GEÇMİŞ kurultay konuşmaları da örnek alındığında görülür ki MHP lideri Devlet Bahçeli, gelecek döneme yol gösterir.

Bu süreç içinde kadrolarına baz alacağı yol haritasını çizer.

MHP’nin dün gerçekleşen 13. Olağan Kurultayında da aynı şekilde geleceğe ilişkin yol haritasını koydu.

Bu üç farklı zemine oturttu.

Önce bugün durdukları zemini netleştirdi, bir zamanlar iktidar ortağı olduğu, Cumhurbaşkanlığı seçiminde ortaklaştığı CHP ile gelecekte oluşabilecek tüm bağı kopardı.

BAĞLARI KOPARDI, 2023’Ü İSE BAĞLADI

Kısa süre önce “Eve dön” çağrısı yaptığı İYİ Parti ile geçmişte olduğu gibi kapıları tamamen kapattı.

Bunu yaparken Cumhur İttifakı ortağı Cumhurbaşkanı ve AK Parti lideri Tayyip Erdoğan ile de bağı güçlendirdi; daha önce ilan ettiği gibi Cumhurbaşkanı adaylarının Erdoğan olduğunu bir de kurultay önünde tekrarladı.

MHP lideri Bahçeli bu açıdan partisinin konumunu netleştirdi; muhalefet ile bağı kopardı, hatta daha sert bir zemine taşıdı.

Bunu yaparken 2023’ü de net bir düğümle bağladı.

Ardından 2023 ve sonrasına ilişkin “stratejik hedeflerini” koydu; bunu da beş maddede sıraladı.

İlk sıraya ‘Türk Tipi Başkanlık Modeli’ dediği başkanlık sistemini koydu.

İkinci sıraya bunu tahkim etmek için yeni sistemin yapısına uygun bir Anayasa’yı yerleştirdi.

Siyasi Partiler ve seçim kanunlarında düzenlemeler yapılması, Siyasi Etik Yasası çıkarılması, TBMM İç Tüzüğü’nün yeni sisteme ahenkli hale getirilmesini de sıraladı.

Sona ise milletvekili dokunulmazlığının yeni baştan ele alınmasını koydu.

Aslında yakın geçmişte partisinin Meclis grup toplantılarında bu konuların altını birkaç kez çizmişti.

MİLLİ EKONOMİK MODEL

Ancak üçüncü stratejik hedef olarak açıkladığını ise dün Büyük Kurultay’da ilk kez dile getirdi.

Birinci İzmir İktisat Kongresi’nde önerisinin ilk saygın adımının atıldığını, ancak etki alanının istenildiği gibi gelişmediğini belirterek önerisini şu cümleyle açıkladı:

“Çalışan, üreten, ruh kökümüzden beslenen, manevi ve moral değerlerimizle eklemlenen yeni, yerli ve milli bir ekonomik sistemin ihyası ve inşasıdır.”

Bunu söylerken MHP’nin serbest piyasa mantığını kabul eden bir parti olduğunu da kayda geçirdi…

Türkiye’nin söz dinleyen değil, sözü dinlenen bir kuvvete dönüştüğüne de vurgu yaptı.

YENİ EKSEN TANIMI

Dördüncü stratejik hedef olarak ortaya koyduğu ise kamuoyunda bir ara tartışılan, “eksen kaymasına” odaklıydı.

Türkiye’nin dünya düzeninde kendine biçtiği tarihsel rolü oynaması için kışkırtıcı, etkili şekilde jeopolitiğine yönelmesi gerektiğine vurgu yaptı.

Yeni eksenin orta direğine ‘Selçuklu’yu oturtup devam etti:

“Bu jeopolitiğin ana omurgası, Çiftbaşlı Selçuklu Kartalı’yla simgeleştirilmelidir. Biz, ne doğudan vazgeçeriz ne batıdan ödün veririz. Biz ya doğu ya batı arasında sıkışıp kalmayız. Kuşkusuz ve kesinlikle hem doğu hem de batı kararındayız…”

Sınırlarını da çizdi.

“ABD ile dostluk ve müttefiklik Rusya ile de komşuluk ilişkisinin geliştirilmesi…”

S-400 konusundaki duruşun devamı, Mısır ile başlayan ilişkinin de geliştirilmesi.

Son stratejik hedefi de küresel ve bölgesel zeminde diyalog ve işbirliği olarak gösterdi.

Bu arada uluslararası arenadan gelen hükümete yönelik eleştirilere de kalkan oldu.

Özellikle Türkiye’nin totaliter eğilime girdiği, demokrasinin zayıfladığına yönelik eleştirilere sert çıktı.

MHP’nin gelecekteki yol haritasını net koydu…

Çiftbaşlı kartal diplomasisi ve ekonominin yeni modelini başkanlık sistemi gibi kendine uygun bir şekilde yaratması bunların içinde en dikkat çeken yeni önerilerdi.

SALONUN ANDIMIZ TEPKİSİ

Konuşmada salondaki delegeler ve az sayıdaki izleyiciyi etkileyen noktalara gelirsem…

Mehmet Akif Ersoy’dan alıntıladığı şiirleri okurken sergilediği coşkuya salon da aynı tepkiyi verdi.

Son günlerin en önemli tartışması Danıştay’ın iptal ettiği Andımız konusuna daha bir cümle ile girdiğinde ise salon çoktan ayağa kalkmıştı.

Aslında bu durum delegenin ve MHP tabanının içinde bulunduğu durumun da yansımasıydı…

MHP lideri genel kuralını listesinde de değiştirmedi.

Merkez Yürütme Kurulu’nun ilk sırasına Başkanlık Divanı’na gelmesi olası isimleri koydu.

Mevcut Divan’dan iki isme, Emin Haluk Ayhan ve Hidayet Vahapoğlu’na yer vermedi.

Deniz Depboylu’yu ise Merkez Yürütme Kurulu’na aldı ancak 62. sıraya kaydırdı; bu yeni Divan’da yer vermeyecek şeklinde okundu.

Şunu belirteyim ki Kurultay pandemi şartlarına göre oldukça düzenliydi.

Üst üste, lebalep olmamasına dikkat edilmişti.

Çay ve pasta dağıtan garsonlarından, yol gösteren teşrifatçılara kadar en küçük detay atlanmamıştı.

Eksik neydi derseniz; geçen kurultayların aksine sayısı azalan kadınlardı…

  • Abone ol