk fitili, CHP Grup Başkanvekili Engin Altay bir yıl önce ateşlemişti.

Buna son dönem İYİ Parti lideri Meral Akşener de katıldı.

Geçen seçimin tarihini, “Erdoğan kışı sevmez en geç Temmuz’da seçime gider” diyerek tahmin eden Akşener, benzer şekilde bu kez de seçimin tarihi olarak Haziran’ı gösterdi.

Akşener, erken seçimin olacağına ilişkin öngörüsüne dayanak yaptığı ise ABD Başkanlık seçimi sonrası Biden’ın işbaşına gelmesi…

Nitekim buna ilişkin yöneltilen soruya yanıt verirken de açıktan söyledi::

Benim beklentim bu. Çünkü atılan adımların ona doğru olduğunu ve Sayın Erdoğan’ı tanıyan bir şahıs olarak, Biden’ın karşısına ‘Acaba bir ümit seçilebilir miyim’ deyip seçilip oturmayı arzu edecektir.

Akşener, dün de Ankara esnafını ziyareti sırasında seçim beklentisini yeniledi, son dönem Cumhur İttifakı içinden gelen seçim barajı ile ilgili açıklamaları da seçimin gelişinin nedenleri arasında saydı.

“Biz de %5 seçim barajını savunuyoruz” dedi.

“HALK SANDIĞI BEKLİYOR…”

İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan ise bir adım daha attı ve AK Parti’nin seçim barajını indirme karşılığı daraltılmış bölgeyi getirmeyi isteyebileceğini belirtti.

Beklenti CHP’de de söz konusu.

CHP lideri Kılıçdaroğlu, Kırşehir’de esnaf ziyareti sonrası “Herkes sandığı bekliyor” deyip ekledi:

“Halkın hakemliğine başvurma zamanıdır artık…”

SP lideri Temel Karamollaoğlu da önceki günkü açıklamasında erken genel seçim beklentisine vurgu yapmıştı.

Benzer yaklaşımı DEVA ve Gelecek Partisi temsilcileri de hafta içindeki konuşmalarında dile getirdi.

ERDOĞAN’IN HAZIR OLUN MESAJI

Şurası açık ki, Erdoğan’ın hafta başından bu yana partisinin il kongrelerinde seçime hazır olmalarına dönük sözler söylemesi, muhalefette böyle bir algıya neden olmuş.

Ancak Erdoğan, seçim bittiği günün ertesinde de bu yaklaşımı sergiliyor…

Burada dikkat çeken Erdoğan’ın CHP üzerinden Millet İttifakı’nın muhafazakar tabanında gedik açmaya çalışıyor olması.

Millet İttifakı da hükümet bileşenleri üzerinde erken genel seçim baskısı yaratıyor.

Her iki taraf da parmak ısırmaca gibi, ittifak çatlatma oyunu oynuyor…

Bunun sonucunda bir erken genel seçim olasılığını beklemek ise gerçekçi olmaz.

Çünkü erken seçimin zemini ve gerekçeleri oluşmuş değil.

Ne seçime götürecek kadar veya muhalefete kazandıracak ölçüde ekonomi batık ne de TBMM’de sayısal çoğunluk açısından sorun var; yeni sistem hükümete ilişkin soruna da izin vermiyor.

Bu üç sacayağından herhangi birinde kırılma da yakın gelecekte gözükmüyor.

BARAJDA UZLAŞI TAMAM

Bir konu hariç…

O da AK Parti’nin geçen Haziran ayında Adalet Bakanı Abdulhamit Gül tarafından dile getirilen Seçim Kanunu üzerindeki değişiklik.

Nitekim AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı da çalışmalarının son aşamaya geldiğini ve MHP ile görüş alışverişinde bulunacaklarını, diğer partilerle de paylaşacaklarını bildirdi.

