TBMM bir ay aradan sonra bugün çalışma yılının ikinci yarısına başlayacak…

Belki de TBMM’nin son yıllardaki en yoğun dönemine tanıklık edeceğiz.

İttifak ilişkilerinin yeniden şekillenmesinden tutun da bundan böyle seçimlerin işleyişinin nasıl yürüyeceğine kadar birçok konu bu dönemde açıklığa kavuşacak.

Yıllardır tartışılan yüzde 10 barajı da öyle görünüyor ki bu dönemde ilk kez aşağı çekilecek; belki de ortadan tamamen kalkacak.

Belki de büyük şehirlerdeki seçim bölgelerini daha daraltan, çok sayıdaki bölge sistemine geçilecek…

Yeni seçim sisteminin nasıl şekilleneceği ve barajın hangi düzeyde kalacağı ittifak içinde olmayan partiler arasında işbirliğine de yol açabilir.

Çünkü düşük oy oranlarına sahip partilerin hiçbiri daraltılmış bölge sistemini istemiyor.

Bu da AK Parti ile MHP’nin ya da CHP ile İYİ Parti’nin konuya yaklaşımlarını farklılaştırıyor.

Ayrıca Türkiye barajının ittifak yapacak partilere uygulanması da bir başka kırılmaya yol açıyor…

MHP’nin önerdiği bu sistemin hayata geçmesi halinde örneğin BBP parti kimliği ile Cumhur İttifakı içinde yer alamaz hale geliyor.

Çünkü Türkiye barajı %5’e indirilse dahi, partilerin aldığı oy bu orana ulaşmamış ise ittifaka katılmaları imkânsız olacak.

Bu da BBP veya Vatan Partisi’nin, kendi kimliği ile Cumhur ittifakı içinde yer almaması demek.

Ya da Saadet Partisi ve Demokrat Parti’nin de Millet İttifakı içinde bulunması veya işbirliğine girmesinin imkânsızlaşması…

Bütün bunlara MHP’nin karşı olduğunu açıkça dile getirdiği daraltılmış bölge sistemi eklendiğinde durum çok daha karmaşık hal alıyor.

Başta da belirttiğim gibi, uyum yasaları kapsamında Anayasa değişikliğinin zorunlu kıldığı Siyasi Partiler ve Seçim kanunlarındaki düzenlemenin bu dönem yapılması şart…

Zaten bu dönem yapılmazsa gelecek yıl hayata geçirilmesinin olanağı yok, çünkü seçim kanunlarında yapılan değişikliğin bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanması Anayasa gereği mümkün değil…

Gelecek yasama yılına da bırakılması risk almak demek…

Birinin kazancının, diğerinin otomatik kaybı haline döneceği düzenleme ister istemez ittifakların açmazını da büyütüyor.

Mevcut durum korumaya kalkıldığında ise Başkanlık Sisteminden beklenen amaç hasıl olmuyor.

PARLAMENTER SİSTEM

Ayrıca Seçim ve Siyasi Partiler kanunlarının hangi sisteme göre tasarlanacağı da bir başka tartışma konusu.

Bir tarafta Cumhur İttifakı’nın bileşenlerinin ardında durduğu Başkanlık Sitemi, diğer yanda ise güçlendirilmiş veya geliştirilmiş adlarında dile getirilen ve tekrar dönülmesi için uğraş verilen muhalefetin parlamenter demokratik sistemi…

Birine göre yapılacak düzenlemenin, ötekinde işlemesi olası değil…

Bu da parlamentoda uzlaşıyı zorlaştıran diğer bir unsur olarak karşımıza çıkıyor.

Bu konuda muhalefet de oldukça yol kat etmişe benziyor.

Daha önce Gelecek Partisi, parlamenter sisteme ilişkin Anayasa değişikliği paketini partilere sunmuştu.

İYİ Parti de dün kendi taslağı üzerindeki son hazırlıklarını Ankara’da bir otelde buluşarak milletvekilleri ile paylaştı.

CHP de iki akademisyenin hazırladığı güçlendirilmiş parlamenter sistem modeli ile Gelecek Partisi’nin hazırladığı modeli Merkez Yürütme Kurulu’nda gözden geçirdi.

Yakın gelecekte de önce liderlerin, ardından da kurmayların bir araya gelip hazırladıkları modelde uzlaştıkları veya uzlaşamadıkları konuları belirleyip ortak bir metin çıkarmaları bekleniyor.

Şu aşamada aralarında uzlaşılmayacak bir zemin de pek gözükmüyor; sadece Cumhurbaşkanı’nın daha etkili mi, yoksa tamamen etkisiz mi olacağı konusunda ayrışıyor…

KONUMLANMA SORUNU

Muhalefet açısından ayrışma yaratan bir diğer konu da kendi iç çekişmeleri.

CHP üyeliği devam etmekle birlikte Muharrem İnce, dün yeni kuracağı partisinin tüzük hazırlıklarında bir yere geldiklerini açıkladı.

Zaten 1 Mart tarihi itibarıyla da yeni partiyi kuracaklarını daha önce ima etmişti.

Ayrışmanın yaşandığı bir diğeri de İYİ Parti…

Yanlış usulle ihraç ettiği Ümit Özdağ’ın mahkeme kararı ile geri dönmesi sonrası, İYİ Parti’de yeniden ihracın hazırlıklarını yapılırken, bunun yeni bir siyasi hareket başlatma çabasına döneceği de biliniyor.

Ancak hem CHP, hem de İYİ Parti’de bu çok önemsenmiyor.

Neden de ayrılanların nerede konumlanacağı ile ilgili.

Her iki kanatta yer alan ikişer etkin partinin birlikteliği neredeyse Katolik evliliği şeklinde devam ederken, bir üçüncü ittifak modelini üretmek şu aşamada kolay görünmüyor.

Belki bundan kaynaklansa gerek, her iki taraf da birbirinin ittifakını çatlatmak için yöntem arıyor.

Cumhur İttifakı bileşenleri İYİ Parti’nin milliyetçi tabanını uzaklaştırmak için CHP üzerinden olumsuz algıya yükleniyor.

Millet İttifakı da milliyetçi- muhafazakar taban üzerinden ekonomideki durumu önceleyerek yeni bir cephe açıp, yeni kurulan partilere akışın hızlanması için gayret gösteriyor.

Sonuçta her parti bu dönem sütre gerisine yığınak yapıyor; bir erken genel seçimi görmemekle birlikte olacakmış gibi algı üretiyor.

  • Abone ol