Seçim Kanunu üzerinde durulan en önemli konu yıllardır tartışması devam eden, ancak hiçbir iktidarın indirmeye yanaşmadığı %10 barajı…

MHP lideri Devlet Bahçeli, kısa süre önce yeni sistemle gelen ittifakların barajın önemini ortadan kaldırdığına dikkat çekerek, barajın aşağı inmesi gerektiğini söylemişti.

AK Parti’de üzerinde durulan ise %5 ile %7 arasında bir orana çekmek.

Bu konuda muhalefette de kabul görmüş genel bir kanı hakim.

SORUN DARALTILMIŞ BÖLGEDE

Ancak en tartışmalı konu, AK Parti’nin bunun yanında getirmek istediği daraltılmış bölge uygulaması.

İlk kez Özal döneminde uygulanan ve 1987 seçiminde büyük avantaj sağlayan sisteme benzer bir uygulama hedefleniyor.

Anımsanırsa, muhalefetin başvurusu sonucu 1995’in Kasım ayında Anayasa Mahkemesi bu uygulamayı seçimde adalet unsurunu ortadan kaldırdığı için iptal etti.

Getirilmek istenen ise Özal’ın getirdiğinin Anayasa Mahkemesi’nden iptal görmüş olması da dikkate alınarak daha farklı.

Buna göre bir seçim bölgesi 5 veya 7 milletvekili ile sınırlanıyor.

Örneğin, 5 milletvekili ile sınırlı daraltılmış bölgeye geçilirse bugün 3 seçim bölgesi olan İstanbul 20 seçim bölgesine ayrılıyor.

Getirilmek istenen sistemde milletvekili sayısı beşten aşığı olan iller ise tek seçim bölgesi kabul ediyor.

Bu da büyükşehirlerde seçim barajının %20’ye çekilmesi anlamına geliyor ki iki parti dışında milletvekili çıkaracak parti kalmaz.

MHP DARALTILMIŞA KARŞI

Bu açıdan daraltılmış bölge uygulamasına MHP lideri Bahçeli bunun başka sorunlara da neden olacağını belirterek karşı çıkıyor.

Buna rağmen yapılabilir mi?

MHP’de kendilerine danışılmadan ve kesin onay alınmadan AK Parti’nin adım atmayacağı kanaati hakim.

Ayrıca yapılan Anayasa değişikliğine uyum kapsamında yapılması zorunlu olan Seçim Kanunu’ndaki değişiklik halinde, bunun uygulanabilmesi için bir yıla ihtiyaç var.

Eğer Mart ayında bir düzenleme yapılacaksa bunun 2022 Mart’ından önce uygulanmasının şansı yok.

Dolayısıyla hem düzenlemeyi getirip hem de uygulamayacağı düşünülmeyeceğine göre bir yıl içinde bir seçimin yapılmasının, yani erken genel seçimin de olasılığı görülmüyor.

KANUN DEĞİŞİRSE BİR YIL SONRA

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay ile dün sohbet ederken bu duruma dikkat çektim, “Eğer Seçim Kanunu değişikliği yaparlarsa seçimi bir yıl sonra yaparlar” dedi.

Buna rağmen şartların erken genel seçime zorlayacağı görüşünü yineledi.

Dikkat çeken muhalefetin erken seçim gerekçesinin içsel değil, dışsal faktöre bağlıyor olmasında.

Her ne olursa olsun, bu ülkede üç şey tartışılmaya başlandığında sonunda oluyor.

Bunlardan biri af, diğeri terhis, sonuncusu da seçim...

Zaten seçim için sorun da ne zaman olacağında ortaya çıkıyor…

Eğer sözünü ettiğimiz erken genel seçim ise bu bir yıl içinde yapılacak seçim demektir ki, bunun şu an çok görünür bir tarafı yok.

Ama vaktinden önce olabilir mi derseniz, onu ancak Seçim Kanunu üzerindeki görüşmeler sonrasında söyleyebilirim…

  • Abone ol